Bağış Yap

Muhtelif Meseleler

22.09.2026

Dünyalık Bir Şeyi Kaybedince Üzülmek veya Ağlamak Günah mıdır?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bir insanın dünyalık bir şeyi elde edemediği için çok üzülmesi şirk midir? Haram olan bir şeyi elde edemediği için üzülmek küfür sayılır mı?

22.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Dünyalık bir şey için üzülmek, ağlamak veya mahrum kalınca kederlenmek şirk veya küfür değildir. İnsanın yaratılışında öyle geniş bir muhabbet duygusu vardır ki, bu duygu vasıtasıyla bütün varlıklara karşı sevgi besleyebilir; hatta koca dünyayı dahi kendi evi gibi sevebilir. Fakat insanın sevdiği bu dünyalık şeyler ya hiç eline geçmez ya da elinde durmayıp kaybolur. İnsan yaradılışı gereği sevdiklerini kaybedince doğal olarak üzülür, keder hisseder ve ağlar. Dolayısıyla sırf bu insani duygu ve kederden ötürü kişiyi küfür veya şirk ile itham etmek kesinlikle doğru değildir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir sınır vardır: Kalbi tamamen dünyaya bağlayıp, ele geçmeyen veya kaybedilen dünyalık şeyler için kadere itiraz etmek ve Allah’ın takdirine karşı gelmek büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz (sav) de insandaki bu sevme ve meyl etme hissinin fıtri bir durum olduğunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle beyan buyurmuştur:

Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı.1

Dolayısıyla bir insan istediği bir mala sahip olamadığında üzülür, ağlar veya içinde bir hasret hissederse bu hâli hemen şirk veya küfür olarak değerlendirmek doğru değildir. Günah olup olmadığı da ağlamanın kendisinden ziyade, insanın bu üzüntü içerisinde ne söylediğine, ne düşündüğüne ve nasıl davrandığına bağlıdır. Allah'a itiraz, kadere razı olmama gibi.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de insanın dünya nimetleri karşısındaki halini anlatırken, insanın dünyayı sevmesinin ve kaybettiğinde üzülmesinin fıtri yönünü dikkate almakla beraber, dünyaya aşırı bağlanmanın tehlikesine dikkat çeker. Mesnevi-i Nuriye'de şöyle der:

Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan (işlerinden) kazandığına mesrûr olur ve ne de kaybettiği şeye mahzûn olur. Zîrâ dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Sen de gidiyorsun.2

Ardından insanın ölüm ve âhiret yolculuğunu hatırlaması gerektiğini ifade ederek şöyle devam eder:

Maahâzâ, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkîde göreceğin râhat ve lezzet, ancak bu fânî ömürde sa‘y ve çalışmalarına bağlıdır. ... Seni ölüm sekerâtı uyandırmadan evvel uyan!3

Yani aklı başında olan bir insan, dünyanın geçici işlerine aşırı derecede sevinmeyeceği gibi, kayıplarına da derin ve yıkıcı üzüntüler duymaz. Çünkü dünya durmuyor, hızla akıp gidiyor; insan da dünyayla birlikte ahiret yolculuğuna devam ediyor.
İnsanın önünde sonsuz bir ahiret hayatı vardır. O ebedî hayatta elde edilecek rahatlık ve lezzetler, bu kısa ve fâni ömürdeki amellere ve gayretlere bağlıdır. O sonsuz hayatı düşünmeden, sırf dünya kayıplarına boğularak yaşamak büyük bir tehlikedir. İnsanın, ölüm sarhoşluğu gelip çatmadan evvel uyanması ve asıl yurt olan ahirete hazırlık yapması gerekir.

Özetle ifade edecek olursak; üzülmek ve ağlamak fıtri bir insani duygu olup günah, şirk veya küfür değildir. Tehlikeli olan ise, bu kederi kadere itiraz ve İlahi takdire rızasızlık boyutuna taşımaktır. Aynı şekilde yapılmak istenen bir günahın elde edilememesine üzülmek de, İslam inancına göre küfür değildir. Ancak bu durum, kişinin iman ve maneviyat açısından zayıf bir noktada olduğunu gösterir ve kalbinin tövbeye muhtaç olduğuna işaret eder.

Kaynakçalar
  1. Nesâî, İşretu'n-Nisâ 1

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 125.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 125.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 125.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız