Soru

"Her Doğruyu Her Yerde Söylemek Doğru Değildir" Düsturu

"Her söylediğin doğru olmalı fakat her doğruyu söylemek senin hakkın değildir" hakikatini nasıl anlamalıyız? Bazı kimseler bu hakikati yanlış anlayıp, hakikatleri insanlara tebliğden geri duruyorlar. Bu hakikat, doğrusunu bilmeyen kimseler tarafından suistimal ediliyor. İzah eder misiniz?

Tarih: 4.05.2023 12:18:37
Okunma: 279

Cevap

Öncelikle ifade edilmeli ki; İslâmiyet doğruluk dinidir. Müslümanlar da sözlerinde ve davranışlarında dosdoğru olmalıdır. Doğruluk dediğimiz hakikat insanın gerek konuşmalarında gerek davranışlarında gerekse hal ve hareketlerinde görülmelidir. Her ne durum üzerine olunursa olunsun doğruluktan ayrılmamak esastır. Karar kavşaklarında veya menfaat durumlarında da ayaklarımızı doğruluğa sabitlemek gerekir. Müslüman bu şekilde İslâmiyet’in doğruluğunu da ispat etmiş olur.

Cenab-ı Hak âyet- i kerime’de “(Ey Habîbim!) Emrolunduğun gibi istikâmet üzere ol! Seninle beraber tevbe eden (mü’min)’ler de emrolundukları gibi istikâmet üzere olsunlar! Ve sakın (bu hususta) aşırılığa kaçmayın.” [1] Buyurmasıyla doğruluğun önemine dikkat çekmiştir. Sevgili Peygamberimiz bu âyet-i kerime nazil olduğunda “Hud Suresi beni ihtiyarlattı.”[2] Buyurarak doğruluğun ehemmiyetine dikkat çekmiştir.

Ancak doğruyu anlatılırken ortam, kişi ve tarz çok önemlidir. Doğruyu ifade etmek için ortam müsait olmadığı müddetçe doğruyu anlatmak belki başkaları tarafından doğruyu inkâr ettirmeye sebep olabilir. Bu da sorumluluk getirir.

Aynı şekilde doğruyu anlatacak kişide hem üslup hem de doğruyu anlatabilme kabiliyeti olmalıdır. Nezihane, nazikane, kavlileyyin, yumuşak bir nezaket üslubu lazımdır. Evet her zaman doğru söylemeli. Ancak doğru söylüyorum diyerek muhatabı inceterek, kırarak, damara dokundurarak yıkıcı bir üslup takip etmek doğruya zarar veren bir yöntem olduğu unutulmamalıdır. Âyet-i Kerime’de “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.[3] Buyurulmasıyla tebliğ yaparken nasıl hareket edilmesi gerektiğini ders vermektedir.

 Evet yukarıda anlattığımız şartlar tahakkuk ettiği durumda hakikatin izahı insan için bir vazifedir. Bu vazifeden geri durmak hakikate bir hürmetsizliktir. Çünkü hakikatler ilan edilmeye, izah edilmeye layık ve müstahaktır. Batılın izâlesi de hakkın açığa çıkmasıyla mümkündür. Yeter ki nurani ve güzel bir yol ve yöntem takip edilsin.

Tebliğ yaparken takip edilecek usuller için lütfen bakınız;

https://risale.online/soru-cevap/etkili-teblig-ve-dogru-temsil


[1] Hûd, 112

[2] Tirmizî, Tefsîr, 56/3297; Kurtubî, IX, 107

[3] Âl-i İmrân Suresi - 159 


Etiketler

Alâkalı Sorular

Yorum Yap

Yorumlar