Vakit namazlarının farzı ile sünneti arasında, herhangi bir ihtiyaç bulunmaksızın konuşmak, yemek veya içmek gibi namazla bağdaşmayan davranışlarda bulunmak, Hanefî mezhebinde tercih edilen görüşe göre tenzihen mekruhtur. Zira bu tür davranışlar namazın sevabını azaltır.1
Buna karşılık, sünnet ile farz arasında tesbih, zikir veya Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle meşgul olmakta herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Aynı şekilde sünnet namazın evde kılınması durumunda, evden mescide gidinceye kadar geçen süre de fasıla (ara verme) kabul edilmediğinden, bu süre içinde yapılan işler sünnet ile farz arasındaki bağlantıyı bozmaz.2
İbn Nüceym, Bahru’r-râik Şerh-u Kenzi’d-dekâik (İbn Âbidin, Minhatü’l-Hâlik şerhi ile beraber), Daru’l-Kütübü’l-İslamî, ts., c. 2, s. 53; Tahtâvî, Hâşiye, s. 313
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 249.

