14.05.2026

3

Hac Sûresi 32. Ayette Geçen Şeaire Hürmet Ne Demektir?

"Bu böyledir! Kim Allah'ın şeâirine (dininin alâmetlerine) hürmet ederse, artık şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır." Bu ayete göre dinin alâmetleri nedir, bu alâmetler kutsal mıdır? Bu ayeti nasıl anlamak gerekir?

17.05.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili ayet şöyle geçmektedir:

Allah için, Hakk'a yönelen kimseler olarak O'na şirk koşan kimseler olmaksızın (o çirkin şeylerden sakının)! Kim Allah'a şirk koşarsa, bunun üzerine sanki (o), gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir. Bu (böyle)dir! Kim Allah'ın şeâirine (dîninin alâmetlerine) hürmet ederse, artık şübhesiz bu, kalblerin takvâsındandır. Onlarda (kurbanlık hayvanlarda) sizin için belirli bir zamâna kadar birtakım menfaatler vardır. Sonra onların varacakları (kurban edilecekleri) yer, Beyt-i Atîk (Harem bölgesinin yanın)a kadardır.1

Ayeti daha iyi anlayabilmek için önceki ve sonraki ayetlere de bakmak lazım. Bu ayet hakkında Elmalılı şöyle demektedir: Bu böyledir kim Allah'ın nişânelerine, hürmetli kıldığı alâmetlere saygı gösterirse, şüphesiz o saygı duyma, kalblerin takvasındandır; gönülleri (kötülükten) himaye edip koruyan sebeplerdendir. O halde Allah'ın nişanelerinden olan haccın o büyük kurbanlarına karşı saygı göstermeli, hürmetle bakmalı ve onları ancak Allah'ın adını anarak kurban etmelidir. Sizin için onlarda, o nişanelerde belli bir süreye kadar birtakım menfaatler vardır. Sağımından, dölünden, tüyünden, hizmetinden vesairesinden belli bir zamana kadar birçok istifadeler edilir. Sonra bunlar ecellerinin yeri olan Beyt-i Atîk Kâbe'de son bulurlar;

"Mina" da kurban olurlar ki, bu da ahiretle ilgili faydalarıdır. Şu halde böyle mübarek şeylere saygı gösterilmez mi? Bunlar yaratıcıları olan Allah'tan başkası adına nasıl kesilir? Başkaları bunların bir kılını bile yaratabilir mi? Burada "Beyt-i Atîk" sözcüğüyle âyetin sonlandırılması, Kâbe'nin şirk koşanlardan kurtarılması ve putlardan arındırılması ile ilgili hususun gereğini pekiştirmek içindir.2

Taberi şöyle demektedir: Kim, Allah´ın nişanelerine (Hac ibadetlerine) saygı gösterirse, şüphesiz ki bu, kalblerin takvasındandır.
Müfessirler, ayet-i kerimede zikredilen "Allah'ın nişaneleri"nin ne anla­ma geldiğini izah ederken, şöyle demişlerdir. "Allah´ın nişaneleri, kulun, Allah´a boyun eğdiğini gösteren Hac ibadetleridir. Bunlara saygı göstermek ise bu iba­detleri hakkıyla yerine getirmektir. Mesela, kurban kesilecek hayvanların en gü­zelini ve en semizini seçmek, Haccın diğer ibadetlerini, Allah Teala´nın tam em­rettiği şekilde yerine getirmek bu nişanelere saygı göstermektir. Bunlara saygı göstermek ise kişinin takvasını gösterir.

Bu nişanelerde sizin için belli bir zamana kadar menfaatler var­dır. Sonra bunlar, Beytül Atik olan Kabe'de son bulurlar. Müfessirler bu ayet-i kerimeyi çeşitli şekillerde izah etmişlerdir. "Hacda kurban edecek olduğunuz hayvanlarda, onların kurban olduklarını tayin etmeniz ânına kadar sizin için menfaatler vardır. Siz o âna kadar onların sütlerini içer, sırtlarına biner, yün ve tüylerinden istifade eder ve onların doğan döllerinden faydalanabilirsiniz. Fakat bizler, bunların kurban olduklarını tayin ettikten sonra artık onların sütlerinden, yün ve tüylerinden istifade edemez, onları binek ola­rak ta kullanamazsınız. Onların kesilme yerleri Kabe´dir.

Bazı müfessirler de bu hayvanlardan kurban olarak kesilmelerine kadar istifade edilebileceğini söylemişler ve ayeti ona göre izah etmişlerdir.

Diğer bazıları da ayeti kerimeyi şöyle izah etmişlerdir: Saygı göstermiş olduğunuz Hac ibadetlerinde, bu ibadetleri bitirip oradan uzaklaşıncaya kadar sizin için menfaatler vardır. Orada ticaret yapar, kazanç sağlarsınız. Sizin Hac ibadetlerinizin sona ermesi ise, Beytül Atik olan Kabe´yi tavaf etmekle sona erer.

Diğer bir kısım müfessirler: Hac ibadetlerini yaparken elde edilen menfa­atlerin, Allah´ın rızasını kazanacak ameller olduğunu ve bu amellerin, Hac menâsikisinin bitimine kadar devam ettiğini söylemişler, Kabe´yi tavaf ettikten sonra Hacın, vazifelerini tamamlamış olacağını söylemişlerdir.

Taberi, bu ayet-i kerimenin, bu görüşlerin hepsini kapsadığını söylemiş, herhangi bir görüşü diğerine tercih etme yoluna gitmemiştir.3

Vehbe Zuhayli ise şöyle demektedir: "İşte" durum budur. "Zalike (işte)" kelimesi mahzuf mübtedanm haberidir. "Kim Allah'ın mukaddes kıldığı esaslara" yani Allah'ın dinine veya haccın farz­larına yahut hac ibadetinin yapıldığı yerlere veyahut haccın önemli işaretlerin­den olan kurbanlara "saygı gösterirse.." Burada geçen "şeâir" kelimesi alâmet manasmdaki "şeîre" kelimesinin çoğuludur. Bununla kurbanlar murad edilir. Bunun ta'zim edilmesi kurbanın güzel, semiz, pahası kıymetli cinsten seçilmesidir. Bunların ziynet veya basit yara gibi işaret olması sebebiyle şeâir adı ve­rilmiştir.

"Şüphesiz ki bu" Harem'e güzelleştirmek ve semizletmek üzere hediye edi­len kurbanlık hayvanların ta'zim edilmesi "kalplerdeki takvadandır." Zira bun­lara ta'zim gösterilmesi kalpleri muttaki olan kişilerin amellerindendir. Bu ila­ve kelimeler hazfedilmiş, sadece kalpler zikredilmiştir. Zira kalpler takva ve fücurun kaynağıdır. "Bunlarda" kurbanlıklarda "belirli bir müddete" boğazlanıncaya "kadar" bunlara binmek ve zarar vermiyecek şekilde üzerinde yük ta­şımak gibi "sizin için menfaatler vardır. Sonra varacakları yer" boğazlanmaları helal olan yer "Beyt-i Atik'tir." Yani onun civarıdır. Bundan murad bütün Harem bölgesidir.4

Değerlendirme

Bu ayet ve tefsirler birlikte değerlendirildiğinde, “Allah’ın şeâiri” denilen şeylerin dinin insanlara Allah’ı hatırlatan, O’na kulluğu gösteren sembol ve ibadetleri olduğu anlaşılır. Özellikle ayetin geçtiği bağlamda hac ibadetleri, kurbanlık hayvanlar, Kâbe ve hac menâsiki (Hac ve umre sırasında yerine getirilen belirli davranışlar) ön plana çıkmaktadır. Müfessirler de “şeâir” kavramını: Allah’ın dinine ait işaretler, ibadetler ve kutsal kabul edilen dini semboller olarak açıklamışlardır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu şeylerin kendi başlarına İlâhî bir güce sahip görülmesi değil, Allah’a nispet edilmeleri sebebiyle saygıya layık kabul edilmeleridir.

Ayetin bağlamına bakıldığında özellikle hac ibadeti ve kurban ön plana çıkmaktadır. Tefsirlerde de anlatıldığı gibi burada kurbanlık hayvanların seçimi, onlara saygılı davranılması ve Allah adına kurban edilmesi önemli bir örnek olarak verilmiştir. Hatta müfessirler, kişinin kurban için en sağlıklı, en güzel ve en değerli hayvanı seçmesini Allah’ın şeâirine saygı olarak değerlendirmiştir. Çünkü bu davranış, insanın Allah’a verdiği değeri ve ibadete gösterdiği özeni ortaya koyar. Ayette geçen "bu kalplerin takvasındandır" ifadesi de tam olarak buna işaret etmektedir.

Kaynakçalar
  1. Hac, 22/31-32.

  2. Elmalılı M. Hamdi Yazır, "Hak Dini Kur'an Dili", Azim Dağıtım Zehraveyn Yayın, c. 5 , s. 488.

  3. Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi, 2021, c. 6, s. 26-27.

  4. Vehbe Zuhayli,"Tefsir'ül Münir", Risale Yayınları, c. 9 , s. 184-185.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız