Soru

Farzları İşleyip Kebairi Terk Etmek

Bediüzzaman hazretleri Kastamonu Lahikasında "Feraizi işleyen kebairi terk eden inşallah kurtulur" diyor. Ancak Asayı Musa mecmuası 11. şua 4. meselesinde ise; "hatta bir ehli keşif ve tahkik bir yerde 40 vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş, ötekiler gayb etmişler," diyor.(camii cemaati diye biliyorum yanlış değilsem) Bu iki parça birbirine zıt gibi duruyor. izahını yapar mısınız. 

Tarih: 22.04.2020 16:22:09
Okunma: 398

Cevap

Öncelikle şunu ifade edelim ki bir Müslümanın en ehemmiyetli ve öncelikli meselesi imanla kabre gitmek ve ebedi cehennem azabından kurtulmak olmalıdır. Saadet-i ebediyenin vesikası imandır. Bediüzzaman hazretlerinin “feraizi işleyen kebairi terk eden inşallah kurtulur” ifadesi içinde bulunduğumuz zamanın dehşeti ile ilgilidir. Feraiz Allah’ın emir ettiklerini işlemek kebair ise büyük günahlar dediğimiz günahlardan kaçınmaktır. Ayrıca kebair çoktur. Burada bediüzzaman hazretlerinin bahsettiği kebairden maksat “ekber-ül kebair” diye tabir edilen büyük günahlardır. Bunlar ise şirk, haksız yere cana kıymak, içki içmek, zina etmek, ana-baba hakkına riayet etmemek, yalancı şahitlik ve bid’atlere tarafgirlik olarak anlatılmış. 

Sevgili kardeşim bu zamanda küfür, dalalet ve günahların çok açık bir şekilde imanımıza ve itikadımıza hücum ettiği görülüyor. Ayrıca rivayetlerden de anlaşılıyor ki bu zaman, bütün peygamberlerin ümmetlerini ahir zaman fitneleri ile korkuttuğu bir zamandır. Bu gün biz, şiddetli fitneleriyle haber verilen ahir zamanda yaşıyoruz. Geçmiş asırlarda günahların boyutu bu zaman kadar dehşetli değildi. Bununla beraber bu asırdaki Müslümanların geçmiş asırlardaki Müslümanlar kadar, küçük günahlardan sakınabilmesi ve amellerini tam bir ihlasla yapabilmesi çok zorlaşmıştır. Eski zamandaki insanlar nafile gibi ibadetleri çokça yapmaya fırsat ve imkân bulabiliyorlardı. Bu zamanda bu mümkün görünmüyor. Haramların ziyadeleşmesi amel noktasında insanlara yabanilik veriyor. Bu sebeple Bediüzzaman Hazretlerinin bu asırdaki insanlara hitaben “Feraizi işleyen kebairi terk eden inşallah kurtulur” gibi ifadeleri gayet makul görünüyor. Bu zamanın insanı bunları yapsa kurtulmasına kâfi gelir demek istiyor. Peygamberimiz (sav) Hadis-i Şerifte: "Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere emir olunanın onda birini terk etseniz helâk olursunuz Ama öyle bir zaman gelecektir ki, size emir olunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır"   buyurmasıyla bu asırda imanı muhafaza etmek ve ibadetleri yapmanın çok zorlaşacağı anlaşılmaktadır. Hem zikrettiğimiz hadis-i şerif günahlardan sakınıp ibadetlerini yapmaya gayret edenlerin geçmiş asırlara nisbetle daha kolay kurtulacağına dair bir müjdeyi de ihtiva etmektedir. Çünkü bu kadar zorluğa rağmen farzlarını yerine getiren, büyük günahlardan uzak duran bir insan, önceki asırlara göre daha büyük bir zorluğu başarmıştır ve bu cihetle onun az amelleri eskisindeki çok amellerle denk tutulup değerli hale gelmiştir. Yine başka bir Hadis-i Şerifte "Ümmetimin fesada düştüğü zamanda kim benim sünnetime yapışırsa ona yüz şehid sevabı verilir"   buyurulmasıyla ahir zamanın bu durumlarına binaen işlenen amellere kat kat sevap verildiği açıkça anlaşılmaktadır.

 “Bir ehli keşif ve tahkik bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş, ötekiler kaybetmişler” meselesi ise imanla ilgili bir meseledir. Yani materyalist, pozivitist ve inkârcı felsefenin batıl fikirleri ile aklı karışmış, sadece gördüğüme inanırım düşünceleri insanlar üzerinde öyle şiddetli bir tesir yapmış ki, kuvvetli iman-ı tahkiki elde etmemiş kim varsa bu tesir yüzünden imansız kabre giriyor. (Sadece cami cemaati değil). Çünkü taklid-i iman en basit ve ufak bir tereddüde, şüpheye, vesveseye mağlup oluyor. Fıkıhta önemli bir kaide var: bir kimsenin imanını taklit seviyesinden tahkik seviyesine çıkarması farz- ayındır. Malum olduğu üzere saadet-i ebediyyenin vesikası imandır. İmanda, itikatta en küçük bir şüphe ve tereddüt, bütün amelleri iptal eder ve ebedi cehenneme gitmeye sebebiyet verir.

Netice olarak fazları işlemek ve kebireler dediğimiz büyük günahları terk etmek ile kurtulmak da tahkik-i imanla ilgilidir. Yani iman ile vefat eden kişiler eğer farzları yapmış ve büyük günahları terk etmişse kurtulur demektir. Eğer tahkik-i iman elde edilmemiş ise insanın bütün amellerini kaybetme tehlikesi vardır. 


Yorum Yap

Yorumlar