Muhtelif Meseleler

01.04.2026

13

Bir Kavmin Vahye Muhatap Kılınması Üstünlük mü, İmtihan mı?

Allah'ın belli bir toplumu "seçilmiş halk" olarak nitelemesi veya bir dili (Arapça, İbranice) diğerlerinden üstün tutup "ibadet dili" kılması, evrensel eşitlik ilkesine aykırı değil midir?

11.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Allah katında üstünlük, kavimle, dille veya soyla değil; iman, takvâ ve itaat iledir. Nitekim Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de bunu açıkça ifade etmiştir.

O hâlde gevşemeyin ve üzülmeyin! Eğer (gerçekten) mü'min kimseler iseniz, en üstün olanlar sizsiniz!1

Ey insanlar! Şüphesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden (Âdem ile Havvâ'dan) yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi milletler ve kabileler kıldık. Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvâlı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alîm (her şeyi hakkıyla bilen)dir, Habîr (her şeyden haberdâr olan)dır.2

Dolayısıyla Kur'ân'ın Arap Yarımadası'nda nazil olması, ibadet dilinin Arapça olması, Arap toplumunun ayrıcalıklı veya üstün tutulduğunu göstermez.

Ayrıca bir kavmin veya bir dilin vahyin tebliğinde vazifedar kılınması, ontolojik bir üstünlük değil; aksine tarihî bir vazifelendirme ve imtihandır. İbadet dilinin Arapça olması, Arap milletine bu tercihten ötürü herhangi bir ayrıcalık ve üstünlük vermediği gibi, bu durum onlar için bir imtihan vesilesi olmuştur. Zira Kur'ân'ın emirlerine ilk muhatap olan Arap toplumu, İslamiyet'in yeryüzünde temellerinin atılması ve insanlığa tebliğ edilmesi noktasında bir vazife ile karşı karşıya kalmıştır. Kendi kültürüne taassup derecesinde bağlı olan Arap toplumu için atalarının dinini terk edip İslamiyet'e girmeleri büyük bir imtihan olmuştur. Nitekim buna direnç gösteren birçok nasipsiz, bu imtihanı kaybetmiştir.

Hem bir dilin vahiy dili olması o dilin bütün dillere üstün olduğu anlamına gelmez. İbadette Arapçanın korunması ise vahyin aslını muhafaza içindir. Namazdaki Kur’ân tilâvetinin lafzıyla okunması, mânânın değişmeden korunmasını temin eder. Eğer ibadet dilinin Arapça olması bir ayrıcalık ve üstünlük olsa idi, dinî emir ve yasaklar içerisinde onlar için bir ayrımcılıktan söz edilirdi ki böyle bir imtiyaz söz konusu dahi değildir.

Netice olarak; İslâm dininde insanı yücelten şey, mensup olduğu kavim veya konuştuğu dil değil; kalbindeki iman, hayatındaki takvâ ve Allah’a karşı gösterdiği itaattir. Bu sebeple bir kavmin yahut bir dilin vahyin tebliğinde tercih edilmesi, bir üstünlük nişanesi değil; ağır bir emanet, ciddi bir vazife ve hususî bir imtihan manası taşır.

Kaynakçalar
  1. Âl-i İmrân, 3/139

  2. Hucurât, 49/13


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız