İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Birinci Hâdise: Bir zaman Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ömer Radıyallâhü Anh’a, Yahûdî çocukları içinde birisini gösterdi, İşte sûreti dedi. Hazret-i Ömer ra: Öyle ise, ben bunu öldüreceğim dedi. Ferman etti: Eğer bu, Süfyân, İslâm Deccâlı olsa, sen öldüremezsin. Eğer o değilse, onun sûretiyle öldürülmez.
Bu rivâyet işâret eder ki, onun sûreti, hâkimiyeti zamanında çok şeylerde görüneceği gibi, kendisi de Yahûdîler içinde tevellüd edecek. Garibdir ki, onun sûretindeki bir çocuğu katledecek derecede ona hiddet ve adâvet eden Hazret-i Ömer ra, o Süfyânın en çok beğendiği ve takdîr ettiği ve çok def‘a ondan senâkârâne bahsettiği bir memduhu olmuştur.1
Deccal kelimesi, Arap dilinde bir şeyi örtmek, gizlemek, yaldızlamak veya boyamak manalarına gelen “decl” mastarından türetilmiş bir sıfattır. Deccal kelimesinin türediği decl mastarı genelde iki şekilde anlaşılmıştır:
1. Deveyi katranla çokça yağlamak. Bu manadan hareketle deccale bu ismin verilmesi, katranın devenin sırtını kuşattığı gibi onun da büyüsü ve yalanlarıyla hakkı batıl ile karıştırıp fitnesiyle her yeri kuşatacak olmasıdır.
2. Kaplamak. Decl mastarı kaplamak manasında da kullanılır.2
Kavram olarak Deccal ise, bütün peygamberlerin ümmetini uyardığı, özellikle Peygamber Efendimiz (sav)’in birçok hadisi ile ümmetine haber verdiği, kıyamete yakın ortaya çıkacak olan bir fitnedir.
Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği gaybi haberlerden olduğu için bu konuda konuşurken son derece dikkatli olmak lazım. Bu konuda gelen hadislerin çoğu müteşabih hadis olduğu için tevile muhtaçtır. Özellikle bazılarının manası zamanla ancak anlaşılabilir. Bu hadisleri tevil veya tefsir ederken Bediüzzaman Hazretleri, ya hadislerin başında ya da sonunda, ‘Gaybı Allah’tan başkası bilemez, ilim Allah katındadır,’ gibi ifadeler kullanarak bu konuda örnek bir davranış ortaya koymuştur.3
Deccal ve bunlara benzer meselelerin gerek Kur’an-ı Kerim ve gerekse Hadis-i Şeriflerde üstü kapalı bahsedilmesi, imtihan gereğidir. Eğer bu şahısların ne zaman geleceği, nerede çıkacağı gibi bilgiler verilse, o vakit onlar doğrudan bilinir, imtihanın hikmeti ortadan kalkar, akıl doğrudan ondan kaçmak zorunda kalırdı.4
Deccal ile alakalı hadisler hem sened hem de rivayet edenlerin oldukça fazla olmasından dolayı inkâr etmeye yer bırakmamaktadır. Eden, hevasından inkâr eder. Zira kabul etmek, ilmin bir gereğidir. Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği hadiste Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
Hiçbir peygamber yoktur ki, ümmetini o yalancı kör deccalın tehlikesine karşı uyarmış olmasın. Dikkat edin, onun bir gözü kördür; oysa Rabbiniz kör değildir.5
Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere diğer peygamberler de bu büyük fitneden haber vermişlerdir. Dolayısıyla bu haberlerin diğer dinlerin tabilerinden gelmesi, Deccal meselesini batıl ya da önemsiz yapmaz; aksine önemini ortaya koyar. Zira semavi dinlerin ortak düşmanıdır.
Deccallerin sayısı ile ilgili farklı kaynaklardan farklı sayılar gelmektedir. İmam Buhari’nin (ra) Sahih’inde otuz6, İmam Ahmed bin Hanbel’in (ra) Müsned’inde7 otuzdan fazla, Ebu Ya‘la’nın Müsned’inde8 ise yetmiş sayısı vardır.
Bu sayılar göz önüne alındığında, bu tür kavramı sadece bir kişiye indirmek doğru görünmemektedir. Bu kavramı zirvede temsil eden kişiler olduğu gibi, her asırda bu kavramın bir kısım manalarını gösteren kişiler ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla her asır, bu konuda bir ders almış, Deccal gibi zatların şerrinden uzak durup kendisini muhafaza etmeye çalışmıştır.
Bu konuda hadislerde ifade edilen olağanüstü halleri akıl, ilk anda anlayıp kavramakta zorlanabilir. Ancak bazen bu haller, bu kişilerin oluşturduğu manevi şahsiyetlerinin sıfatlarıdır. Onların meydana getirdiği birliktelikle kazandıkları güç düşünüldüğünde, bu kişilerin bozgunculuk yapmadaki güçleri ve güçlerindeki olağanüstülük daha rahat anlaşılabilir.9
Soruda geçen hadis-i şerife gelince, Peygamber Efendimiz (sav)’in onun suretini Yahudi bir çocuğa benzetmesi dikkat çekici olsa da kaynaklarda Deccal’in hangi milletten olduğuna dair net bir ifade yoktur. Çünkü bu belirtilmiş olsa, o milleti diğer insanların gözünde alçaltacak ve işlemedikleri bir günahtan dolayı sorumlu tutulma tehlikesi ile karşı karşıya bırakacaktı.
Ancak başka hadislerde anlaşılıyor ki Deccal’in önemli destekçilerinden biri de Yahudiler olacak. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:
Deccal’e İsfahan Yahudilerinden taylasanlı (özel bir tür şal/pelerin giyen) yetmiş bin kişi tabi olacaktır.10
Çünkü Yahudiler onu kendileri için bir kurtarıcı olarak görecekler. Düşünce olarak iki taraf da bozgunculuk için çalışacaklarından birbirlerinden faydalanacaklardır. Üstad Bediüzzaman bu konuda şöyle der:
…. Bu rivayet işaret eder ki; onun sureti, hakimiyeti zamanında çok şeylerde görüneceği gibi, kendisi de Yahudiler içinde tevellüd edecek.11
İmam Müslim’in rivayet ettiği ve soruda geçen hadiste Peygamber Efendimiz (sav)’in özellikle suretini ifade etmesinden Bediüzzaman Hazretleri, hakimiyeti zamanında Deccal’in suretinin her tarafta görüneceğini anlıyor. Bunun nasıl olduğuna gelince hüküm süreceği zamandaki imkanlar ne ise onları kullanacak ve böylece iman nuruna sahip müminler onu bu hallerinden tanırken imanı zayıf olanlar ve imansızlar ise bu hallere meftun olup ona tabi olacaklar.
En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 87.
İbn Manzur, Lisanu‟l-Arab, Deccal mad, 11/236; Halil b. Ahmed el-Ferahidi, Kitabu‟l-ayn, 2/9
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 74
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 131
Buhari, Fiten 26; Müslim, Fiten 101
Buhari, Fiten, 25; Menakib, 22.
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/504; 10/70
Ebu Ya‟la, el-Müsned, 7/108
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 47
Muslim, Fiten ve Eşratu's-Saa, 124
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 74

