BİD'AT
Arapça’da “icat etmek, örneği olmaksızın yapıp ortaya koymak, inşa etmek” anlamlarına gelen “bd‘a” kökünden türeyen bid‘at, “daha önce benzeri bulunmayıp sonradan ortaya çıkan (muhdes) şey” anlamına gelir. “Bd‘a” kökünün bu sözlük mânası Kur’ân-ı Kerîm’de de yer almıştır. 1 Alimlerimiz bid‘atı “bid‘at-ı hasene” (iyi bid‘at) ve “bid‘at-ı seyyie” (kötü bid‘at) olarak ikiye ayırmışlardır. 2
Bid‘at-ı Hasene (İyi Bid‘at)
Dinde aslı bulunan, bir maksada hizmet eden; Kur’ân ve Sünnet’in genel ölçülerine aykırı olmayan; Müslümanların dinî hayatını kolaylaştıran ve fayda sağlayan yeniliklerdir.
Bu anlayışa göre “bid‘at” kelimesi geniş anlamda ele alındığında, her yeni uygulama otomatik olarak kötü sayılmaz. Ölçü, dinin ruhuna ve hükümlerine uygun olup olmamasıdır. İmâm Şâfiî şöyle demiştir:
Şeriattan dayanağı olan hiçbir şey, selef onu yapmamış olsa bile bidʻat değildir. Zira selefin onunla amel etmeyi terk etmesi bazen o anda kendileri için mevcut olan bir mâzeret sebebiyle veya ondan daha üstün bir şey sebebiyle veya onun bilgisinin tamamlanmaması sebebiyle olmuş olabilir.3
Hz. Ömer (r.a.), Mescid-i Nebevî’de teravih namazını cemaatle kılanları görünce şöyle demiş ve teşvikte bulunmuştur:
Bu ne güzel bir bid‘attır. 4
Bid‘at-ı Haseneye Örnekler:
Kur’ân’ın tek mushafta toplanması.
Teravih namazının cemaatle kılınmasının düzenli hâle getirilmesi.
Minare, medrese gibi dinî hayata hizmet eden yapıların inşa edilmesi.
Bid‘at-ı Seyyie (Kötü Bid‘at)
Kur’ân ve Sünnet’in ölçülerine aykırı olan; dinin özüne sonradan ekleme yapan; ibadet ve din anlayışını bozma, hurafe ve yanlış uygulamaları yayma tehlikesi taşıyan yeniliklerdir. Bu tür bid‘atlar din adına ortaya çıktığı için özellikle sakındırılmış ve yasaklanmıştır.
Örnekler:
Kabirlerin üzerine türbe yapmak (dinî bir zorunluluk/ibadet gibi görülmesi hâlinde).
Latin harfleri
Şapka
Türkçe Ezan
Türbelerde mum dikmek gibi dinî anlam yüklenen uygulamalar.
DEĞERLENDİRME
Hadislerde bid‘atın reddedilmesi, “dinin ölçülerine aykırı olan yenilikler” içindir; faydalı ve meşrû çerçevede kalan yenilikler bu kapsamın dışında değerlendirilir.
Hadislerde reddedilen bid‘at, insanları dinin asıl ölçülerinden uzaklaştıran ve din adına sonradan çıkarılan bu “kötü bid‘at” türüdür.
Namaz tesbihatını cemaatle yapmak, hadislerde yasaklanan ve reddedilen bid‘at-ı seyyie kısmına girmez; tavsiye edilen bid‘at-ı hasene kısmına girer.
Çünkü namazdan sonra tesbih, tahmîd ve tekbîr gibi zikirlerin aslı dinde vardır; cemaatle yapılması ise bu zikri ihyâ eden, kolaylaştıran ve devamını temin eden bir usûldür. Bu sebeple “din adına yeni bir ibadet icadı” değil, meşrû/helal bir zikrin birlikte edâ edilmesidir.
Tesbihatı tek başına yapmak da câizdir; ancak cemaatle yapmak hatırlatıcı ve teşvik edici olduğu için faydalıdır.
Ahkāf, 46/9; Hadîd, 57/27.
RAHMİ YARAN, "BİD‘AT", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1992, c.6, s.129-131, https://islamansiklopedisi.org.tr/bidat
Ebu Şame, Şihabuddin Abdurrahman b. İsmail, el-Bâis alâ inkâri’l-bida’i ve’l-havâdis, Matbaatu’n-nahzati’l-hadisiyye, Mekke, 1981, B.II, s. 20; Ğumârî, Hüsnü’t-tefehhüm ve'd derk, s. 25
Buhârî, Teravih, 1.

