Sorudaki ilgili kısımlar Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:
Aynen öyle de, havanın zerreleri, her biri birer mektûbât-ı Samedâniye, birer antika-i san‘at-ı Rabbâniye, birer mu‘cize-i kudret, birer hârika-i hikmet olan nebâtât ve eşcâr, ezhâr ve esmârdaki harekât ve hıdemâtları, bir Sâni‘-i Hakîm-i Zülcelâl’in, bir Fâtır-ı Kerîm-i Zülcemâl’in emir ve irâdesiyle hareket ettiğini; ve toprağın zerreleri dahi her biri birer ayrı makine ve tezgâh, birer ayrı matbaa, birer ayrı hazine, birer ayrı antika ve Sâni‘-i Zülcelâl’in esmâsını i‘lân eden birer ayrı i‘lânnâme ve kemâlâtını söyleyen birer ayrı kasîde hükmünde olan o tohumcuklarının, o çekirdeklerinin sünbüllerine, ağaçlarına menşe’ ve medâr olmaları, emr-i künfeyekûne mâlik, her şey emrine musahhar bir Sâni‘-i Zülcelâl’in emriyle, izniyle, irâdesiyle, kuvvetiyle olması, iki kerre iki dört eder gibi kat‘îdir. Âmennâ.1
Bu paragraftaki “Toprağın zerreleri dahi her biri birer ayrı makine ve tezgâh, birer ayrı matbaa, birer ayrı hazîne…” cümlesi açıkça gösterir ki; makine, tezgâh, matbaa, hazine ve antika olarak tasvir edilenler toprağın zerreleri yani atomlarıdır.
Paragrafın devamında geçen "Sâni‘-i Zülcelâl’in esmâsını i‘lân eden birer ayrı i‘lânnâme ve kemâlâtını söyleyen birer ayrı kasîde hükmünde olan" ifadesiyle kastedilen ise tohum ve çekirdeklerdir.
Toprağın zerrelerinin ise, bu tohumlardan çıkan sümbül ve ağaçların meydana gelmesine kaynak ve dayanak olmaları, her şeye gücü yeten Allah'ın emriyledir. Çünkü cansız, akılsız ve şuursuz olan bu zerreler bu işleri yapacak sıfatlara sahip değildir. Halbuki, bu zerrelerin yaptıkları işlere bakıldığında harika, hikmetli ve sanatlı varlıkların içlerinde ilim, irade ve kudret gerektiren işler yapmaktadırlar. Bu da açıkça gösterir ki; bu zerreler Allah'ın memurudur. Eğer toprakta veya havada bulunan bu zerrelerin birer memur olduğu kabul edilmezse, her bir zerrenin içinde bir makine veya bir matbaa gibi özelliklerin var olduğunu ve her bir zerrede sonsuz bir ilim, her şeye sözünü geçirecek bir kudret bulunduğunu kabul etmek lazım gelir. Bu ise aklen imkansız bir hurafedir.
Sonuç olarak; bu kısımda makine, tezgah, matbaa ve hazine olarak kastedilenler toprağın zerreleridir. Bu benzetmelerin sebebi ise; bu atomların, tohum ve çekirdeklerden ortaya çıkan harika bitkilere hakiki sebep olamayacağını göstermektir. Zira bu şuursuz ve güçsüz atomlar, bu mükemmel ve düzenli işleri kendi başlarına yapamazlar. Bu da gösterir ki; bu zerreler Allah'ın emriyle bu işlerde çalıştırılan memurlar hükmündedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.233

