Muhtelif Meseleler

22.05.2026

1

Tarikatlerin İmanı Kurtarma Yönünden Faydaları Var mıdır?

Bediüzzaman Hazretleri; "Tarîkatte hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik âlim zât da olsa, şimdiki zındıkların desîselerine karşı kendini tam muhâfaza etmesi müşkilleşmiştir" diyor. Bu cümlesini izah eder misiniz?

02.06.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, 29. Mektubun 9. Kısım Üçüncü Telvîh'inde, tarîkatlerin kıymetini takdîr etmeyenin ne kadar zarara düştüğünü ve tarîkatın faydalarını beyân ettiği kısımda şu ifadeleri kullanır:

Tarîkat, yani sünnet-i seniye dâiresinde tarîkatin hasenâtı, seyyiâtına kat‘iyen müreccah olduğuna delîl, ehl-i tarîkat, ehl-i dalâletin hücûmu zamanında îmânlarını muhâfaza etmesidir. Âdî bir samîmî ehl-i tarîkat, sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyâde kendini muhâfaza eder. O zevk-i tarîkat vâsıtasıyla ve o muhabbet-i evliyâ cihetiyle îmânını kurtarır. Kebâirle fâsık olur. Fakat kâfir olmaz. Kolaylıkla zındıkaya sokulmaz. Şedîd bir muhabbet ve metîn bir i‘tikād ile aktâb kabûl ettiği bir silsile-i meşâyihi, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez. Çürütmediği için onlardan i‘timâdını kesemez. Onlardan i‘timâdı kesilmezse, zındıkaya giremez. Tarîkatte hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik âlim zât da olsa, şimdiki zındıkların desîselerine karşı kendini tam muhâfaza etmesi müşkilleşmiştir.1

Üstad Bediüzzaman bu kısımda, Sünnet-i Seniyye dairesindeki tarîkatın sayısız faydaları bulunduğunu, bunlardan en önemlilerinden birinin de tarîkat ehlinin Allah'ı inkâr fikrinin kuvvet kazandığı zamanlarda dahi îmânlarını muhafaza edebilmeleri olduğunu ifade etmektedir.
Bunun önemli bir delili olarak da samimî bir tarîkat ehlinin; kalbi mânevî hayatla inkişaf etmemiş, her ne kadar ilim sahibi ve hatta âlim olsa da tarîkatla irtibatı bulunmayan bir kimseye oranla şüphe ve inkâr akımları karşısında îmânını daha sağlam koruyabildiğini beyan eder. Dinsizlik akımlarının hücum ettiği dönemlerde, ihlâslı bir ehl-i tarîkat, bazı yönlerden yalnız aklî ve fennî ilimlerde uzman olan bir kimseden daha sağlam durabilmektedir.
Çünkü çok yüksek bir ilmî seviyeye sahip olmasa bile, samimî bir tarîkat ehli; zikrullah, ibadet ve mânevî hayat neticesinde elde ettiği mânevî zevk sayesinde kalben kuvvet bulur. Bunun yanında Allah dostlarına duyduğu sevgi ve kendisine rehberlik eden şeyhlerine ve o yoldaki büyüklerine olan güveni, onun îmânını muhâfaza eden kuvvetli mânevî dayanaklar hâline gelir. Bu sebeple günahlara düşse ve fâsık olsa bile, kolaylıkla küfür ve inkâra sürüklenmez; küfür ve inançsızlık akımlarının desiselerine karşı daha dayanıklı olur.
Buna karşılık, yalnız fennî ilimlerle meşgul olan, kalbi mânevî terbiye ve zevkten mahrum bulunan, fenlerde uzman bir kişi; velev ki âlim bile olsa, sahip olduğu ilmî birikime rağmen, özellikle şüphelerin ve inkâr fikirlerinin yaygınlaştığı zamanlarda kendisini muhâfaza etmekte daha fazla zorluk yaşayabilir. Zira sırf aklî delillerin yanında kalbi takviye eden mânevî bağlar ve dayanaklar bulunmadığından, şüphelerin tazyiki karşısında insan daha fazla sarsılabilmektedir.
Bu sebeple Bediüzzaman Hazretleri, tarîkatın yalnızca şahsî kemâlât ve mânevî terakkî vâsıtası olmadığını; aynı zamanda îmânın muhafazasında, özellikle fitne ve inkâr zamanlarında, mühim bir siper ve kuvvetli bir dayanak vazifesi gördüğünü nazara vermektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 2, s.331


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız