Bağış Yap

Istılahlar

27.09.2016

4369

Akıl, Şuur ve Zihnin Vücud-u Hâricîleri Var mıdır?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

28.09.2016 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Öncelikle ilgili kavramların tanımlarını yapalım:

Akıl: Sözlükte menetmek, engellemek, bağlamak, alıkoymak, mürşit anlamında kullanılmaktadır. Aklın hakikati konusunda ihtilaf eden âlimler ve düşünürler aklın tanımı hakkında da farklı açıklamalar yapmışlardır. Yapılan bu tanımlara bakıldığında aklın maddi bir kuvvet olmadığı, manevi bir nur, cevher, duygu olduğu konusunda fikir birliği görülmektedir. Bediüzzaman Hazretlerine göre marifetullah için verilmiş olup rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açan bir tılsımdır. Sahibini ebedi saadete götüren Rabbanî bir mürşiddir. Rahmanî bir hediyedir. Veriliş amacına uygun kullanılmadığı takdirde de uğursuz, rahatsız edici bir âlet olur. Geçmiş zamanın acılarını ve geleceğin endişe ve korkularını insanın başına yükleyen bir âlete dönüşür. Sonuçta bereketsiz zararlı bir cihaz olur.1
Şuur: Sözlükte bir nesneyi güzelce anlamak, zekâ, zihin ve hızlı kavrayış sayesinde bir nesnenin inceliklerini anlayarak iyice idrak etmek, tanımak, dikkat sonucu elde edilen ilim anlamında kullanılmaktadır. Şuur, delilsiz bir şekilde olan idrake denir.
Şuur, insanın kendi içinden, ruhundan veya çevresinden edindiği bilgiye denir. Şuur, beş duyu organından her hangi biriyle hissetmektir. Yani şu anda his halinde olan, henüz hafıza ve akla tamamen geçmemiş bulunan zahir olan ilme denir. İdrakin ilk mertebesidir. Hâlbuki ilim, kişinin manaya ulaşmasıdır. Bu ulaşmanın ise bir takım mertebeleri vardır ki şuur bunların birincisidir. Yani kişinin manaya ulaşmadaki ilk mertebesidir. Kişinin o mananın tamamına ulaşmasına tasavvur, istendiğinde hatırlanacak şekilde ruhta baki kalmış ise hıfz, bu manayı hatırlamak istemeye tezekkür, tekrar bulan vicdana zikir denmektedir. Şuur bir yönüyle ilmin en zayıfıdır. Çünkü kalıcı değildir. Bu sebeple Allah'ın (cc) ilmine şuur denmez. Diğer bir yönüyle de en canlı bir ilimdir. Çünkü bizzat ve bilfiil hissetmektir ve bir şuhuddur. Bediüzzaman Hazretlerine göre şuur, hayatın süzülmüş en safi hülasasıdır. Ruhun ziyasıdır. Hayatın nurudur.2

Zihin:; Allah'ın insana üflediği ruhun bir tecellisi olan aklın; dış dünyadan duyular aracılığıyla aldığı verileri işleme, hafızada tutma, soyutlama yapma, hak ile batılı ayırt etme ve bilgi üretme melekesidir. Yani zihin, insanın manevi kalbi ile fiziki beyni arasında bir köprü vazifesi görür.

Vücûd-u Hâricî: Allah’ın sınırsız kudretiyle, ilminde kayıtlı bulunan şeylerin içeriklerine ve şekillerine bir vücud giydirip varlık sahasına çıkarmasıyla ortaya çıkan varlıklardır. Somut olarak görülebilen, hissedilebilen her şeyin kendilerine özel bir vücudu vardır. Haricî olması, ilimden varlık sahasına çıkmış olması demektir.

Fakat vücud mertebeleri sedece maddenin bu hallerine münhasır değildir. Çok şeffaf ve latif varlıklar vardır. Mesela hayat ve ölüm de yaratılmıştır. Bunlar gibi akıl, şuur ve zihnin vücudları vardır. Ama mahiyetini bilemiyoruz. Elektriğin vücudunu biliyoruz. Ama mahiyetini bilemiyoruz. Bunun gibi çok şeyler var ki, vücudları bizce bedihi ve açık olduğu halde mahiyetini kavrayamıyoruz

Kaynakçalar
  1. Muhlis KÖRPE, Risale-i Nur Istılahları, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, s. 16.

  2. Muhlis KÖRPE, Risale-i Nur Istılahları, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, s. 154.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız