Dua-Evrâd

03.07.2025

144

Allah’tan Sabır İstemek, Aynı Zamanda Belâ ve Musibet İstemek Anlamına da Gelir mi?

Allah’ın isimlerinden biri Sabûr’dur. Kur’ân’da “Allah’ım! Üzerimize sabır yağdır!” anlamındaki dua âyeti bulunmasına rağmen, “Allah’ım bana sabır ver” demeyi bela istemek sayanlar ve bu konuda bir hadis olduğunu söyleyenler var. Bu konuyu açıklığa kavuşturabilir misiniz?

12.07.2025 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Esma-i Hüsna'dan Es-Sabûr isminin bir tecellisi olarak insana sabır kuvveti verilmiştir. Bediüzzaman Hazretleri bir hadis-i şerifte de geçtiği üzere sabretmekle mükellef olduğumuz şeyleri şu şekilde izah etmektedir:

Sen üç sabır ile mükellefsin. Birisi, tâat üstünde sabırdır. Birisi, ma‘siyetten sabırdır. Diğeri, musîbete karşı sabırdır. İnsan üç şeye karşı sabırla mükelleftir. 1

Buradan da anlaşılacağı üzere kişi şu üç konuda sabretmelidir:

1) İbadetlerin devamlılığını sağlayabilmek için,

2) Günahlara girmemek için,

3) Bela, musibet ve hastalıklara dayanabilmek için.

Sabretmek ile alakalı bu izahtan sonra sorunuzdaki kısma değinecek olursak; sormuş olduğunuz ayet-i kerimenin meali şu şekildedir:

(Tâlût ve ona itâat eden mü'minler) Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında ise şöyle dediler: “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebât ver ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!"2

Yine sormuş olduğunuz hadis-i şerifin meali de şu şekildedir:

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, 'Allah'ım ben senden sabır istiyorum' diye dua eden bir adamı işitince o kişiye, 'Allah'tan belâ istedin, O'ndan âfiyet iste' buyurmuştur.3

Rabbimiz yine başka bir ayette de bizlere şöyle buyurmaktadır:

Ey îmân edenler! Sabır ve namaz ile (Allah’dan) yardım isteyin! Muhakkak ki Allah, sabredenlerle berâberdir.4

Sorunuzda da değindiğiniz üzere ilk bakışta ayet ile hadis arasında zıtlık varmış gibi görünebilir. Fakat her hangi bir zıtlık söz konusu değildir. Çünkü insan, sabrını sadece musibete has olarak kullanmıyor. Elbette ortada bir sıkıntı yokken "dua edeyim de bir belaya uğrayayım, sonra da bu belaya sabredip sevap kazanayım" fikriyle Cenab-ı Hak'tan sabır istenilmez. Her daim afiyet istenir ve istenmelidir. Fakat insan, sabır ile sorumlu olduğu diğer iki konu da sürekli olarak dua etmesi gerekir.

1) İbadette devamlılık için dua ile sabır istemelidir. Çünkü bir ibadete başlayıp devam ettiremeyen çoktur. Bu yüzden insan, nefis ve şeytanın onu ibadetten alıkoymak konusundaki engellemelerine karşı durabilmek için sabretmelidir. İbadet ederken karşılaştığı güçlüklere karşı durabilmek ancak bu şekilde mümkün olacaktır. O yüzden kendinde bulunan sabır kuvvetinin artması için dua etmelidir.

2) İnsan, günahlara girmemek için sabretmelidir. Bu konuda sabrının artması için de dua etmelidir. Çünkü hususen gençlik zamanında nefsin hoşuna gidecek şehvanî arzu ve isteklere karşı her an sabır göstermesi gerekecektir.

Mümin, sabır istemek konusu da dahil olmak üzere her daim aşırılıklardan kaçarak hadd-i vasatı muhafaza etmelidir. Sıhhat ve afiyeti yerindeyken Allah'tan belâ talep edip ona sabretmeyi istemek bir aşırılıktır. Hadiste geçtiği üzere afiyet için dua etmelidir. Lâkin sıhhat ve afiyetin dahi aşırılığı vardır. Gaflet verir ve ahireti unutturur. Afiyetin dahi bu kısmından sakınmak gerekir. Bediüzzaman Hazretleri bu meseleye Hastalar Risalesinde şu şekilde temas ediyor:

Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet, gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hâtırına getirtmek istemez. Sermâye-i ömrünü bâd-ı hevâ (boş yere) boş yere sarfettirir. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücûduna ve cismine der ki:

“Lâyemût ölümsüz) değilsin, başıboş değilsin, bir vazîfen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öylece hazırlan!”

İşte bu hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih (nasihat edici) ve îkāz edici bir mürşiddir. Bundan şekvâ (şikayet) değil, belki bu cihetten ona teşekkür etmek lâzım; eğer fazla ağır gelse, sabır istemek gerektir."5

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 96.

  2. Bakara, 2/250.

  3. Tirmizî, 3527.

  4. Bakara, 2/153.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 212.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız