Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bir hadisinde babası Abdullah ve atası Hz. İsmail'in (a.s) kurban edilme olaylarını kastederek kendisi hakkında şöyle buyurmuştur.
Ben, iki kurbanlığın oğluyum.1
Hz. Peygamber (s.a.v) bu ifadeler ile olayın gerçekleğini doğrulamıştır. Öyle ki bazı rivayetlerde de bir kısım bedevilerin Sevgili Peygamberimize (s.a.v) "Ey iki kurbanlığın
oğlu! " diye hitap ettiği ve O'nun (s.a.v) bunu tebessümle karşıladığı ifade edilmektedir. Kısaca hadise şu şekilde gerçekleşmiştir.
Abdülmuttalib zemzem kuyusunu yeniden ortaya çıkarıp onarması sırasında Kureyş kabilesinin diğer eşrafı tarafından rencide edilmiş ve o tarihte Haris'ten başka oğlu olmadığı için Abdülmuttalib müdafaasız kalmıştı. Bu sebeple on erkek çocuğa sahip olduğu takdirde birini kurban etmeyi adamıştı. Bu arzusu gerçekleştikten sonra gördüğü bir rüya üzerine nezrini hatırlamış kurban edilecek çocuğu belirlemek maksadıyla oğulları arasında kura çekmiş, kura o günkü oğullarının (veya aynı anadan doğanların ) en küçüğü olan Abdullah'a çıkmıştı. Abdülmattalib, oğlu Abdullah'ı kurban etmeye kalkışınca kendi kızları diğer bir rivayete göre ise Abdullah ın dayıları veya Kureyş'in ileri gelenleri bu olaya şiddetli tepki göstermişler ve böyle bir şey yaptığı takdirde bunun kendisinden sonra kötü bir âdet haline gelebileceğini hatırlatmışlar, ayrıca adak borcundan kurtulmak için Abdullah'ın yerine deve kurban etmenin daha uygun olacağını söylemişlerdir. KaynaklarIn çoğu bu çözümün Medineli bir arrafe tarafından teklif edildiğini kaydeder. Abdülmuttalib, o günkü örfe göre diyet olarak kabul edilen on deve getirtmiş, Abdullah ile develer arasında kura çektirmiş, fakat kura Abdullah'a çıkmış; deve sayısınr onar onar artırarak kuraya devam etmiş, sayı yüze ulaşınca kura develere çıkmıştır. Bunun üzerine yüz deveyi kurban ederek çok sevdiği oğlu Abdullah'ı kurtarmıştır.2
Bu hâdiseden de anlaşılacağı üzere Cenâb-ı Hak, Resûl-i Ekrem (a.s.m)ın nesebini ve pederini muhafaza buyurmuştur. Ayrıca yine bu olay neticesinde Araplar içinde bir insanın diyeti yüz deve olarak belirlenmiştir ve Sevgili Peygamberimiz (a.s.m) da bunu değiştirmemiştir.
Hâkim, Müstedrek, II, 609
TDV İslâm Ansiklopedisi 1988/ İstanbul c 1, s 75-76

