İlgili ayet şöyle geçmektedir:
Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarından geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa, haydi geçin gidin! (Hâlbuki) bir kuvvet olmadıkça, çıkıp gidemezsiniz!1
Bediüzzaman Hazretleri bu ayet hakkında şöyle demektedir:
Ey acz ve hakāreti içinde mağrûr ve mütemerrid; ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin! Emirlerime itâat etmezseniz, haydi elinizden gelirse hudûd-u mülkümden çıkınız. Nasıl cesâret edersiniz ki, öyle bir sultânın emirlerine karşı gelirsiniz. Yıldızlar, aylar, güneşler emirber neferleri gibi emirlerine itâat ederler.2
Yani insanın Allah'ın hakimiyetinden kaçamayacağını ve O'nun kudretinin dışına çıkamayacağını bildirmektir. Allah'ın, emirlerine karşı gelen insan ve cinlere âdeta şöyle seslenmektedir: "Eğer gücünüz yetiyorsa benim mülkümün dışına çıkın." Fakat bunun mümkün olmadığı, "size verilmiş bir güç olmadıkça geçemezsiniz" buyurularak açıkça ifade edilmektedir. Yıldızlar, gezegenler, güneşler ve bütün kâinat Allah'ın emrine itaat ederken, küçücük bir insanın O'nun hakimiyetinden kurtulabileceğini zannetmesi büyük bir aldanıştır. Dolayısıyla ayet, hem Allah'ın sonsuz kudretini hem de insanın aczini hatırlatan bir uyarıdır.
Bu ayet aynı zamanda insanın kâinat karşısındaki küçüklüğünü de düşündürmektedir. İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi yaklaşık 100.000 ışık yılı çapındadır. Bir ışık yılı ise yaklaşık 9,46 trilyon kilometredir. Yani ışık hızıyla bile galaksinin bir ucundan diğer ucuna gitmek yaklaşık 100.000 yıl sürmektedir. Üstelik Samanyolu, evrendeki trilyonlarca galaksiden sadece biridir. Bilim insanları gözlemlenebilir evrende yaklaşık 2 trilyon galaksi bulunduğunu tahmin etmektedir. Sadece bizim galaksimizde bile 100 ila 400 milyar yıldız olduğu düşünülmektedir. Carl Sagan'ın meşhur benzetmesiyle, gökyüzündeki yıldızların sayısı Dünya'daki tüm kum tanelerinden bile fazladır.3
İnsan, bırakın evrenin sınırlarını aşmayı, henüz kendi galaksisini bile geçebilmiş değildir. Dünya ile Venüs arasındaki en yakın mesafe yaklaşık 38 milyon kilometre, Dünya ile Mars arasındaki ortalama mesafe ise 225 milyon kilometredir. Dünya'ya en yakın yıldız olan Proxima Centauri bile yaklaşık 4,24 ışık yılı, yani yaklaşık 40 trilyon kilometre uzaklıktadır. Günümüzdeki en hızlı uzay araçlarıyla bu mesafeyi kat etmek yaklaşık 70.000 yıl sürecektir.4 Bu gerçekler, insanın teknolojik ilerlemesine rağmen kâinatın büyüklüğü karşısında ne kadar sınırlı bir güce sahip olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan Rahmân Sûresi'ndeki bu ayet, insanın aczini ve Allah'ın sonsuz kudretini hatırlatmaktadır.
Ay'a çıkmak veya uzaya gitmek bu kadar büyük bir olaysa, Peygamber Efendimiz (sav) neden bundan bahsetmedi de büyük binaların yapılacağını haber verdi?
Öncelikle Hz. Peygamber'in (sav) gönderiliş amacı doğru anlaşılmalıdır. O'nun vazifesi insanlara astronomi, fizik, uzay teknolojisi veya gelecekteki bilimsel gelişmeleri öğretmek değildir. Asıl görevi insanlara Allah'ı tanıtmak, ahirete hazırlamak, imanın esaslarını açıklamak, güzel ahlakı öğretmek ve insanları hidayete davet etmektir. Kur'an da bir fen veya bilim kitabı değildir. Kur'an'ın temel hedefi, insanı doğru inanca ve salih amele yönlendirmektir. Bu sebeple Kur'an'da veya hadislerde bütün bilimsel keşiflerin tek tek haber verilmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir.
Elbette Peygamber Efendimiz'in (sav) haber verdiği ve daha sonra gerçekleşen birçok gaybi haber bulunmaktadır. Bunlar O'nun peygamberliğinin mucizelerinden biridir. Ancak bunlardan bazılarının haber verilmiş olması, gelecekte meydana gelecek her önemli olayın da mutlaka haber verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Çünkü bu, peygamberliğin amacıyla bağdaşmaz.
Nitekim hadislerde yüksek binaların yapılacağından bahsedilmesi de mühendislik tarihine dair bir bilgi vermek için değil, kıyamet öncesinde insanların dünya malı ve gösteriş konusunda birbirleriyle yarışacaklarını haber vermek içindir. Burada asıl verilmek istenen mesaj, insanların maneviyattan uzaklaşıp dünyevi hırslarının artacağıdır. Aynı şekilde başka hadislerde de servetin çoğalması, emanetin zayi edilmesi veya ilmin azalması gibi pek çok sosyal ve ahlaki değişim haber verilmiştir. Bunların ortak noktası, insanlara ibret vermeleri ve ahlaki bir mesaj taşımalarıdır.
Sonuç olarak Rahmân Sûresi'ndeki "Göklerin ve yerin sınırlarını aşın." ifadesi, insanın Allah'ın kudretinden kaçamayacağını ve kâinat karşısındaki aczini ortaya koyan bir meydan okumadır. Günümüz teknolojisiyle Ay'a gidilmiş veya gezegenlere uzay araçları gönderilmiş olması bu gerçeği değiştirmez. İnsan hala kendi galaksisinin dışına çıkabilmiş değildir. Öte yandan Peygamber Efendimiz'in (sav) Ay'a çıkılacağını haber vermemiş olması da (Haşa!) bir eksiklik değildir. Çünkü O'nun görevi gelecekteki bütün bilimsel gelişmeleri açıklamak değil, insanları dünya ve ahiret saadetine ulaştıracak hakikatleri öğretmektir.
Rahman, 55/33.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 86.
Carl Sagan, "Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları", Altın Kitaplar, 2020, s. 270.

