Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

25.10.2026

Allah Hesabına Sevmeye Niyet Etmek, Bu Muhabbeti Gerçekten Hissetmeden de Allah İçin Sevmek Sayılır mı?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Risale-i Nur’da muhabbet konusunda, “Sevme demiyoruz, Allah hesabına ve O’nun muhabbeti namına sev.” denilerek sevilen kişiyi veya varlığı, Allah’ın isim ve sıfatlarının bir aynası ve eseri olarak Allah hesabına sevmenin önemi vurgulanır.

Peki, insan sevdiği kişiyi veya varlığı bu şekilde sevmeyi tam olarak hissedemese de kalben ve diliyle Allah hesabına sevmeye yönelirse, bu yine Allah hesabına sevmek sayılır mı?

25.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Muhabbet yani sevgi, en önemli hislerden biridir. İnsanın davranışlarını ve iç alemini en çok yönlendiren duygular korku ve sevgidir. Bu hususa Bediüzzaman Hazretleri şöyle dikkat çekmektedir:

Muhabbet, şu kâinâtın bir sebeb-i vücûdudur. Hem şu kâinâtın râbıtasıdır. Hem şu kâinâtın nûrudur, hem hayatıdır. İnsan, kâinâtın en câmi‘ bir meyvesi olduğu için, kâinâtı istîlâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle nihâyetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihâyetsiz bir kemâl sâhibi olabilir.1

Dolayısıyla sevgi, kâinatın yaratılma nedenlerinden biri olabilecek kadar önemlidir. İnsanda sınırsız bir muhabbet kabiliyeti vardır ve insan kaçınılmaz olarak bu sevgi duygusunu bir yere, şahsa veya varlığa yönlendirecektir. Bu kadar önemli bir duyguyu nasıl yönettiğimiz ve nereye, ne kadar yönlendirdiğimiz de çok büyük öneme sahiptir. Nitekim muhabbete en layık olan, muhabbeti yaratan Rabbimiz’dir. Soruya konu olan bahis ise Risale-i Nur'da şu şekilde yer almaktadır:

Sevdiklerini sevme demiyoruz. Belki Onları Cenab-ı Hakk’ın hesabına ve onun muhabbeti namına sev deriz. Mesela, leziz taamları, güzel meyveleri Cenab-ı Hakk’ın ihsanı ve o Rahman-ı Rahim’in in‘amı cihetinde sevmek, Rahman ve Mün‘im isimlerini sevmektir.2

Yani insana "sevme" denilmez. "Sev fakat bir insanı veya varlığı sadece kendisi için değil, Allah’ın bir san’atı, bir nimeti, bir kulu ve O’na ayinedarlık eden birisi olduğu için sev" denilir. Bu anlayışla sevmeye niyet etmek; kalben buna yönelmek ve dil ile de bunu tasdik etmek, bu muhabbetin doğru istikamete girdiğini gösterir.
Bu noktada tam hissedememek, niyetin hükmünü iptal etmez. Çünkü insan bazen hakikati önce aklıyla ve iradesiyle kabul eder; kalp ve hisler de zamanla aynı doğrultuya gelir. Hem gaflet, dünya meşgaleleri ve farklı sebeplerden dolayı insan, derinlerde hissettiği duyguları bilinç düzeyinde fark edemeyebilir. Farkında olmamak, hissedilmediği anlamına gelmez. Bu muhabbet yanlış şekilde kullanılırsa acıya ve azaba, doğru şekilde kullanılırsa lezzete, sevaba ve nimete neden olur.

Kısaca: Tam olarak hissedilemese de sevgiyi Allah hesabına çevirmeye samimiyetle niyet etmek, bunu kalben kabul etmek ve dil ile de ifade etmek, Allah için sevmeye dahildir. Hislerin olgunlaşmasıysa zaman alacaktır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 148.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 307.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız