Risale-i Nur'da geçen ilgili yer şu şekildedir:
Altıncı Mukaddeme: Mesela, tefsirde mezkur olan her bir emir, tefsirden olmak lazım gelmez. İlim ilme kuvvet verir. Tahakküm etmemek şarttır. Şöyle: müsellemattandır ki, hendese gibi bir san‘atta mahir olan zat, tıb gibi başka san‘atta ami ve tufeyli ve dahil olabilir. Ve kavaid-i usuliyedendir ki, fakih olmayan, velev ki usulü’l-fıkıhta müctehid olsa, icma‘-ı fukahada mu‘teber değildir. Zira o, onlara nisbeten amidir.1
Tefsiri, “Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki muradını beşerin gücü oranında bulmaya yardımcı olan bir ilim dalı” şeklinde kısaca tarif etmek mümkündür.
Kur’an-ı Kerim’in yorumu hakkında tefsir dışında “te’vil, tebyin, beyan, talim, tafsil, tasrif, i‘rab, şerh, tavzih” gibi kelimeler de kullanılmaktadır.2 Tefsir ile ilgili Bediüzzaman Hazretleri şu orijinal yaklaşımda bulunmaktadır:
Kur’an’ı tefsir eden ve bir kısmı, otuz kırk cild, hatta yetmiş cild olarak tefsir yazan yüksek zekalı müdakkik binlerle mütefennin ulemanın senedleri ve delilleriyle beyan ettikleri Kur’an’daki hadsiz meziyetleri ve nükteleri ve hasiyetleri ve sırları ve ali ma‘naları ve umur-u gaybiyenin her nev‘inden kesretli gaybi ihbarları izhar ve isbat etmeleri;
ve bilhassa Risaletü’n-Nur’un yüz otuz kitabının her biri Kur’an’ın bir meziyetini, bir nüktesini kat‘i burhanlarla isbat etmesi;
ve bilhassa Mu‘cizat-ı Kur’aniye Risalesi ve şimendifer, tayyare gibi medeniyetin harikalarından çok şeyleri, Kur’an’dan istihrac eden Yirminci Söz’ün İkinci Makamı;
ve Risale-i Nur’a ve elektriğe işaret eden ayetlerin işaratını bildiren, İşarat-ı Kur’aniye namındaki Birinci Şua‘;
ve huruf-u Kur’aniye, ne kadar muntazam ve esrarlı ve ma‘nalı olduğunu gösteren, Rumuzat-ı Semaniye namındaki sekiz küçük risaleler;
ve Sure-i Feth’in ahirki ayeti, beş vecihle ihbar-ı gaybi cihetinde mu‘cizeliğini isbat eden küçük bir risale gibi Risale-i Nur’un her bir cüz’ü, Kur’an’ın bir hakikatini, bir nurunu izhar etmesi; Kur’an’ın misli olmadığına, mu‘cize ve harika olduğuna; ve bu alem-i şehadette, alem-i gaybın lisanı ve bir Allamü’l-Guyub’un kelamı bulunduğuna bir imzadır.3
Bediüzzaman Hazretlerinin burada açıkça ifade ettiği gibi, Kur'an-ı Kerim'i tefsir ederken aynı zamanda onun ne kadar büyük bir mucize olduğu ortaya konulabilir, gaybi işaretleri te'vil ve izah edilebilir. Hatta tren ve uçak gibi işaret ettiği medeniyet harikaları istihrac edilebilir. Bunların hepsi ilimdir. İlim ilme kuvvet verir, biri diğerini takviye eder, tamamlar. Ancak "bunun izahı sadece bu şekildedir" demek doğru olmaz. Çünkü Kur'an, Allah kelamıdır; beşer kelamı gibi manası sınırlı değildir.
Mezheplerin ortaya koyduğu ilim, fıkıh ilmidir; Kur'an, sünnet, icma' ve kıyasa dayanır. Tefsir ilminden bütünüyle bağımsız değildir. Zira müctehid, Allah'ın rızasını tahsil ve tespit için cehd ve gayret göstermektedir. Hem müctehid, yapmış olduğu içtihad ile başkalarını tahakkümü altına alıp o hükümle amel etmeye zorlayamaz. Konuyla ilgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Eğer desen: Hak bir olur. Nasıl böyle dört ve on iki mezhebin muhtelif ahkamları hak olabilir?
Elcevab: Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır. Şöyle ki:
Birisine hastalığının mizacına göre su ilaçtır, tıbben vacibdir.
Diğer birisine hastalığı için zehir gibi muzırdır, tıbben ona haramdır.
Diğer birisine az zarar verir, tıbben ona mekruhtur.
Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir.
Diğer birisine ne zarardır ne menfaattir; afiyetle içsin, tıbben ona mübahtır.
İşte hak burada taaddüd etti. Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki: Su yalnız ilaçtır. Yalnız vacibdir. Başka hükmü yoktur. İşte bunun gibi, ahkam-ı İlahiye, mezheblere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba‘ edenlere göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.4
Tefsir ilmi aynı zamanda hadis ilminden de bağımsız düşünülemez. Çünkü Kur'an, Sevgili Peygamberimize (sav) indirilmiş, vahyin ilk muhatabı olmuş ve Kur'an'ı en iyi anlayan; hadisleriyle onu en isabetli ve doğru bir şekilde anlatan da o olmuştur.
Kur’an-ı Kerim’i açıklama (tebyin) görevinin Resul-i Ekrem’e ait olduğu yine Kur’an’da bildirilmektedir.5
Resulullah’a (sav), indirilen Kur’an’ı beyan etme ve ihtilafa düşülen konuları çözümleyecek biçimde onu açıklama görevi verilmektedir. Bu kelimeler, Kur’an’ın yine Kur’an’la açıklandığını bildirir tarzda da kullanılmaktadır.67
Özetle, bu konuya örnek olarak "dört hak mezhep" ya da “Dünya öküzle balık üzerindedir.” gibi hadisleri verebiliriz. Çünkü fıkıh ve hadis ilimleri, Kur'an'ı doğru anlamayı ve açıklamayı amaçlayan tefsir ilmi ile adeta iç içe geçmiş, birbirini tamamlayan temel İslami ilimlerdir.
Bediüzzaman Said Nursi, Muhakemat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2023, s. 23.
https://islamansiklopedisi.org.tr/tefsir
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 128-129.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 160.
Nahl suresinde 16/44, 64; ayrıca bk. el-Maide 5/15, 19; İbrahim 14/4; ez-Zuhruf 43/63.
Mesela bk. el-Bakara 2/187, 242, 266; el-Maide 5/89; el-En‘am 6/105; en-Nur 24/58, 61.
https://islamansiklopedisi.org.tr/tefsir

