Sünnet-i Seniye

07.06.2011

7612

Sünnete Uygun Uyku Düzeni Nasıl Olmalıdır?

Bir Müslüman, günlük zaman nimetinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için sünnet-i seniyye ışığında en uygun uyku düzeni nedir?

04.07.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İnsan hayatı, kendisine verilen en büyük nimetlerden biri olan "zaman" üzerine kuruludur. Bu zamanı en verimli şekilde değerlendirmek ise sadece çalışmakla değil, dinlenmeyi ve uykuyu da doğru ayarlamakla mümkündür. İslam’da bu denge, sünnet-i seniyye rehberliğinde en güzel şekilde ortaya konmuştur. Peygamber Efendimizin (sav) hayatına bakıldığında, uyku düzeninin hem beden sağlığını hem de ibadet ve günlük verimliliği destekleyecek şekilde dengeli olduğu görülmektedir. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Dâvûd’un oğlu Süleyman Peygamber’in annesi, Süleyman’a şöyle demişti: ‘Evlâdım! Geceleyin fazla uyuma! Zira geceleyin fazla uyumak, kişiyi kıyamet günü fakir bırakır.1

Sabah uykusu, rızkın azalmasına sebep olur.2

Resûlullah (sav), yatsıdan önce uyumayı ve yatsı sonrasında da (oturup) konuşmayı hoş karşılamazdı.3

Yaîş İbni Tıhfe el-Gıfârî radıyallahu anhümâ, babam bana şöyle dedi, diyerek nakletmiştir:
Bir ara ben mescitte yüzükoyun yatmıştım. Baktım ki bir adam beni ayağıyla kımıldatıyor ve: “Bu, Allah’ın kızgınlığına sebep olan bir yatış tarzıdır” diyor. Bir de ne göreyim, o Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem değil mi!4

Bir kimse bir mecliste oturur da orada Allah Teâlâ’nın ismini anmazsa, Allah’a karşı eksik bir iş yapmış, bir günah işlemiş olur. Bir kimse yatağa yatar da orada Allah Teâlâ’yı zikretmezse, yine eksik bir iş yapmış, bir günah işlemiş olur.5

Allâh’ım!.. Ümmetimin (sabah) erken vakitlerini (o vakitlerde başladıkları işlerini) bereketli kıl!6

Yatacağın zaman namaz için abdest aldığın gibi abdest al. Sonra sağ tarafın üzerine yat ve şöyle de: ‘Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. İşimi sana havale ettim. Sırtımı sana dayadım, sana karşı ümit ve korku besleyerek... Senden sığınacak yer yine sensin, senden kurtulacak yer de yine sensin. Allah’ım! İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin peygamberine iman ettim.’ Şayet o gece ölecek olursan fıtrat üzere ölürsün. (Uyumadan önce) söyleyeceğin son sözler bunlar olsun.7

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gece on bir rek’at namaz kılardı. Sabah tan yeri ağarınca da kısaca iki rek’at namaz kılar, sonra müezzin gelip sabah ezanını okuyuncaya kadar sağ yanı üzerine yaslanıp uzanırlardı.8

Gündüzün orucuna sahur yemeği ile, gecenin ibadetine de öğle uykusu ile yardımcı olunuz!9

Bu rivayetler ve hadisler birlikte değerlendirildiğinde, İslam’ın uykuya bakışının sadece dinlenme değil, aynı zamanda bir hayat düzeni kurma meselesi olduğu anlaşılmaktadır. Geceyi tamamen uykuya ayırmak yerine ölçülü uyumak, sabahın erken vakitlerini değerlendirmek, yatsıdan sonra gereksiz meşguliyetlerden kaçınmak ve uykuya bile Allah’ı zikrederek girmek Müslüman için ideal bir dengeyi ifade etmektedir. Peygamber Efendimizin (sav) uygulamalarında görüldüğü gibi, uyku ibadet hayatını destekleyen bir araçtır, amaç değildir. Aşırı uyku insanı tembelliğe ve gaflete sürüklerken, düzenli ve ölçülü uyku hem dünya işlerinde verimi artırır hem de ahiret hazırlığını güçlendirir. Bu yüzden Müslüman, uykusunu bile bir disiplin ve şuur içinde yaşayarak zaman nimetini en güzel şekilde değerlendirmeye çalışmalıdır. Bu konuda Bediüzzaman Hazretleri ise şöyle demektedir:

Uyku üç nevi‘dir:
Birincisi: “Gaylûle” dir. Fecirden sonra, tâ vakt-i kerâhet bitinceye kadardır. Bu uyku, hadîsçe rızkın noksâniyetine ve bereketsizliğine sebebiyet verdiği için, hilâf-ı sünnettir. Çünkü, rızık için sa‘y etmenin ve rızkın mukaddemâtını ihzâr etmenin en münâsib zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehâvet ârız olur. O günkü sa‘ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sâbit olmuştur.10

Yani "Gaylûle" denilen, sabah namazından sonra kerâhet vakti çıkana kadar olan sürede yapılan uykudur. Bu uyku sünnete uygun görülmemiştir. Çünkü sabah vakti, insanın hem zihnen hem bedenen en dinç olduğu, rızık için çalışmanın en verimli zamanıdır. Bu saatlerde uyumak, kişinin güne rehavetle başlamasına neden olur. Ayrıca bu vakti kaçıran kişi, gün içinde yapacağı işlerde de verimsizlik yaşayabilir. Bu yüzden, sabah erken kalkıp o vakti değerlendirmek hem maddi kazanç hem de manevi bereket açısından önemlidir.

İkincisi: “Feylûle” dir ki; ikindi namazından sonra mağribe kadardır. Bu uyku ömrün noksâniyetine, yani uykudangelen sersemlik cihetiyle o günkü ömrü, nevm-âlûd, yarı uyku hâlinde kısacık bir şekil aldığından maddî bir noksâniyet gösterdiği gibi, ma‘nevî cihetiyle de o gün hayatının maddî ve ma‘nevî neticesi ekseriyâ ikindiden sonra tezâhür ettiğinden, o vakti uyku ile geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden, güya o günü yaşamamış gibi oluyor.11

Yani "Feylûle" denilen ikindi namazından sonra akşam vaktine kadar olan sürede yapılan uykudur. Bu uyku da hoş karşılanmamıştır. Çünkü ikindi sonrası zaman dilimi, günün en önemli sonuçlarının ortaya çıktığı, yapılan işlerin netice verdiği bir vakittir. Bu saatlerde uyumak, hem zihinsel bir ağırlık ve sersemlik oluşturur hem de kişinin o günkü verimini düşürür. Ayrıca bu uyku, insanın akşam saatlerinde de halsiz ve isteksiz olmasına sebep olabilir. Bu yüzden, bu vakti uyanık geçirmek hem dünya işleri hem de ibadet açısından daha faydalıdır.

Üçüncüsü: “Kaylûle” dir ki; bu uyku sünnet-i seniyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyâmına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Cezîretü’l-Arab’da “vaktüzzuhr” denilen şiddet-i harâret zamanında bir ta‘tîl-i eşgāl, âdet-i kavmiye ve muhîtiye olduğundan, o sünnet-i seniyeyi daha ziyâde kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyîde medârdır. Çünkü yarım saat kaylûle, iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek ömrüne her günbir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine ölümün küçük kardeşi olan uykunun elinden bir buçuk saati kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor.12

Yani "Kaylûle" denilen öğle vakti civarında yapılan kısa uyku, sünnet-i seniyye içinde tavsiye edilen ve hem beden hem de günlük hayat düzeni açısından faydalı görülen bir dinlenme şeklidir. Bu uyku, özellikle günün en sıcak ve insanın doğal olarak yorgunluk hissettiği zamanında yapılır; bu yüzden hem bedeni rahatlatır hem de zihni toparlar. Aynı zamanda gece ibadetine güç kazandırdığı ve kişinin daha verimli bir şekilde geceyi değerlendirmesine yardımcı olduğu için sünnet olarak teşvik edilmiştir. Kaylûlenin kısa süreli olması, insanın toplam uyku ihtiyacını dengeleyerek gece uykusunu daha kaliteli hale getirir, gündüz ise daha dinç ve üretken olmasını sağlar. Bu yönüyle kaylûle, ömür ve rızık açısından da berekete vesile olmaktadır.

Sonuç Olarak Sünnete Uygun İdeal Uyku Düzeni Şöyledir: Gece erken yatmak, sabah namazından sonra uyumamak, gün içinde imkân varsa kısa bir kaylûle yapmak ve ikindi sonrası uykudan kaçınmak şeklindedir. Bu düzen, insanın hem beden sağlığını korur hem de gününü daha verimli, bilinçli ve bereketli geçirmesine yardımcı olur.

Kaynakçalar
  1. İbn Mâce, İkâmet, 174

  2. İbn Hanbel, I, 73.

  3. Buhârî, Mevâkîtü’s-salât, 23

  4. Ebû Dâvûd, Edeb 95. Tirmizî, Edeb 21.

  5. Ebû Dâvûd, Edeb 25. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 422.

  6. Ebû Dâvûd, Cihâd, 78; Tirmizî, Büyû, 6.

  7. Buhârî, Vudû’, 75.

  8. Buhârî, Daavât 5; Müslim, Müsâfirîn 121-122.

  9. Hâkim, I, 588.

  10. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 310.

  11. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 310-311.

  12. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 311.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız