Bağış Yap

03.10.2026

"Acaba şu zaman ve dehrin şikayetinden, Sani‘-i Zülcelal’in san‘at-ı bediine i‘tiraz çıkmaz mı?" Devamıyla Beraber İzah Eder Misiniz?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

03.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili metin Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

S: Acaba şu zaman ve dehrin şikayetinden, Sani‘-i Zülcelal’in san‘at-ı bediine i‘tiraz çıkmaz mı?
C: Hayır, asla. Belki ma‘nası şudur: Güya şikayetçi der ki:

İstediğim emir ve arzu ettiğim şey ve teşehhi ettiğim hal ise, hikmet-i ezeliyenin düsturuyla tanzim olunan alemin mahiyeti müsteid; ve inayet-i ezeliyenin pergeliyle nakşolunan feleğin kanunu müsaid ve meşiet-i ezeliyenin matbaasında tab‘ olunan zamanın tabiatı muvafık ve mesalih-i umumiyeyi te’sis eden hikmet-i İlahiye razı değillerdir ki, şu alem-i imkan, Feyyaz-ı Mutlak’ın yed-i kudretinden şu ukūlümüzün hendesesiyle ve tehevvüsümüzün iştihasıyla istediğimiz semeratı koparsın. Verse de tutamaz, düşse de kaldıramaz.

Evet, bir şahsın tehevvüsü için büyük bir daire-i muhita, hareket-i mühimmesinden durdurulmaz.1

Sualdeki "şu zaman ve dehrin şikayeti" ile kastedilen mana; insanların saadet nuru kendilerini aydınlattığında efendilerini övmeleri, onlara karanlık çöktüğü zaman ise zamanı kötülemeleridir. Yani iyiliği reislerinden, kötülüğü yaşadıkları zamandan bilmeleridir.

Sual kısmında, insanların zamandan şikayetçi olmaları Allah'ın eşsiz sanat eserlerine bir itiraz anlamına gelmez mi, diye soruluyor.

Cevaben, "zamandan şikayetçi olmak Allah'ın sanat eserlerine yönelik bir itiraz içermez" deniyor. Bununla beraber, şikayetçinin demek istedikleri şöyle sıralanıyor:

İnsanın bu dünyada elde etmek istediği sonuçlar, yalnız aklının ölçüsü ve hevesiyle gerçekleşmez; yaratılmış alemin düzeni buna her zaman uygun değildir. Çünkü alemin yapısı ezeli hikmetle, göklerin düzeni ezeli inayetle, zamanın akışı da ezeli iradeyle belirlenmiştir. Bu ilahi düzen, genel fayda ve maslahatları gözeten İlahi hikmete göre işler.
Bu sebeple, içinde yaşadığımız bu alem, insanın istediği meyveleri her zaman kudret hazinesinden koparıp veremez. Verse bile insan onu koruyamaz; adeta önüne düşse bile kaldıramaz; çünkü bir kişinin hevesi uğruna bu büyük düzen durdurulamaz. Kısaca, Allah'ın dilemesi esastır. Kulun isteği, arzusu Allah'ın hikmetine tabidir.

Hem zamanla ortaya çıkan ve insanın hevesine bağlı olan bir kısım kötülükler (içki, kumar vb.) Allah'ın razı olduğu haller değildir ki Allah'ın yarattığı "zaman" bundan sorumlu tutulsun. Halbuki hayırlar Allah’a, şerler ise nefse nispet edilir. Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur:

Sana isabet eden her iyilik Allah'tandır; sana isabet eden her kötülük ise nefsindendir.2

Şerler ve günahlar tahribat nev’indendir. Her ne kadar şer olan fiiller de Allah tarafından yaratılıyor ise de bu yaratma, insanın isteğine bağlı olduğu için mesuliyet de insana aittir. Bu yönüyle, şer olan bir şeyi yaratmak şer değil; şerri kesbetmek şerdir, şerri işlemek şerdir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 2, s. 235.

  2. Nisa, 4/79.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız