RİSALE-İ NUR

10.01.2013

7995

Niyet Nasıl Günahı Sevaba Dönüştürür?

"Ve keza nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalb eder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa, marifet-i İlahiyedir." Burada geçen "“Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder” kısmını  izah eder misiniz?

10.01.2013 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer şöyle geçmektedir:

Ve kezâ, nazar ile niyet, mâhiyet-i eşyâyı tağyîr eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet, niyet, âdî bir hareketi ibâdete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibâdeti, günaha kalb eder. Maddiyâta esbâb hesabıyla bakılırsa cehâlettir. Allah hesabıyla olursa maârif-i İlâhiyedir.1

Yani bir işe bakışımız (nazar) ve o işi yaparken içimizde taşıdığımız niyet, yapılan fiilin değerini tamamen değiştirir. Aynı hareket, niyete göre ibadet de olabilir, günah da. Eşyanın ve olayların hakikati yalnızca dış görünüşüyle değil, hangi amaçla ve kimin hesabına yapıldığıyla anlaşılır. Sadece maddi sebeplere bakmak insanı zahirde (görünen) bırakır. Her şeyi Allah hesabına görmek ise marifetullaha, yani Allah’ı tanımaya götürür.
“Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder” ifadesi, niyetin ahlaki bir değeri tersine çevirebilecek kadar güçlü olduğunu anlatır. Aynı fiil, farklı niyetlerle tamamen zıt hükümlere geçebilir. Mesela normal şartlarda bir insanı öldürmek büyük bir günahken cihatta, vatanı ve masumları korumak için yapılan öldürme, şahsi kinle değil Allah için olduğundan sevap hükmüne geçer. Burada fiil aynıdır, fakat niyet tamamen farklıdır.
Buna benzer başka örnekler de verecek olursak: Bir kimse çalışıp para kazanırsa, sırf nefsinin keyfi ve gösterişi için yaparsa bu sıradan bir dünyevi uğraş olur. Fakat ailesinin nafakasını helalden temin etmek ve kimseye muhtaç olmamak niyetiyle çalışırsa aynı iş ibadet olur.

Birine sadaka vermek, Allah rızası için yapıldığında büyük sevap kazandırırken, insanların takdirini kazanmak ve övülmek için verilirse sevabı gider, hatta riya sebebiyle günaha dönüşür.
Yine ilim öğrenmek de böyledir. Allah’ı ve hakikati tanımak için ilim tahsil eden kimse sevap kazanır. Fakat başkalarına üstünlük taslamak, makam ve şöhret elde etmek için ilim öğrenirse bu, kişiyi manen zarara sokabilir. Aynı şekilde namaz, oruç gibi ibadetler ihlasla yapıldığında insanı Allah’a yaklaştırır, gösteriş için yapıldığında ise ibadet suretinde bir günah haline gelir.
Sonuç olarak, İslâm’da fiillerin değeri sadece dış şekline göre değil, niyetine göre belirlenir. Nazarımız ve niyetimiz doğru olursa, sıradan işler bile ibadete dönüşür. Eğer niyetimiz yanlış olursa en değerli ameller bile manevi değerini kaybeder ve bizi zarara sokabilir. Bu da insana, her işte/amelde kalbini ve amacını düzeltmesi gerektiğinin önemini göstermektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 48.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (1)

Hüsn-ü zanla nazar değiştirmezki günahı. daha fazla ihtiyaç ve nümune verseniz

16.11.2013

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız