Kalp, Allah'ın insana bahşettiği çok önemli bir latifedir ve ruha takılmıştır. İmâm-ı Rabbânî'ye (ra) göre insanda beşi halk, beşi de emir âlemine ait on latife (letâif-i aşere) vardır. Halk âlemine ait latifeler anâsır-ı erbaa (hava, su, toprak, ateş) ile nefistir. Emir âlemine ait latifeleri de kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ şeklinde sıralayan İmâm-ı Rabbânî Hazretleri, Nakşibendiyye tarikatında seyr-ü sülûkün kalp latifesinden başlayarak emir âlemine ait bu beş latife ile (letâif-i hamse) sürdürülmesi usulünü ortaya koymuştur.1
Bediüzzaman Hazretlerine göre kalpten maksad; çam kozalağına benzer bir et parçası değildir. Ancak İlâhî hakikatleri zevk eden bir duygu, Rabbanî bir latifedir.
Kalp, hissiyatın mazharı olan vicdan ile fikirlerin makes bulduğu dimağdan oluşur.
Rabbanî bir duygu hükmündeki manevî kalbin insanın ruhuna, maneviyatına yaptığı hizmet, maddî kalbin bedene yaptığı hizmet gibidir. Evet, nasıl bedenin her yerine hayat suyu olan kanı neşreden o maddî kalp bir makine-i hayattır ve maddî hayat onun işlemesiyle kâimdir, sekteye uğradığı zaman cesed de sükûta uğrar. Öyle de o manevî kalp dahi emeller, ahval ve maneviyatın hey’et-i mecmuasını hakiki bir nur-u hayat ile canlandırır, ışıklandırır; o iman nurunun sönmesiyle mahiyeti, hareketsiz bir ölü gibi bir heykelden ibaret kalır.2
Rûh zîhayat, zîşuûr, nûrânî vücûd-u hâricî giydirilmiş, câmi‘, hakîkatdâr, külliyet kesbetmeye müsteid bir kānûn-u emrîdir.3
Akıl, kalp gibi bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm latifeler ruha takılmıştır. Ruhun bir özelliğidir. Ruhun vücud-u haricisi olduğuna göre kalbin de vücud-u haricisi vardır.
https://islamansiklopedisi.org.tr/letaif-i-hamse
Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 71-72
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 196

