Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatında dünya - ahiret dengesinin nasıl gözetildiğini açıkça görmekteyiz. Bu hadise de o hakikati anlatan kıssalardan biridir. Şöyle ki:
Hz. Ömer (ra), bir gün Peygamber Efendimiz'in odasına girmiş; Peygamber Efendimiz'i bir hasırın üzerinde yatarken görmüş ve hasırın o mübarek yüzünde iz bıraktığına şahit olmuştur. Odada sadece içinde birkaç avuç arpa bulunan bir torba ve işlenmiş bir deri vardır.
Hz. Ömer, dönemin imparatorları olan İran Kisrası'nın ve Bizans Kayseri'nin gösterişli saraylarda, yumuşak, ipek döşeklerde ve büyük bir ihtişam içinde yaşadığını hatırlamış, Allah’ın Resûlü’nün ise bu kadar sade ve meşakkatli bir hayat yaşamasına dayanamayarak gözyaşlarına boğulmuştur.
Hz. Peygamber (sav) ise bu durum karşısında dünyevî ihtişama özenilmemesi gerektiğini vurgulayarak: “İstemez misin ya Ömer, dünya onların, ahiret de bizim olsun?” buyurmuştur.1
Ebu Avane, Yakub b. İshak b. İbrahim en-Neysaburi, el-Müstahrec, Beyrut, 1998, c.3, s. 166.

