Bağış Yap

Saff-ı Evvel Talebeler

04.11.2026

Mustafa Acet Ağabey ve Binbaşı Hayri Ağabey Kimdir, Hizmetleri Nelerdir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Üç ciltlik Tarihçe-i Hayat’ta isimleri geçen Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden Mustafa Acet Ağabey’in ve yine bu eserin bir başka yerinde ismi geçen Binbaşı Hayri Ağabey’in hayatları ile Risale-i Nur dairesindeki hizmetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

04.11.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

MUSTAFA ACET AĞABEY (1924-1990)

Mustafa Acet Ağabey, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Emirdağ döneminde yakınında bulunmuş, 1948 Afyon hapsini onunla birlikte yaşamış ve ömrünü Risale-i Nur hizmetine adamış talebelerindendir. 1924 yılında Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde doğmuş, 17 Ocak 1990'da Medine-i Münevvere’de vefat etmiştir. Kabri Cennetü’l-Baki’dedir.

Risale-i Nur hizmetine genç yaşta başlamış, hapishaneyi bir ilim ve irfan mektebine dönüştürmüş, Bediüzzaman Hazretleri’nin yakın hizmetinde bulunmuş ve hayatının ilerleyen dönemlerinde Kur’an hattıyla da hizmet etmiştir.

Askerlik vazifesini tamamladıktan sonra, henüz 23 yaşındayken, 1947 yılında Emirdağ’a döndü. O yıllarda Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ’da mecburi ikamete tabi tutuluyordu. Kendisiyle görüşmek isteyenler yakından takip ediliyor, talebeleri çeşitli baskılarla karşılaşıyordu. Mustafa Ağabey’in Risale-i Nur’la tanışmasına akrabası Ceylan Çalışkan Ağabey vesile oldu. Bediüzzaman Hazretleri ile görüşmesi, hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Hatıralarına göre günlük işlerinden arta kalan zamanını Risale-i Nur okumaya ve Bediüzzaman Hazretleri’ne hizmet etmeye ayırmaya başladı.

1948 yılında, Risale-i Nur’la tanışmasının üzerinden henüz bir yıl kadar geçmişken, Bediüzzaman Hazretleri’yle birlikte Afyon Hapishanesi’ne girdi ve yaklaşık 11 ay hapiste kaldı. Hapishanede Kur’an harflerini öğrendi, Kur’an okumasını geliştirdi ve tecvid dersleri aldı. Daha sonra hayatında önemli bir yer tutacak olan hattatlık sanatının temellerini de bu dönemde attı. Hapishaneden çıktıktan sonra Cevşenü’l-Kebir’i ve Evrad-ı Kudsiyye’yi yazarak Bediüzzaman Hazretleri’nin iltifatına mazhar oldu.

Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği müdafaada, Risale-i Nur’a olan bağlılığını, Bediüzzaman Hazretleri’nin talebesi olmaktan duyduğu memnuniyeti ve iman hizmetinin kendisi için taşıdığı önemi açıkça ifade etti.

Emirdağ’da Bediüzzaman Hazretleri’nin yakın çevresinde bulunan talebelerindendi. Onun günlük ihtiyaçlarıyla ilgilendi, kendisini ziyaret etti ve çevresindeki talebelerle birlikte hizmet faaliyetlerine katıldı. Hatta zaman zaman Bediüzzaman Hazretleri’ni hava alması için faytonla gezdirdi.

Afyon hapsinden çıktıktan sonra Emirdağ’da din hizmetleriyle meşgul olmaya devam etti. 1951-1960 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imamlık yaptı. Hatıralarda, Emirdağ çarşısındaki İncili Camii’nde imam-hatip olarak görev yaptığı belirtilmektedir. 1960 yılında görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Yine 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonraki dönemde, Risale-i Nur’ları yazdığı ve okuttuğu gerekçesiyle tutuklandı; çıkarıldığı mahkemede beraat etti. Daha sonra Diyanet bünyesinde yeniden görevlendirildi; fakat bu defa kendisine imamlık yerine hattatlık vazifesi verildi. Yaklaşık 14 sene hattatlık yaptı ve camilerin kubbe, kemer ve duvarları için ayet ve hadis yazıları hazırladı.

Mustafa Ağabey’in hayatındaki en önemli arzularından biri, mukaddes topraklara gitmek ve Medine’de bulunmaktı. Emekli olduktan sonra hacca gittiği, ardından Medine’de kaldığı anlatılır. Hatıra kaynaklarına göre vaktinin önemli bir kısmını Mescid-i Nebevi’de ibadet, zikir, evrad ve Risale-i Nur okumakla geçirdi. 17 Ocak 1990 tarihinde Medine-i Münevvere’de vefat etti ve Cennetü’l-Baki Mezarlığı’na defnedildi. Rahmetullahi aleyh.

BİNBAŞI HAYRİ AĞABEY (1910-1974)

Binbaşı Hayri Ağabey, asıl adıyla Hayri Tanju, Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatta olduğu dönemde Risale-i Nur hizmetine katılmış; özellikle eserlerin çoğaltılması ve matbaada basılması çalışmalarında önemli vazifeler üstlenmiş bir Nur talebesidir. Askeri pilot olarak görev yaptığı yıllarda Risale-i Nur’la tanışmış ve bu tanışma hayatında büyük bir değişime yol açmıştır.

Hayri Ağabey, 1910 yılında Kütahya’nın Börekçiler Mahallesi’nde dünyaya geldi. Askeri eğitim alarak Kuleli Askeri Lisesi’ni ve Hava Harp Okulu’nu bitirdi. Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak görev yaptı ve binbaşı rütbesine kadar yükseldi. Almanca ve Fransızca biliyordu; özellikle Almancaya çok iyi derecede hakimdi. Askeri personelin eğitiminde de görev almış, astsubaylara ders vermişti.

1950 yılı civarında, askeri görevini sürdürdüğü sırada emrindeki bir onbaşının yaşayışından etkilenmesi, hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Hayri Ağabey başlangıçta onun dini yaşayışına mesafeli yaklaşmıştı. Ancak onbaşının ibadetteki kararlılığı, ahlakı ve Risale-i Nur’la kurduğu bağ zamanla kendisini etkilemeye başladı. Onun vesilesiyle Risale-i Nur eserleriyle tanıştı; önceki yaşayışını terk ederek namaza, Kur’an okumaya ve dini ilimleri öğrenmeye yöneldi.

Hayatındaki bu değişimin ardından görev yeri Eskişehir oldu. Burada dönemin Nur talebeleriyle yakın ilişkiler kurdu, Risale-i Nur okumalarını ilerletti ve derslere katıldı.

1951 yılında Emirdağ’da bulunan Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyaret etti. Bu ziyaretin ardından hakkında askeri soruşturma açıldı. Kendisine yöneltilen itham, ibadete aşırı düşkünlük ve askeri görevini ihmal etmekti. Halbuki askeri görevini ihmal ettiği suçlaması tamamen bir bahaneydi. Neticede Hayri Ağabey, binbaşı rütbesindeyken ordudan çıkarıldı.

Hayri Ağabey’in Risale-i Nur hizmetindeki en önemli vazifelerinden biri, eserlerin çoğaltılmasıdır. Bugün Risale-i Nur kitaplarını kolaylıkla temin edebiliyoruz; ancak 1950'li yıllarda durum böyle değildi. Eserler önce elle yazılıyor, daha sonra teksir makineleriyle çoğaltılıyordu. Teksir, bugünkü fotokopi makinelerinden farklı olarak, özel kalıplar ve mürekkeple bir metinden çok sayıda nüsha üretme yöntemiydi. Hayri Ağabey, Eskişehir’deki evinin çatı arasını bu işe tahsis etmişti. Risaleleri özel kağıtlara yazıyor, ardından teksir makinesiyle çoğaltıyordu.

Ankara’daki dikkat çekici hizmet mekanlarından biri, Hacı Bayram civarında bulunan ve talebeler arasında “27 numaralı dershane” olarak bilinen yerdi. Burası sık sık polis tarafından aranıyordu; Hayri Ağabey ise bodrum katta teksir makinesiyle çalışıyordu.

Binbaşı Hayri Ağabey’in hizmetleri arasında tarihi bakımdan en önemlilerinden biri, Risale-i Nur’un yeni harflerle matbaada basılması için yürütülen hazırlıklara katılmasıdır. Binbaşı Hayri Ağabey, Atıf Ural’la birlikte Ankara’da Latin harfleriyle yapılacak baskıların hazırlanmasında risaleleri daktiloyla yeni yazıya geçiren Nur talebelerindendir. Hüsrev Efendi’nin talebelerine bildirdiğine göre, yeni harflerle risalelerin basılmaya başlanmasının üzerinden üç sene kadar geçmiş ve 1960 yılına gelinmişti. O zaman için basılan miktarın kifayet edeceği kanaatine varan Bediüzzaman Hazretleri, baskının durdurulması için Binbaşı Hayri Ağabey’le şu haberi gönderdi: “Kardeşim Hazret-i Ali kerremallahü vecheh’den aldığım müsaade bitti. Baskıyı durdurun.” O dönemde Mektubat Mecmuası’nı yeni harflerle basan Seyyid Salih Özcan da Ankara’daki bir sohbetinde, şahitlerin huzurunda, Bediüzzaman Hazretleri’nden baskıyı durdurmak üzere emir geldiğini ve bu emir üzerine baskıyı durdurduğunu ifade etmiştir. Bundan kısa bir süre sonra Bediüzzaman Hazretleri ahirete irtihal etmiştir.

Hayri Ağabey, hayatı boyunca dört defa hapse girmiştir. Bunlardan biri askerlik yıllarında, biri Dazkırı’da, ikisi de Eskişehir’de yaşanmıştır.

1974 yılında Ankara’da vefat etti. Kabri, Ankara’nın Yakacık köyü mezarlığındadır. Rahmetullahi aleyh.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız