Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

05.11.2026

"... Size ihtar ediyorum: Kur’an’a dayanan Risale-i Nur’la mübareze etmeyiniz. O mağlub olmaz. Bu memlekete yazık olur..." Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Risale-i Nur'u eleştirince deprem mi olur? Metnin devamında "Dört def‘a mübâreze zamanında gelen dehşetli zelzeleler" geçiyor. Burayı nasıl anlamak gerekir? Risale-i Nur eleştirilemez mi?

05.11.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:

Mâdem hakîkat budur. Size ihtâr ediyorum: Kur’ân’a dayanan Risâle-i Nûr’la mübâreze etmeyiniz. O mağlûb olmaz. Bu memlekete yazık olur. (HAŞİYE: Dört def‘a mübâreze zamanında gelen dehşetli zelzeleler، Yazık olur hükmünü isbat ettiler.) O başka yere gider. Yine tenvîr eder.1 (Afyon Mahkemesi Müdafaatından)

Bu İfadeyi Doğru Anlayabilmek İçin Şu Üç Soruyu Birbirinden Ayırmamız Gerekiyor:

  1. Bediüzzaman Hazretleri burada kime, hangi sebeple ihtarda bulunuyor?

  2. “Mübareze” etmek, eleştirmek anlamına mı gelir?

  3. Risale-i Nur'un mağlup olmayacağını söylemek, onun eleştirilemez veya hatasız olduğu anlamına mı geliyor?

Yukarıdaki metnin bağlamına, öncesindeki ve sonrasındaki paragraflara baktığımızda, “Risale-i Nur'u eleştiren bir memlekette deprem olur” veya “Risale-i Nur'u eleştirmek yasaktır” anlamlarını çıkarmak doğru değildir. Bunun gerekçelerini metnin içinden hareketle inceleyelim.
“Mübareze” Kelimesinin Anlamı
Buradaki en önemli kelimelerden biri “mübareze”dir. Mübareze; mücadele etmek, karşı karşıya gelip savaşmak, bir şeyi ortadan kaldırmak için onunla çatışmaya girişmek anlamlarına gelir. Bediüzzaman Hazretleri burada, “Risale-i Nur'u ilmî olarak tenkit etmeyiniz” veya “Risale-i Nur'un fikirlerini tartışmayınız” veya “Risale-i Nur'da yanlış olduğunu düşündüğünüz bir hususa itiraz etmeyiniz” demiyor. “Kur’ân'a dayanan Risale-i Nur'la mübareze etmeyiniz” diyor. Peki bu mübareze hangi bağlamda gerçekleşiyor?

Afyon Mahkemesi'nde Risale-i Nur talebeleri hakkında soruşturmalar yürütülüyor, eserler toplatılıyor, bazı risaleler hakkında yasaklama ve müsadere (el koyma) işlemleri yapılıyor. Bediüzzaman Hazretleri de müdafaasında bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Dolayısıyla buradaki “mübareze”, öncelikle Risale-i Nur'un neşrini engellemeye ve hizmetini ortadan kaldırmaya yönelik idarî ve adlî mücadeledir. Bu ayrım çok önemlidir. Bir eseri okumak, incelemek, eleştirmek başka şey, o eserin neşrini ve okunmasını baskıyla ortadan kaldırmaya çalışmak başka şeydir. Bediüzzaman Hazretlerinin buradaki ihtarı, ikinci duruma yöneliktir. Yani aslında Risale-i Nur'a mübareze edilmemesini isterken, aynı zamanda insanların düşünce ve vicdan hürriyetini savunmaktadır.

Risale-i Nur’un Mağlup Olmaması

Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur hakkında kuvvetli bir kanaati ve inancı bulunmaktadır. Risale-i Nur'un Kur’ân hakikatlerine dayandığını, iman meselelerini kuvvetli delillerle açıkladığını ve insanlığın önemli bir ihtiyacına cevap verdiğini vurgulamaktadır. Bu sebeple eserlerin baskı ve yasaklamalarla ortadan kaldırılamayacağını ve temsil ettiği iman hakikatlerinin mağlup olmayacağını ifade eder. Çünkü Risale-i Nur'un asıl kuvveti, kendisinden değil, dayandığı Kur’ânî hakikatlerden gelmektedir. Allah'ın varlığı, birliği, ahiret, haşir ve nübüvvet gibi meseleler, Risale-i Nur'dan önce de İslâm'ın temel hakikatleriydi. Risale-i Nur bu hakikatleri açıklayan bir tefsirdir. Dolayısıyla Risale-i Nur'un asıl müdafaa ettiği şey, kendi kitabî varlığı değil, Kur’ân'ın iman esaslarıdır. “O mağlup olmaz” ifadesini bu şekilde anlamak daha doğru olacaktır.

Deprem Meselesi

“Bu memlekete yazık olur. O başka yere gider, yine tenvîr eder.”
Bu cümledeki “tenvir”, nurlandırmak, aydınlatmak demektir. Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur'a karşı mücadele edilirse onun başka yere gideceğini ve orada da insanları aydınlatmaya devam edeceğini söyler. Yani ihtarın merkezinde hizmetin bir memleketten uzaklaşması ve o memleketteki insanların istifade edebileceği bir iman ve ilim hizmetinden mahrum kalması düşüncesi bulunuyor. Bu da memleket için bir kayıptır. “Memlekete yazık olur.” cümlesinin bir anlamı budur diyebiliriz.

Haşiye kısmına geldiğimizde, Risale-i Nur'a karşı yürütülen mücadele dönemlerinde dört defa şiddetli deprem meydana geldiğini belirtiliyor. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri, kâinatta meydana gelen hadiseleri yalnızca maddî sebepleri bakımından değil, hikmet, rahmet, adalet ve ilahî ikaz yönlerinden de ele alır. Bu meselenin izahı, özellikle “On Dördüncü Söz'ün Zeyli” isimli risalede görülür. Orada depremlerin maddî sebepleri yanında manevî hikmetleri de anlatılır.

Dolayısıyla Bediüzzaman Hazretlerinin ifade etmek istediği hakikat aslında şudur: Kur’ân hakikatlerine dayanan imanî ve İslamî meseleleri kuvvetli delillerle açıklayan Risale-i Nur’u baskı ve yasaklamalarla ortadan kaldırmaya çalışmak, Cenab-ı Hakk’ın katında büyük bir kabahattir. Çünkü ortadan kaldırılmaya çalışılan unsur sadece bir eser değil, imanî ve İslamî meselelerdir. Adeta İslamiyet’e savaş açmak gibi böyle büyük bir suça karşı, Cenab-ı Hakk’ın ilahî bir ikaz olarak deprem göndermesi, akla uzak bir mesele değildir. Fakat bu yorumdan hareketle her deprem hakkında kesin bir ilahî ceza hükmü vermek doğru olmaz. Özellikle depremde hayatını kaybeden veya zarar gören insanların, sadece Risale-i Nur'a karşı çıktıkları için cezalandırıldığını söylemek doğru olmaz.

Özetleyecek olursak, Kur’ân'a dayanan Risale-i Nur'un iman hakikatlerini anlatma hizmetini baskı ve yasaklamalarla ortadan kaldırmaya çalışmak doğru değildir. Bu mücadele, eserlerin başka yerlerde yayılmasını elbette durduramaz. Fakat kendi memleketinizin bu hizmetten mahrum kalmasına sebep olur. Toplumun manevî hayatına zarar verir. Yaşanan bazı depremler de, İslamiyet’e karşı yapılan bu mücadeleye karşı İlahî bir ikazdır. Fakat “Risale-i Nur'u eleştiren bir yerde mutlaka deprem olur.” veya “Risale-i Nur'un herhangi bir açıklamasını eleştirmek, ilahî cezayı gerektirir.” gibi genel hükümler bu metinden çıkarılamaz. Zira Bediüzzaman Hazretlerinin itirazı, fikirlerin tartışılmasına değil, iman hizmetinin zor kullanılarak engellenmesine yöneliktir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.424.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız