RİSALE-İ NUR

15.07.2026

"Kainatın Yaratılışının En Mühim Neticesi Şükürdür" Ne Demek?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

"Evet, Kur’ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur’ân-ı kebîr olan şu kâinât dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimmi şükürdür." cümlesini açıklar mısınız? Şükrün yaratılışın neticesi olması ne demektir?

16.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Evet, Kur’ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de , Kur’ân-ı kebîr olan şu kâinât dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimmi şükürdür. Çünki kâinâta dikkat edilse görünüyor ki, kâinâtın teşkîlâtı şükrü intâc edecek bir sûrette, her bir şey bir derece şükre bakıyor. Ve ona müteveccih oluyor. Güyâ şu şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinât fabrikasının çıkardığı mahsûlâtın en a‘lâsı şükürdür.1

Bediüzzaman Hazretleri, şükrün sadece bir nezaket veya teşekkür ifadesi olmadığını insanın yaratılış gayesiyle doğrudan ilgili büyük bir hakikat olduğunu nazara vermektedir. "Netice-i hilkat" ifadesi, "yaratılışın en önemli sonucu, en temel meyvesi ve amacı" anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Allah'ın yarattığı sayısız nimet, insanın bunları görmesi, tanıması ve nimetin gerçek sahibi olan Allah'a şükretmesi içindir. Kur'an'da birçok ayette insanı, nimetleri düşünmeye ve Allah'a şükretmeye davet etmektedir.

Ve Allah sizi analarınızın karınlarından, (siz) hiçbir şey bilmez bir hâlde iken çıkardı; şükredesiniz diye de size kulaklar, gözler ve kalbler verdi.2

(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde Rabbinizin ni'metlerinden hangisini yalanlarsınız?3

Öyle ise beni (ibâdetle) zikredin ki, (ben de) sizi (rahmetimle) yâd edeyim; ve bana şükredin fakat bana nankörlük etmeyin!4

Hâlbuki size gelen her ni'met Allah'dandır...5

Ayrıca kâinata dikkatle bakıldığında her şeyin insanın istifadesine sunulduğu görülmektedir. Güneş ışığıyla dünyayı aydınlatır, yağmur toprağı canlandırır, bitkiler ve hayvanlar insanların ihtiyaçlarını karşılar. İnsan vücudundaki organlardan yeryüzündeki ekosisteme kadar her şey belirli bir düzen içinde çalışmaktadır. Bu kadar büyük bir düzen ve sayısız nimet, insanda hayranlık, minnettarlık ve şükür duygusunu uyandırmalıdır. İşte Bediüzzaman Hazretlerinin "kâinatın teşkilâtı şükrü intaç edecek bir sûrettedir" sözüyle, bütün varlıkların âdeta insanı şükretmeye yönlendirdiğini nazara vermektedir.

Nitekim "şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür" benzetmesi de bu hakikati daha anlaşılır hale getirir. Nasıl ki bir ağacın varlık sebebi meyve vermekse, kâinat ağacının en değerli meyvesi de şükürdür.

Burada şükür sadece "Elhamdülillah" demekten ibaret değildir. Gerçek şükür; nimetlerin Allah'tan geldiğini bilmek, bunu kalben kabul etmek, diliyle hamd etmek ve verilen nimetleri Allah'ın razı olacağı şekilde kullanmaktır. Gözü harama bakmaktan korumak, ilmi faydalı işlerde kullanmak, malı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak ve sağlığı ibadet ile hayırlı amellerde değerlendirmek de şükrün bir parçasıdır. Böylece insan, kendisine verilen nimetlerin hakkını vermiş olur.

Sonuç olarak Bediüzzaman Hazretlerinin bu cümlesi, kâinatın ve insanın yaratılışındaki en önemli hedeflerden birinin Allah'ı tanımak ve O'na şükretmek olduğunu ifade etmektedir. İnsan, çevresindeki sayısız nimeti tefekkür edip bunların gerçek sahibini tanıdıkça şükre yönelir. Bu sebeple şükür, sadece bir ibadet değildir, yaratılışın hikmetini gerçekleştiren, insanı Rabbine yaklaştıran en önemli kulluk vazifelerinden biridir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 255.

  2. Nahl, 16/78.

  3. Rahman, 55/13.

  4. Bakara, 2/152.

  5. Nahl, 16/53.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız