Namaz İslâm dininin temel ibadetlerinden biri olduğu gibi namazların cemaatle kılınması da dinin şiâr ve sembolleri arasında görülmüştür. Bundan dolayı cemaatle namaz öteden beri dinî hayatın canlı bir tezahürü olmuş, cemaatle kılınan namazlar tek başına kılınan namazlardan sevab cihetiyle çok daha faziletli sayılmıştır. Nitekim İbni Ömer (r.a)’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.1
Sevgili Peygamberimiz (sav), cemaatin iki kişiden meydana gelebileceğini ifade etmiştir.2 Buna göre imamdan başka bir kişinin katılmasıyla cemaat oluşur.
Ancak cemaatle kılınacak namazlarda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır: İmamın akıllı ve Müslüman olması imâmetin geçerliliğinin (sıhhat) iki temel şartı kabul edilir ve gayr-i müslimin, deli ve sarhoşun kıldırdığı namaz geçersiz sayılır.
Ayrıca kıraat namazın rükünlerinden biri sayıldığı ve imamın namazın sahih olmasına yetecek kadar ezberden Kur’an okumayı bilmesi gerektiğinden yeterli ölçüde okuma bilmeyenlerin (ümmî) ve dilsizlerin okuma bilen kimselere ve özürsüzlere imamlığı câiz görülmez. 3
Bu hususlara dikkat edildiği takdirde evde en az iki kişi ile kılınana tüm namazlar, kişiyi cemaat sevabına ulaştırır. Bununla beraber cemaat sayısına göre hem namazın fazileti hem de namazdan alınan sevap artmaktadır. Bunun için namaz vakitlerinde mümkün mertebe cemaati çok olan camilerin tercih edilmesi daha faziletlidir.
Buhârî, Ezân 30, (I,158); Müslim, Mesâcid 249 (I,450).
Buhârî, “Eẕân”, 35; Nesâî, “İmâmet”, 43-45)
Salim Öğüt, TDV İslâm Ansiklopedisi, Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2000, c. 22, s. 188-200,

