RİSALE-İ NUR

06.11.2025

136

Risale-i Nur'da Zaman-ı Hazır, Zaman-ı Mazi, An, Kitab-ı Mübin ve İmam-ı Mübin Kavramları

Zaman-ı Hazır, Zaman-ı Mazi, An, Kitab-ı Mübin ve İmam-ı Mübin kavramlarını izah eder misiniz? Risale-i Nur'da bu kavramlar ne şekilde geçmektedir?

12.11.2025 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sorunuzla ilgili Risale-i Nur'da geçen en dikkat çekici yerler ve açıklamaları aşağıda yer almaktadır:

"Madem bütün âlemlerin Rabbi, insanları muhâtab ittihâz edip, umum mevcûdâtla konuşur. Ve şu Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o hitâb-ı izzeti, nev‘-i beşere, belki umum zîruha ve zîşuûra teblîğ ediyor. İşte bütün mâzî ve müstakbel, zaman-ı hâzır hükmüne geçti. Bütün nev‘-i beşer bir mecliste, safları muhtelif bir cemâat şeklinde olarak, o hitâb o sûretle onlara ediliyor."1 

"Evet, tahavvülât-ı zerrât; âlem-i gaybdan olan her şeyin geçmiş aslında ve gelecek neslindeki intizâmâta medâr; ve ilim ve emr-i İlâhînin bir ünvanı olan “İmâm-ı Mübîn” in düstûrları ve imlâsı tahtında; ve zaman-ı hâzır ve âlem-i şehâdetten teşkîl ve îcâd-ı eşyâda tasarrufa medâr; ve kudret ve irâde-i İlâhiyenin bir ünvanı olan “Kitâb-ı Mübîn” den istinsâh ile; ve seyyâl zamanın hakîkati ve sahîfe-i misâliyesi olan “Levh-i Mahv ü İsbat” ta kelimât-ı kudreti yazmak ve çizmekten gelen harekâttır ve ma‘nîdâr ihtizâzâttır."2 

"Kur’ân-ı Hakîm’de “İmâm-ı Mübîn” ve “Kitâb-ı Mübîn” mükerrer yerlerde zikredilmiştir. Ehl-i tefsîr, “İkisi birdir” bir kısmı “Ayrı ayrıdır” demişler. Hakîkatlerine dâir beyânâtları muhteliftir. Hulâsa, “İlm-i İlâhî’nin ünvanlarıdır” demişler. Fakat Kur’ân’ın feyzî ile şöyle kanâatim gelmiş ki, İmâm-ı Mübîn, ilim ve emr-i İlâhînin bir nev‘ine bir ünvandır ki, âlem-i şehâdetten ziyâde, âlem-i gayba bakıyor.

Yani zaman-ı hâlden ziyâde, mâzî ve müstakbele nazar eder. Yani her şeyin vücûd-u zâhirîsinden ziyâde, aslına, nesline, köklerine ve tohumlarına bakar. Kader-i İlâhî’nin bir defteridir. Şu defterin vücûdu, Yirmi Altıncı Söz’de, hem Onuncu Söz’ün hâşiyesinde isbat edilmiştir. Evet, şu İmâm-ı Mübîn bir nevi‘ ilim ve emr-i İlâhînin bir ünvanıdır. Yani eşyânın mebâdîleri ve kökleri ve asılları, kemâl-i intizâm ile eşyânın vücûdlarını gayet san‘atkârâne intâc etmesi cihetiyle, elbette desâtîr-i ilm-i İlâhînin bir defteri ile tanzîm edildiğini gösteriyorlar. Ve eşyânın neticeleri, nesilleri, tohumları ileride gelecek mevcûdâtın programlarını, fihristelerini tazammun ettiklerinden, elbette evâmir-i İlâhiyenin bir küçük mecmûası olduğunu bildiriyorlar. Meselâ, bir çekirdek, bütün ağacın teşkîlatını tanzîm edecek olan programları ve fihristeleri ve o fihriste ve programları ta‘yîn eden evâmir-i tekvîniyenin küçücük bir mücessemi hükmündedir, denilebilir.

Elhâsıl madem İmâm-ı Mübîn mâzî ve müstakbelin ve âlem-i gaybın etrafına dal budak salan şecere-i hilkatin bir programı, bir fihristesi hükmündedir. Şu ma‘nâdaki İmâm-ı Mübîn kader-i İlâhînin bir defteri, bir mecmûa-i desâtîridir. O desâtîrin imlâsıyla ve hükmüyle, zerrât, vücûd-u eşyâdaki hıdemâtına ve harekâtına sevk edilir. Ama “Kitâb-ı Mübîn” ise, âlem-i gaybdan ziyâde âlem-i şehâdete bakar. Yani mâzî ve müstakbelden ziyâde zaman-ı hâzıra nazar eder. Ve ilim ve emirden ziyâde, kudret ve irâde-i İlâhiyenin bir ünvanı, bir defteri, bir kitabıdır. İmâm-ı Mübîn kader defteri ise, Kitâb-ı Mübîn kudret defteridir. Yani her şey vücûdunda, mâhiyetinde ve sıfât ve şuûnâtında kemâl-i san‘at ve intizâmları gösteriyor ki, bir kudret-i kâmilenin desâtîriyle ve bir irâde-i nâfizenin kavânîniyle vücûd giydiriliyor. Ve sûretleri ta‘yîn, teşhîs edilip birer mikdâr-ı muayyen, birer şekl-i mahsûsveriliyor. Demek o kudret ve irâdenin küllî ve umûmî bir mecmûa-i kavânîni bir defter-i ekberi vardır ki, her bir şeyin hususî vücûdları ve mahsûs sûretleri, ona göre biçilir, dikilir, giydirilir. İşte şu defterin vücûdu, İmâm-ı Mübîn gibi, kader ve cüz’-i ihtiyârî mesâilinde isbat edilmiştir.

Ehl-i gaflet ve dalâlet ve felsefenin ahmaklığına bak ki, kudret-i fâtıranın o Levh-i Mahfûz’unu ve hikmet ve irâde-i Rabbâniyenin o basîrâne kitabını, eşyâdaki cilvesini, aksini, misâlini hissetmişler. Hâşâ! ‘Tabiat’ nâmıyla tesmiye etmişler, körletmişler. İşte İmâm-ı Mübîn’in imlâsıyla, yani kaderin hükmüyle ve düstûruyla kudret-i İlâhiye, îcâd-ı eşyâda her biri birer âyet olan silsile-i mevcûdâtı, Levh-i mahv ü isbat denilen zamanın sahîfe-i misâliyesinde yazıyor. Îcâd ediyor. Zerrâtı tahrîk ediyor. Demek harekât-ı zerrât, o kitabetten, o istinsâhtan; mevcûdât âlem-i gaybdan âlem-i şehâdete ve ilimden kudrete geçmelerinde bir ihtizâzdır, bir harekâttır. Ama “Levh-i mahv ü isbat” ise, sâbit ve dâim olan Levh-i Mahfûz-u A‘zam’ın dâire-i mümkinâtta, yani mevt ve hayata, vücûd ve fenâya dâimâ mazhar olan eşyâda mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakîkat-i zaman odur. Evet, her şeyin bir hakîkati olduğu gibi, zaman dediğimiz, kâinâtta cereyân eden bir nehr-i azîmin hakîkati dahi ‘Levh-i mahv ü isbat’ taki kitâb-ı kudretin sahîfesi ve mürekkebi hükmündedir. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ"3 

Zaman ve Kayıt Defterleri

Yukarıdaki metinlerde geçen temel zaman boyutları ve bunlarla ilişkili defterler şunlardır:

1. İmam-ı Mübin (Kader Defteri)

İlgili Zaman Boyutları: Mazi (Geçmiş) ve Müstakbel (Gelecek).

İlgilendiği Alan: Âlem-i şehadetten ziyade Âlem-i Gayb'a bakar. Her şeyin aslına, nesline, köklerine ve tohumlarına odaklanır.

Mahiyeti: İlim ve Emr-i İlâhî'nin bir unvanıdır; Kader-i İlâhî'nin değişmeyen, sâbit, ezelî program defteridir.

Örnek: Bir meşe palamudu (tohum).

İmam-ı Mübin bu palamudun, gelecekte nasıl bir meşe ağacı olacağının, kaç yıl yaşayacağının, hangi dala ne kadar kuvvet verileceğinin ezelî, ilmî programını (kaderini) içerir. Bu program, daha ağaç vücuda gelmeden önce, onun köklerinde, aslî yapısında ve tohumun içindeki genetik kodunda mevcuttur. Mazi (geçmiş nesiller) ve müstakbel (gelecek nesiller) ile bağlantılıdır.

"Eğer o intisâb olsa, o çekirdek, kader-i İlâhîden bir emir alır, o hârika işlere mazhar olur. Eğer o intisâb kesilse, o çekirdeğin hilkati, koca çam ağacının hilkatinden daha ziyâde cihâzât ve iktidar ve san‘atı iktizâ eder. Çünkü dağdaki kudret eseri olan mücessem çam ağacının bütün a‘zâları, cihâzâtıyla o çekirdekteki kader eseri olan ma‘nevî ağaçta mevcûd bulunması lâzım gelir. Çünkü o koca ağacın fabrikası, o çekirdektir. İçindeki kaderî ağaç, kudret ile hâriçte tezâhür eder. Cismânî çam ağacı olur."4 

2. Kitab-ı Mübin (Kudret Defteri)

İlgili Zaman Boyutu: Zaman-ı Hâzır (Şimdiki Zaman/Varoluş Anı).

İlgilendiği Alan: Âlem-i gaybden ziyade Âlem-i Şehadet'e (Görünen Âleme) bakar. Her şeyin vücud-u zâhirîsine, sûretine, sıfât ve şuûnâtına (görünür hallerine) odaklanır.

Mahiyeti: Kudret ve İrâde-i İlâhiyenin bir unvanıdır; eşyaya vücut giydiren, suretlerini tayin eden küllî ve umûmî kavânin (kanunlar) defteridir.

Örnek: Büyümüş, boy vermiş meşe ağacı.

Kitab-ı Mübin, o ezelî programın (İmam-ı Mübin'deki) ŞU AN nasıl bir görünen varlık (meşe ağacı) olarak tezahür ettiğini, yani Allah'ın kudretiyle ve iradesiyle nasıl yaratılıp ayakta tutulduğunu gösterir. Ağacın dallarının uzaması, yapraklarının yeşermesi, rüzgârda sallanması gibi hâzır (şimdiki) ve zâhirî (görünür) tüm olaylar bu defterde kaydedilir.

3. Levh-i Mahv ü İsbât (Zamanın Hakikati)

İlgili Zaman Boyutu: Zaman-ı Hâzır (ve anlık değişim).

Mahiyeti: Sâbit olan Levh-i Mahfûz-u A'zam'ın daire-i mümkinâtta (değişime açık alanda) mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır. Hakikat-i zaman olarak kabul edilir.

Görevi: İmam-ı Mübin'in imlâsıyla (kaderin hükmüyle) ve Kitab-ı Mübin'in kavâniniyle (kudret kanunlarıyla) mevcudatı, bu misalî zaman sayfasında Allah'ın kudreti ân be ân yazar, bozar, icat eder ve zerrâtı (atomları) hareket ettirir.

Örnek: Meşe ağacının bir yaprağının dökülmesi.

Yaprağın kaderi (İmam-ı Mübin'de) bellidir. Yaprağın varlığı ise (Kitab-ı Mübin'de) bellidir. Ancak yaprağın tam olarak ne zaman, hangi rüzgârla, ne şekilde döküleceği ve dökülme anındaki o zerrat hareketleri, Levh-i Mahv ü İsbât'ta yazılıp silinir (yani icad edilir ve sonra fenaya gider). Bu defter, yaratılışın kesintisiz bir film şeridi gibi akmasını sağlayan anlık kayıttır.

Zaman-ı Hâzır ve An (Ân-ı Seyyale) Farkı:

Yukarıdaki metinde geçen ifadeler ışığında:

Zaman-ı Hâzır (Şimdiki Zaman): Kitab-ı Mübin'in baktığı, mazi ve müstakbelden ayrı tutulan, görünen âlemdeki mevcudiyetin devam ettiği nispeten daha geniş bir süreci ifade eder. O an yaşanılan ve müşahede edilen hayattır.

An (Ân-ı Seyyale): İnsan tecrübesinde zamanın en kısa, en dar ve gelip geçici dilimidir. Risale-i Nur'da geçtiği üzere, maddî hayatımız güvendiğimiz gibi geniş bir süreç değil, "yalnız bir dakika," hatta sadece "bulunduğun dakikadır." Bu dar an, fenaya ve değişime en açık noktadır.

Örneklendirme:

Bir deniz dalgası düşünün:

Zaman-ı Hâzır (Şimdiki Zaman): Dalganın kıyıya doğru geldiği, yükseldiği, şeklinin net olarak göründüğü anların tamamıdır. Bu bir süreci ifade eder. Bu süreç, Kitab-ı Mübin'de kudretin tezahürü olarak kaydedilir.

An (Ân-ı Seyyale): Dalganın kıyıya çarpıp parçalandığı ve su damlacıklarına ayrıldığı o mikroskobik andır. Bu an, varlık (vücud) ve yokluk (fenâ) arasında Levh-i Mahv ü İsbât'ın hükmettiği, sürekli değişimin yaşandığı noktadır. Dalgayı oluşturan zerreler bu anda bir hareket (ihtizaz) yaşar ve o an ile hemen bir sonraki an arasında sürekli bir yazma ve silme (icad ve fenâ) işlemi gerçekleşir. Bu anlık değişim, insanın maddî hayatının da ne kadar dar ve geçici olduğunu gösterir.

Bu izahlar, لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ (Gaybı ancak Allah bilir) hakikati çerçevesinde, ezelî ilim ve kudretin bu üç farklı kaynaktaki tecellisini bir derece anlamamızı sağlar.

Ayrıca lütfen bakınız;

İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin

  1. Said Nursî, Mektubât, Hayrat Neşriyat, Isparta 2018, s. 279. 

  2. Said Nursî, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2018, s. 230.

  3. Said Nursî, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2018, s. 230-231.

  4. Said Nursî, Asâ-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2018, s. 144.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız