15. Mektub'da geçen bu meseleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz? Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali ve Hz. Muaviye'nin ihtilaf ettikleri konu nedir?
“Hazret-i İmâm-ı Alî, (ra) ahkâm-ı dîni ve hakāik-i İslâmiyeyi ve âhireti esas tutup, saltanatın bir kısım kanunlarını ve siyâsetin merhametsiz mukteziyâtlarını onlara fedâ ediyordu. Hazret-i Muâviye (ra) ve tarafdârları ise, hayat-ı ictimâiye-i İslâmiyeyi saltanat siyâsetleriyle takviye etmek için azîmeti bırakıp ruhsatı iltizâm ettiler. Siyâset âleminde kendilerini mecbûr zannedip ruhsatı tercîh ettiler. Hataya düştüler.”[1]
Azîmet; asıl hüküm, şeriatın ilk ve değişmez kuralı manasındadır. İslam'ın temel ilkelerinden ödün vermeden uygulanması gereken hükümlerdir. Yani takvaya uygun olanı esas almaktır.
Ruhsat ise zaruret, meşakkat veya maslahat sebebiyle azîmetin hafifletilmesi, esnetilmesi manasında kullanılır. Dinin kişilere kolaylık sağlamak için belirli durumlarda bazı yükümlülüklerini hafifletilmesidir. Yani fetvaya göre hareket etmesidir.
Hz. Ali (ra), dinî hükümleri ve İslamî hakikatleri her şeyin üzerinde görüyordu. Siyasi çıkarlar ve iktidar için dinden taviz vermedi. Saltanatın ve siyasetin gerektirdiği bazı sert uygulamalardan ve düsturlardan kaçındı. Mesela Hz. Ali (ra), Sıffin Savaşı’nda Hz. Muaviye’nin (ra) ordusunu yenmek üzereyken Hz. Muaviye’nin askerleri mızraklarına Kur'an sayfaları astı. Hz. Ali (ra), siyasi bir hamleyle kandırılmasına rağmen, hakkaniyetten ve dinî ilkelere bağlılıktan ödün vermeyip anlaşmaya yöneldi.
Hz. Muaviye (ra), toplumsal düzeni sağlamak için saltanata dayalı bir yönetim biçimini esas alıyordu. Azîmeti bırakıp, ruhsata yöneldi. Hz. Muaviye ve beraberindekiler, siyasi istikrarı sağlamak için başka çareleri olmadığını düşündüler. Bu yüzden saltanatı bir "zorunluluk" olarak görüp, ruhsata yöneldiler. Saltanat sistemi, hilafet düzenini bozarak İslam’ın liyakatle halife seçilmesi yönetimini değiştirdi.
Hz. Muaviyenin (ra) ruhsata yönelmesine misal olarak Amr bin As Hazretlerinin 'Hakem olayını' verebiliriz. Sıffin Savaşı sonrası hakem heyetinde Hz. Muaviye (ra) tarafında olan Amr bin As (ra), diplomatik bir hamleyle Hz. Muaviye’nin (ra) üstünlüğünü sağladı. Hz. Ali (ra) hakkaniyet gereği bir uzlaşma ararken, Hz. Muaviye (ra) siyasi bir oyunla hileye başvurarak avantaj sağladı.
Tarihî hadiseler, Hz. Ali’nin (ra) ahlaki ve dini değerlere sıkı sıkıya bağlı kaldığını, Hz. Muaviye’nin (ra) ise "siyasetin gereği" olarak bazı tavizler verdiğini gösteriyor. Hz. Ali’nin (ra) yöntemi azîmete (fazilete ve takvaya) uygundu. Hz. Muaviye’nin (ra) yöntemi ruhsata dayanıyordu, yani zarurete uygundu. Bediüzzaman Hazretleri, Hz. Muaviye (ra) ve taraftarlarının azimeti bırakıp ruhsata yönelmelerinin ictihadi bir hata olduğunu ifade etmekle beraber bu hadiseleri kaderin bir cilvesi olarak yorumlamıştır. Peygamber Efendimizin (sav) neslinden gelecek kişilerin (seyyid ve şerif) manevi ve büyük olan hakiki makamlarla (velayet, kutbiyet gibi) devam ettiğini izah etmektedir.
İslam'da ideal yönetim biçimi meşveret ve hilafet esasına dayanıyordu. Ancak Hazreti Muaviye ve taraftarları, İslam toplumunun birliğini ve düzenini korumak için saltanatı bir yönetim olarak benimsediler. Bu noktadan bakıldığında azîmet; hilafetin Hz. Ali'nin (ra) temsil ettiği şekilde devam etmesiydi. Ruhsat ise, siyasetin gereği olarak Hz. Muaviye'nin (ra) saltanata dayalı yönetim şeklini tercih etmesiydi. Bediüzzaman Hazretleri, Hz. Muaviye (ra) ve taraftarlarının kötü niyetle hareket etmediğini, iç savaşları ve fitneleri durdurmak için "daha az riskli gördükleri” ruhsat yolunu seçtiklerini fakat bunun ictihadi bir hata olduğunu ifade etmektedir
Hz. Ali dönemindeki kritik hadiselere ve savaşlara yönelik detaylı bilgiler için lütfen bakınız;
https://risale.online/soru-cevap/vakia-i-siffin-cemel-cigers%C3%BBz-havaric
[1] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat Mecmuası, Altınbaşak Neşriyat, İstanbul 2013, c.1, s. 43