Bahsi geçen metin şu şekilde geçmektedir:
Maatteessüf câmi‘lere Ramazân-ı Şerîf’de bid‘alar girdiğinden, duâların kabûlüne sed çekti, ferec gelmedi. Nasıl ki, sâbık hadîsin sırrıyla, Sadaka, belâyı ref‘eder. ekseriyetin hâlis duâsı da, ferec-i umûmîyi cezbeder. Kuvve-i câzibe vücûda gelmediğinden, fütûhât da verilmedi.1
Bu bahsin geçtiği 16. Lem’a Risalesi’nin yazıldığı tarih 1932-1933 yıllarıdır. Söz konusu bid‘anın Türkçe ezan ve kāmet olduğu tarihî süreçten anlaşılmaktadır. Nitekim ilk Türkçe ezan, 1932 yılı Ramazan ayında Ayasofya’da okunmuştur. Bu durum, Hz. Üstad’ın ifadesinde geçen “Ramazan’da bid‘aların câmi‘lere girmesi” cümlesiyle de örtüşmektedir.
Bununla birlikte, sarık sünnetinin kaldırılıp yerine şapka kanununun getirilmesi de bu tür bid‘alara örnek olarak zikredilebilir. Çünkü bu mesele sadece bir kıyafet meselesi değil, İslâmiyet’in bir alameti olan sarık sünnetini muhafaza edip sahip çıkma meselesidir.
1950’den sonra bu bid‘a olan Türkçe ezan kaldırılmıştır. Günümüzde duâların kabûlüne engel olacak bu neviden bir uygulama umûmî şekilde görülmemektedir. Şapka ve benzeri, sünnete zıt uygulamalar ise maalesef devam etmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.105

