Ahiret

24.02.2026

1

Ayet ve Hadislerde Cennet Ehlinin Kıyafetleri

Ehl-i cennetin ve hurilerin kıyafetleri nasıl olacak? Cennet kıyafetleri âyet ve hadislerde nasıl geçmektedir? İzah eder misiniz?

01.03.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Cennet hayatı, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde hem maddî hem de manevî yönleriyle eşsiz bir nimet olarak bizlere anlatılmaktadır. Cennet ehlinin kıyafetleri de bu nimetlerin önemli bir parçasıdır. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Ve Rableri onlara tertemiz bir içecek (Cennet şarâbı) içirmiştir.1

Muhakkak ki Allah, îmân edip sâlih ameller işleyenleri, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar; orada altından bilezikler ve inciler takınırlar. Orada onların elbiseleri ise ipektir.2

Bu ayette geçen ince ve kalın ipek (sündüs ve istebrak), cennet elbiselerinin hem zarafetini hem de ihtişamını ifade eder. Ve ayrıca İpek elbise, dünyada özellikle erkeklere yasaklanmışken, Allah u Teala ipeği cennette mükâfat olarak sunmaktadır.

Hz. Peygamber (sav) cennet elbiseleri ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

Cennet ehlinin elbiseleri eskimez, gençlikleri tükenmez.3

Cennet ehlinin başında öyle bir taç vardır ki, onun en küçük incisi doğu ile batı arasını aydınlatır.4

Cennete giren kişi rahatlığa kavuşacak. Ne üzülecek, ne giysileri eskiyecek, ne de gençliği tükenecek. Cennette hiçbir gözün göremediği, hiçbir kulağın duyamadığı ve hiç kimsenin aklına gelemeyecek şeyler vardır.5

Resulullah'a (sav) ipek bir cübbe hediye edilince ashabı cübbeye dokunmaya ve yumuşaklığına şaşırmaya başladılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunun yumuşaklığına mı şaşırıyorsunuz? Oysa Sa'd b. Muaz'ın Cennetteki mendili bundan daha güzel ve daha yumuşak olacaktır!" buyurdu. 6

Cennete ilk girecek olan zümrenin görüntüsü mehtaplı gecedeki Ay gibi olacaktır. Orada ne tükürür, ne sümkürür, ne de def-i hacet yaparlar. Eşyaları ve tarakları altın ve gümüşten, buhurdanlıkları öd ağacından, terleri misktendir. Orada her birinin, güzelliklerinden dolayı baldırlarının iliği etleri üzerinden de görünen iki eşi olacaktır. Aralarında ayrılık ve kin olmayacak. Hepsi tek yürek sabah akşam Allah'ı tesbih edeceklerdir." 7

Bu hadisler, cennet nimetlerinin geçici değil ebedî olduğunu açıkça ifade etmektedirler. Dünya hayatında her elbise zamanla yıpranır, her gençlik yaşlanmaya mahkûmdur. Oysa cennette ne eskime ne de ihtiyarlama vardır, cennet hayatında sürekli bir tazelik ve kemal hâli vardır. Netice olarak ayet ve hadislerde anlatılan cennet kıyafetleri; ipekten, yeşil, altın ve gümüşle süslenmiş, eskimeyen ve ebedî olan elbiselerdir.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 28. Söz Cennet Risalesi'nde cennetteki hurilerin elbiselerini giydikleri halde bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görücek şeklinde olan hadis-i şerife şöyle bir mana verir:

[Suâl] Ehâdîsde denilmiş: Hûriler yetmiş hulleyi giydikleri hâlde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor. Bu ne demektir? Ne ma‘nâsı var? Nasıl güzelliktir?

[Elcevab] Ma‘nâsı pek güzeldir. ve güzelliği pek şirindir. Şöyle ki: Şu çirkin, ölü, câmid ve çoğu kışır olan dünyada hüsün ve cemâl, yalnız göze güzel görünüp, ülfete mâni‘ olmazsa, yeter.
Hâlbuki güzel, hayâtdâr, revnakdâr, bütün kışırsız, lüb ve kabuksuz iç olan cennette, göz gibi bütün insanın duyguları, latîfeleri, cins-i latîf olan hûrilerden ve hûriler gibi ve daha güzel, dünyadan gelme cennetteki nisâ-yı dünyeviyeden ayrı ayrı hisse-i zevklerini, çeşit çeşit lezzetlerini almak isterler.
Demek en yukarı hullenin güzelliğinden tut, tâ kemik içindeki iliklere kadar, birer hissin, birer latîfenin medâr-ı zevki olduğunu hadîs işâret ediyor. Evet, Hûrilerin yetmiş hulleyi giymeleri ve bacaklarındaki kemiklerin ilikleri görünmesi ta‘bîriyle hadîs-i şerîf işâret ediyor ki: insanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve ziynete meftûn ve cemâle müştâk duyguları ve hâsseleri ve kuvâları ve latîfeleri varsa, umumunu memnûn edip doyuracak ve her birisini ayrı ayrı okşayıp mes‘ûd edecek, maddî ve ma‘nevî her nevi‘ ziynet ve hüsn-ü cemâle hûriler câmi‘dirler. Demek hûriler, cennetin aksâm-ı ziynetinden yetmiş tarzını, bir tek cinsten olmadığından, birbirini setretmeyecek sûrette giydikleri gibi; kendi vücûdlarından ve nefis ve cisimlerinden, belki yetmiş mertebeden ziyâde ayrı ayrı hüsün ve cemâlin aksâmını gösteriyorlar. [وَفٖیهَا مَا تَشْتَهٖیهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْیُنُ] işâretinin hakîkatini gösteriyorlar.8

Şu dünyada bir şey sadece göze güzel görünüp insan alışıp sıradanlaştırmazsa, güzellik için çoğu zaman yeterli sayılır. Fakat Cennet öyle değildir: Cennet kabuksuz, yani her şeyi öz ve lüb hâlinde olan bir âlemdir. Orada sadece göz değil, insanın bütün duyguları ve latîfeleri güzellikten ve lezzetten ayrı ayrı pay almak ister. Bu sebeple de, Cennet’te hûrilerin ve dünyadan gelip Cennet’te bulunan kadınların elbiselerinde, her bir duyguya ayrı ayrı zevk ve lezzet verecek şekilde birer güzellik ve ziynet vardır. Hadîs-i şerîfin bu hususa işaret etmesiyle; hûrilerin “yetmiş elbise” giymesi ve buna rağmen bazı yerlerin güzelliğinin görünmesi, insanda güzelliği seven ve süse meyleden ne kadar his ve kabiliyet varsa, hepsini doyuracak derecede Cennet’te maddî ve ma‘nevî ziynet ve cemâlin bulunduğunu gösterir.

Kaynakçalar
  1. İnsan 76/21

  2. Hac 22/23

  3. Tirmizî, Cennet 23

  4. Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8

  5. Müslim (2836).

  6. Buhari (3249) ve Müslim (2468)

  7. Buhari (3245) ve MÜslim (8/147)

  8. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.175


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız