Bağış Yap

Sorular

Miras Kalan Tarlaların Gelirleri Hissedarların İzni Olmadan Hayır İşlerinde Kullanılabilir mi?

Ailemizden kalan bazı tarlalarda uzak akrabalarımızın da küçük hisseleri bulunuyor. Mahkeme süreci devam ettiği için henüz paylaşım yapılamıyor. Bazı tarlalarımızın kullanımından elde edilen ücret, hissedar sayısına bölündüğünde çok cüzi bir miktar düşüyor. Bu gelir, bütün hissedarlar adına hayır işlerinde kullanılabilir mi, yoksa mahkeme sonuçlanıncaya kadar biriktirilip hissedarlara mı dağıtılmalıdır?

Peygamber Efendimizin (sav) Avucundaki Taşların Tesbih Etmesi Mucizesi Nasıl Gerçekleşti?

Mucizeler, peygamberlerin nübüvvetini/peygamberliklerini tasdik eden en mühim delillerden biridir. Bu hâdise de bir mucize olması cihetiyle Hz Muhammed (asm)'in peygamberliğini ispat eder. Çünkü böyle bir hâdisenin sıradan bir insan tarafından gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ancak bir peygamberin eliyle ve Cenâb-ı Hakk'ın izniyle meydana gelebilecek harikulade bir hâdisedir.Bu mucize, Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:İkinci Misâl: Nakl-i sahîh ile Enes ve Ebû Zerra'dan kütüb-ü sahîha haber veriyorlar ki, Hazret-i Enes hâdim-i Nebevî demiş ki: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında idik. Avucuna küçük taşları aldı. Mübârek elinde tesbîh etmeye başladılar. Sonra Ebû Bekri's-Sıddîk'ın eline koydu. Yine tesbîh ettiler.Ebû Zer-i Gıfârî tarîkinde der ki: Sonra Hazret-i Ömer'in eline koydu. Yine tesbîh ettiler. Sonra aldı yere koydu, sustular. Sonra yine aldı. Hazret-i Osmân'ın eline koydu, yine tesbîhe başladılar. Sonra Hazret-i Enes ve Ebû Zer diyorlar ki: Ellerimize koydu, sustular.1Bediüzzaman Hazretlerinin naklettiği bu mucize, Taberânî, İbn Asâkir, Bezzâr ve İbn Ebî Âsım gibi zâtların hadis kitaplarında bulunmaktadır.Ayrıca BakınızMUCİZENİN TANIMIMUCİZENİN ÇEŞİTLERİNİ ÖRNEKLERLE İZAH EDER MİSİNİZ?PEYGAMBER EFENDİMİZE (SAV) VERİLEN EN BÜYÜK MUCİZELER NELERDİR?KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.264.

4.371

Hislerin Dünya için Sarfedilmesi

"İşte şu üç misâl gibi, insanlar, insana verilen cihâzât-ı ma'neviyeyi eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla isti'mâl etse ve dünyada ebedî kalacak gibi gāfilâne davransa, ahlâk-ı rezîleye ve isrâfât ve abesiyete medâr olur. Eğer hafiflerini dünya umûruna ve şiddetlilerini vezâif-i uhreviyeye ve ma'neviyeye sarf etse; ahlâk-ı hamîdeye menşe', hikmet ve hakîkate muvâfık olarak saadet-i dâreyne medâr olur." (9. mektup) Burada "hafif" kelimesini nasıl anlamalıyız?

9.119

İlim, Fen ve Felsefe

Bediüzzaman hazretleri bir yerde "“Vicdanın ziyası ulum-u diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder." demektedir. Ancak 11. recada "ulûm-u felsefiyeyi, ulûm-u İslâmiye ile beraber havsalama doldurmuştum. O ulûm-u felsefiyeyi pek yanlış olarak ma'den-i tekemmül ve medâr-ı tenevvür zannetmiştim. Halbuki o felsefî mes'eleler, ruhumu çok fazla kirletmiş ve terakkıyât-ı ma'neviyemde engel olmuştu." demektedir.İikinci cümle ile birinci cümle nasıl birlikte düşünülecek?

Hüsrev Efendi Risale-i Nur Külliyatı'nın Ne Kadarını Tevafuklu Yazdı? Tevafuklu Risalelerin Ne Kadarı Neşredildi?

1- Pencereler Risalesi için neden bir cihette 33. Söz denilmiş?2- Risale-i Nur'da Pencereler Risalesi'nin tevafukatından bahsediliyor, bu tevafuk sadece Hüsrev Üstadın yazmış olduğu tevafuklu risalelerde mi görülüyor?3- Bütün Külliyat tevafuklu olarak Hüsrev Üstad tarafından yazılmış mı?4- Hayrat Vakfı bunların hepsini neşriyata dahil edecek mi?

4.255

Bir Musibete Üzülmek ile Allah'ın Hikmetini Düşünmek Nasıl Bağdaştırılır?

Benim sıkıntı yaşadığım bir konu var hocam. Bir olayla karşılaştığımda, bir yanım bana o olaya Allah'ın isimleri açısından bakmamı söylerken diğer yanım Allah'ın bana verdiği fıtratın gerektirdiği şekilde bakmam gerektiğini söylüyor.Mesela sevdiğim bir kişi vefat ettiğinde, fıtratım gereği üzülüyorum. Ancak diğer yandan, “Neden üzülüyorsun? Bu, ilahî bir kanundur.” diye düşünüyorum. Bu iki bakış açısı arasında nasıl bir denge kurmam gerektiği konusunda kararsız kalıyorum. Bu durumda nasıl hareket etmeliyim?

3.594

Matematik ve Fizik Allah'ın Varlığını Nasıl Gösterir? Fenlerin Allah'ı Tanıtan Delilleri

Kâinatta matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi her bir fen, kendi çalışma alanı içerisinde kâinatı incelediğinde Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren birçok delille karşılaşır. Çünkü bu ilimler, farklı yönlerden kâinata baktıklarında canlı ve cansız bütün varlıkların belli ölçüler, kanunlar, dengeler ve sistemler içerisinde hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Bu düzenin kendiliğinden veya tesadüfen meydana geldiğini söylemek ise, görülen sistemin kendisini açıklamaz. Nasıl ki bir köy muhtarsız, bir kitap kâtipsiz ve bir iğne ustasız düşünülemezse aynı şekilde son derece düzenli ve birbirine bağlı bir şekilde işleyen şu kâinatın da ilim, irade ve kudret sahibi bir Yaratıcısı olması gerektiği anlaşılır. Burada fenlerin yaptığı şey, kâinatta gözlenen düzen, ölçü, uyum ve kanunları ortaya koyarak insanın aklını bu düzenin arkasındaki Yaratıcı'ya yöneltmektir.MatematikMatematik, kâinatı ölçü, oran, sayı, düzen ve hesap yönüyle okur. Mesela gezegenlerin birbirlerine olan uzaklıkları, yörüngelerindeki hareketleri, fiziksel büyüklükler arasındaki matematiksel ilişkiler ve insan vücudundaki sayısız oran matematiksel olarak ifade edilebilir. Örneğin insan kalbinin dakikada belirli bir ritimle çalışması, vücuttaki organların birbirleriyle belirli oranlarda bulunması veya gezegenlerin hareketlerinin matematiksel denklemlerle ifade edilebilmesi, kâinatta rastgele ve başıboş bir yapı olmadığını gösterir. Matematik, sayıların, oranların ve ölçülerin kendisini göstererek “Bu kadar ölçülü bir sistem nasıl meydana gelmiştir?” sorusunu sordurur. Bir varlığın üzerinde görülen hassas ölçü ve oranların, o varlığın kendisindeki şuursuz maddeler tarafından bilinip kurulamayacağı düşünüldüğünde, bu ölçülerin arkasında ilim ve irade sahibi bir zatın bulunduğu neticesine ulaşılır.FizikFizik ise kâinatı kuvvet, hareket, enerji, madde ve bunlar arasındaki kanunlar açısından inceler. Yerçekimi, elektromanyetik kuvvetler, enerji dönüşümleri ve atom-altı parçacıkların davranışları gibi çok farklı olayların belirli fiziksel yasalar çerçevesinde gerçekleştiğini görürüz. Örneğin Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi veya elektronların atom içerisindeki davranışları rastgele bir hareket olarak değil, belirli fiziksel ilişkiler içerisinde gerçekleşir. Enerjinin korunumu gibi temel prensipler de fiziksel olayların belirli bir sistem içerisinde gerçekleştiğini gösterir. Fizik bu düzenin nasıl işlediğini açıklar. İman nazarı ise bu düzeni meydana getiren ve devam ettiren sonsuz ilim, kudret ve iradeyi düşünür. Dolayısıyla fizik, kendi diliyle “kâinatta kanun, düzen ve ölçü hâkimdir” der. İnsan da bu kanunların kendiliğinden yaratıcı olamayacağını anlayarak onları koyan ve işleten bir Yaratıcı'nın varlığını düşünür.Ayrıca BakınızALLAH'IN VARLIĞININ DELİLLERİALLAH'I TANITAN EN BÜYÜK DELİLLER/RABBİMİZİ BİZE TA'RÎF EDEN ÜÇ BÜYÜK, KÜLLÎ MUARRİFKUR'ÂN'IN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİİNANMAK İSTEMEYENE ALLAH'I NASIL İSPATLARIZ?(HAŞA) ALLAH'I KİM YARATTI SORUSA CEVAPALLAH'IN VARLIĞI HAKKINDA GELEN VESVESE