İçtihat, bir mesele hakkında Kur'an ve sünnete dayanarak ve bütün yönlerini detaylı araştırarak, yeniden hüküm vermektir. Bunu yapacak kişinin de müctehid olabilecek vasıflara sahip olması gerekir.
Fetva ise, verilmiş bir hükme dayanarak yapılan bir çıkarım ve sorulan soruya yapılan izahtır. Sizin sorunuzdaki ikinci kısım, bu fetva kısmına girmektedir. Çünkü içtihad hangi meselede olursa olsun, ister mezhep içi, ister mezhep dışı, geniş bir araştırmayı, Kur’an ve sünnete hâkimiyeti ve müctehidlik sıfatlarına sahip olmayı gerekli kılar. Hem kıyamete kadar ihtiyaç duyulacak içtihatlar, müctehid imamlarımız tarafından yapılmıştır. Günümüzde ise zamanın getirdiği yeniliklere, mezhep imamlarının yaptığı içtihatlar esas alınarak ve onlara kıyasla bazı fetvalar verilebilmektedir. Yani bu durumlar için yeni içtihatlara ihtiyaç yoktur. Bununla birlikte, İslam’ın ilk döneminde yapılan bu içtihatlar, sadece Allah rızasını bulmak niyetiyle ve ihtiyaca binaen yapılmıştır, yani semavidir. Fakat günümüzde daha ziyade içtihat kapısı insanların işlerini kolaylaştırmak gibi arızi sebeplerle yapılmak istenmektedir. Bu ve benzeri sebeplerle Bediüzzaman hazretleri İctihad Risalesi'nde, içtihat kapısı açıktır, fakat maniler vardır demiştir. Bizim bu ifadeden anladığımız kadarıyla bu maniler, içtihadın her türlüsü için geçerlidir.

