İlgili yer Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:
Dâire-i İslâmiyet içinde hangi meşrebde olursa olsun, medâr-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifâk olacak çok râbıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp, ittifâk etmek...1
İslâmiyet dairesi, yani iman dairesi içinde olanlar arasında farklı anlayış, düşünce, tarikat, cemaat veya fıtrat (mizaç) sahibi Müslümanlar bulunabilir. Fakat tüm Müslümanlar arasında sevgiyi, kardeşliği ve birlik olmayı sağlayacak pek çok bağ/ortak nokta bulunmaktadır. Bunları düşünüp hatırlayarak bu ortak bağlar etrafında birleşmemiz ve yaşamamız gerekir. Bu, bize Allah’ın bir emridir. 2
Diğer bir ifadeyle: Bediüzzaman Hazretleri, Müslümanların farklı görüş ve yollar (meşrepler) sebebiyle ayrışmak yerine Allah’a iman, Kur’ân, Peygamber sevgisi, iman esasları gibi güçlü ortak bağları düşünerek ittifak ve kardeşlik içinde olmalarını söylemektedir. Çünkü ayrılık ve ihtilaf zayıflatır; ittifak ve uhuvvet ise güçlendirir.
Dâire-i İslâmiyet İçinde Muhabbet, Uhuvvet ve İttifâka Medâr Olan Râbıta-i Vahdetler
Müslümanların birbirine bağlandığı iman ve İslâm esaslarıdır. Bunların başlıcaları şunlardır:
Îman kardeşliği (aynı Allah’a, âhirete, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman etmek)
Kur’ân’a intisap (aynı Kitab’a tâbi olmak)
Hz. Peygamber’e (asm) ümmet olmak ve Sünnet-i Seniyye’ye hürmet
Kıble birliği (aynı Kâbe’ye yönelmek)
Namaz, oruç, zekât, hac gibi ibadetlerde birlik (İslâm’ın şeâirini paylaşmak)
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat dairesinde aynı temel akideler üzerinde birleşmek
Helâl-haram ölçülerinde birlik (aynı şer‘î ölçülere bağlanmak)
İslâm’ın izzet ve menfaatinde ortaklık (dinin ve mü’minlerin hayrını birlikte gözetmek)
Merhamet, adalet, emniyet, güzel ahlâk gibi İslâmî faziletlerde ortak hedef
Bu ortak bağlar çok kuvvetli olduğu için meşrep ve meslek farklılıkları bunların yanında ikinci derecede kalır; ittifak ve uhuvveti besleyecek olan da bu “vahdet bağlarını” nazara almaktır.
Dâire-i İslâmiyet Haricinde (Dışında) Kimler Vardır?
Bediüzzaman Hazretlerinin ve İslâm alimlerinin kullandığı “dâire-i İslâmiyet” (İslâm dairesi) ifadesi, Kelime-i Şehadet’i söyleyip İslâm’a giren, yani Müslüman olan kimseleri içine alır. Bu dairenin haricinde (yani dışında) kalanlar ise genel olarak şöyle tarif edilir: 3
Gayrimüslimler:
Ehl-i kitap: Yahudiler ve Hristiyanlar.
Diğer din mensupları: Hindu, Budist, Mecusi vb.
Müşrikler ve putperestler: Allah’a ortak koşanlar veya putlara tapanlar.
Ateistler ve Deistler: Hiçbir dine inanmayanlar veya Allah’a inanıp peygamberleri reddedenler. 4
Zındıklar ve Mülhidler:
İslâm’ı içten yıkmaya çalışan, İslâm’a düşmanlık eden ideolojik gruplar ve dinsizlik fikrini yayan, iman esaslarını inkâr eden akımlar.
Münafıklar:
Dıştan Müslüman gibi görünüp kalben iman etmeyen, İslâm’ı zayıflatmak için çalışanlar; iman etmeyen ama kendini Müslüman gösterenler. 5
Özetle:
Dâire-i İslâmiyet’in haricinde (dışında); İslâm’ı kabul etmeyenler, iman esaslarını reddedenler, başka din mensupları, Allah’a şirk koşanlar, İslâm’a düşmanlık eden zındıklar ve münafıklar bulunur.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 158.
Âl-i İmran, 3/200.
Bakara, 2/177.
Bakara, 2/171.
Bakara, 2/8-20.

