Bağış Yap

Helal-Haram

04.09.2026

Çalgılı Düğünlere Gitmek Günah mıdır? Gitmediğimizde Dışlanıyorsak Ne Yapmalıyız?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Çalgılı düğünlere gitmek istemiyoruz; ancak gitmediğimiz zaman dışlanabiliyoruz. Bu durumda ne yapmamız gerekir? Düğüne gitsek fakat kesinlikle oynamasak, tesettürümüze dikkat etsek ve dinimizin diğer ölçülerine riayet etsek, yine de böyle bir düğüne katılmak günah olur mu?

04.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Düğünlerde çalgı çengi olması, alkollü içeceklerin tüketilmesi, tesettüre uygun olmayan kıyafetlerle yabancı erkek ve kadınların aynı ortamda bulunmaları ve karışık eğlencelerin tertip edilmesi gibi durumların tamamı ya da herhangi birisi varsa o düğüne katılmak kesinlikle uygun değildir. Bu konuda hüküm şöyledir:

Düğünlerde içki içiren, çengi oynatan ve birtakım günahlara sebep olanların düğününe gitmek haramdır. Giden Müslümanlar günahkâr olur. 1

Normal bir davet olduğunu sanarak gittikten sonra caz, saz ve çengi faslı başlarsa, o takdirde onlara nezaketle engel olma imkânı varsa, engel olmaya çalışır. Böyle bir imkânı yoksa, yine nezaketle o daveti terk edip ayrılır. Ama daha önce bu gibi haramların işleneceğini biliyorsa, o takdirde gitmesi doğru olmaz.2

Âlimler bu duruma bir istisna getirmişlerdir. Şayet kişi oraya katıldığı takdirde o günahlara engel olacaksa veya onun katılması sebebiyle kendisine hürmeten günahlar bitecek, haramlar son bulacaksa, bu takdirde gitmesi câiz olur. Ancak bu durumun şu zamanımızda vâki olması çok zor görünmektedir. Ömer Nasuhi Bilmen bu konuyu şöyle açıklamaktadır:

Bir Müslüman, din kardeşinin dâvetine icabet eder. Ziyafetinde bulunur. Bu suretle aralarındaki muhabbet ve mürüvvet artmış olur. Bir hadîs-i şerifte: “Sizden birinizi kardeşi düğün yemeğine veya öyle bir şeye dâvet edince icabet etsin.” buyurulmuştur. Elverir ki ziyafette menâhîden (yasaklardan- günahlardan) bir şey bulunmasın. Çünkü bir Müslüman, gayrimeşru eğlenceler, içkiler bulunduğunu bildiği bir ziyafete gidemez. Meğer ki gittiği takdirde men‘ine (engellenmesine) kādir olsun (gücü yetsin) veya kendisine hürmeten o menâhînin (yasakların- günahların) terk edileceğini bilsin.3

İnsanların bir kimseyi dışlaması, arkasından konuşması, onunla alay etmesi vb. şeylerin tamamı önemsizdir. Bununla beraber, sırf bu amelinden dolayı bir kimseye yapılan bu tür muameleler, onun imanının da bir göstergesidir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Onlar, Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.4

Bu konuda Hakk’ın hatırı âlîdir. İnsanların rızası değil, Allah’ın rızası esastır. Bununla birlikte insanın kendini ifade etmesi bu sorunu çözecektir. Yani düğününe, nişan veya kınasına davetli olunan kişiye ve ailesine, kendi ailesine ve yakınlarına bu düğünün İslâmî usullere aykırı olduğunu, dolayısıyla katılmanın da doğru olmadığını kibarca ifade etmesi iyi olacaktır. Ayrıca düğün sahibi çok yakın akraba veya nazı geçen bir kişi ise, o takdirde bu uygulamanın dinimizce uygun olmadığı hatırlatılmalı; yumuşak ve tatlı bir şekilde doğru usul tebliğ edilmelidir.

Kaynakçalar
  1. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c.4, s. 197.

  2. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c.4, s. 175.

  3. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s 451.

  4. Mâide, 5/54

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız