Her isteyene para vermek şart değildir; asıl olan, ihtiyaç sahibini imkân nispetinde incitmeden gözetmek, suistimale de kapı açmamaktır.
Kapıya devamlı gelip bunu alışkanlık hâline getiren kimselere karşı ölçülü davranmak uygundur. Eğer gerçekten muhtaç olduğu biliniyorsa, bazen az bir yardım yapılabilir. Fakat bu hâl bir istismar ve tembellik vesilesi oluyorsa, sürekli para vermek yerine uygun bir dille geri çevirmek, mümkünse yiyecek vermek veya güvenilir bir yardım kanalına yönlendirmek daha isabetlidir.
Esas ölçü şudur:
İhtiyacı olana merhametle muamele etmek,
Yardımı kötü alışkanlığı besleyecek şekle çevirmemek,
Reddederken de kırıcı ve tahkir edici olmamaktır.
Ve dilenciye gelince, sakın (onu) azarlama!1
Bu ayet, her dilenciye mutlaka para verin manasına gelmez; fakat isteyen kimseyi horlamamayı, sert ve aşağılayıcı davranmamayı emreder. Verilemiyorsa da yumuşak bir sözle karşılık vermek gerekir.
Yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, artık(elime geçerse veririm, manasında) onlara yumuşak bir söz söyle!2
Netice olarak, kapıya alışkanlıkla gelen kimseye devamlı para vermek şart değildir. Hatta bazı durumlarda uygun da olmayabilir. Fakat muhtaçları tamamen görmezden gelmek de doğru değildir. En güzel yol; şefkatli ve istismarı önleyen dengeli bir muameledir. Gerçek ihtiyaç sahiplerini ve yetimleri tespit edip sürekli bir yardımı âdet haline getirmektir.
Duha, 93/10
İsrâ, 17/28

