Sıffin Savaşı'nın Arka Planı
Cemel Vakası’ndan sonra Hz. Ali, devleti yeniden düzenlemeye çalışırken, Şam Valisi Muaviye bin Ebu Süfyan, Hz. Osman’ın kanının yerde kalmaması gerektiğini savunarak Hz. Ali’ye biat etmeyi reddetti. Aynı zamanda, Hz. Osman’ın akrabası olduğu için onun kanını talep etme hakkına sahip olduğunu iddia ediyordu. Ancak Hz. Ali, önce devlet otoritesinin sağlanması ve isyanların bastırılması gerektiğini savundu. Sonuç olarak, iki taraf arasında savaş kaçınılmaz hale geldi.
Hz. Ali, Hz. Muaviye ile barışçıl yollarla anlaşmaya çalıştı ancak Hz. Muaviye, Hz. Osman’ın kan davasını gerekçe göstererek biat etmeyi kabul etmedi. Hz. Ali, birlik ve beraberliği sağlamak için Kûfe’de hazırlık yaparak 90.000 kişilik bir ordu topladı. Hz. Muaviye ise 80.000 kişilik bir ordu ile Sıffîn’de onu karşıladı. Başlangıçta küçük çatışmalar yaşanmıştı. Taraflar arasında zaman zaman elçiler gidip geldi, fakat bir anlaşma sağlanamadı. Hicri 37 yılının Zilhicce ayında büyük bir savaş başladı ve 110 gün sürdü.
Savaş, Hz. Ali’nin lehine dönmeye başladığında, Hz. Muaviye’nin komutanlarından Amr bin Âs’ın (ra) önerisiyle Şam ordusu mızraklarının ucuna Kur’an sayfaları taktı. Böylece hakem olayı başladı. Hz. Ali, Ebû Musa el-Eş‘arî’yi Hz. Muaviye ise Amr bin Âs’ı hakem olarak seçti. Ancak Amr bin Âs (ra), diplomatik ve siyasi zekâsıyla Ebû Musa el-Eş‘arî’yi (ra) yanılttı. Sonuçta, Hz. Muaviye kurnazca bir manevrayla kendini halife ilan ettirdi. Hakem Olayı, Hz. Ali’nin otoritesini sarsarken, Hz. Muaviye’yi daha güçlü bir konuma getirdi.
Hakem Olayı
Sıffin Savaşı’nda Muaviye’nin ordusu yenilmek üzere iken, Amr ibni As, Mushaf sayfalarını mızraklara taktırdı ve her iki taraf da Kur’an’ı hakem kabul etsin, dedi. Hz. Ali, sahabeden Ebu Musa el-Eş'ari’yi, Muaviye de yine bir sahabi olan Amr ibni As’ı hakem seçti. Bu olaya "Hakem Vakası" denir. Sıffin Savaşı’nda Hz. Ali’nin yanında yer alan bazı kimseler, hakem teklifini kabul ettiği için Hz. Ali’yi ağır bir şekilde suçladılar, O artık kâfir oldu. dediler ve ondan ayrıldılar. İşte bu isyancılara Hz. Ali’den uzaklaşan, yönetime karşı ayaklanarak cemaatten çıkan anlamında Hariciler denmiştir.
Sıffin Savaşı ile ilgili Hadis-i Şerifler
Bu mesele ile alakalı Sevgili Peygamberimizin (sav) hadisleri mevcuttur. Bazılarını aşağıya alıyoruz:
Ammâr'ı asi olan bir topluluk öldürecektir. Onu öldüren kişi de cehennemde olacaktır.1
İsrail oğullan ihtilafa düştüler. Aralarında iki hakem tayin edene kadar da bu ihtilafları sürdü. Ancak tayin ettikleri hakemler hem kendileri saptı, hem de başkalarını saptırdı. Bu ümmet de ihtilafa düşecek, aralarında iki hakem tayin edene kadar da ihtilafları sürecektir. Ancak tayin edecekleri hakemler de sapacak ve başkalarını saptıracaklardır.2
Benim gördüğümü siz de görüyor musunuz? Gerçek şu ki ben evlerinizin arasında fitnenin yağmur damlalarının düştüğü gibi düştüğünü görüyorum. 3
Bu ümmet merhamet edilmiş ümmettir; onların cezâsı kendi elleriyle olacaktır, Kıyâmet gününde her Müslümana bir müşrik verilir ve ona; "Bu senin Cehennem’den fidyendir" denir.4
Bu ümmetin cezâsınm kendi elleriyle olacağı” ifadesinin ne anlama geldiği Ebû Hüreyre'ye (ra) sorulmuş, o da Cemel ve Sıffîn vakaları gibi olayların bu tür cezâlara örnek teşkil ettiğini söylemiştir.5
Hz. Ali der ki: Bir gün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bana: Geçmiş milletlerin en şakisi kimdir? diye sordu. Ben de: Sâlih peygamberin devesini kesen adam. dedim. Doğru söyledin. Peki, daha sonra gelenlerin en şakîsi kimdir? deyince, Bilmiyorum, Yâ Resûlallah! dedim. O, şakağını göstererek şurana bir darbe, burana da bir darbe vuracaklar. Başından akan kan, sakalını boyayacak. Semûd kavminin en şakîsi, Hz. Sâlih’in devesini öldüren kimse olduğu gibi, sana bunu yapan da onların (Hâricîlerin) en fenasıdır.6
Beyhaki, Delâilü'n-Nübüvve, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2017, c.5, s.201
Beyhaki, Delâilü'n-Nübüvve, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2017, c.5, s.203
Muhyiddin En-Nevevî, Müslim Şerhi el-Minhâc ve Sahîh-i Müslim, Polen Yay. İstanbul 2016, c.11, s.421
İbni Mâce, Zühd, 34
Kâdî İyâz, Şifa-ı Şerif Şerhi, Tahlil Yayınları, İstanbul 2017, c.1, s.488
Kâdî İyâz, Şifa-ı Şerif Şerhi, Tahlil Yayınları, İstanbul 2017, c.2, s.160

