Bağış Yap

Helal-Haram

06.09.2026

Laik Devlette Memur Olmak ve Adliyede Çalışmak Caiz midir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

KPSS ile zabıt kâtipliği düşünüyorum. Devletin faizli alacak dosyaları önüme geldiğinde, hüküm vermeyip sadece verilen kararı yazmam Müslim 1598. hadise muhalefet sayılır mı?

Laik devlette memur olmak, memuriyet yemini etmek ve adliye gibi beşerî hükümlerin uygulandığı bir yerde kâtiplik yapmak konusunda ne dersiniz? Geçim şartlarının zorluğu da dikkate alındığında nasıl değerlendirilmelidir?

09.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili hadis şöyle geçmektedir:

Ribâyi yiyene, yedirene, kâtibine ve şahidlerine lanet etti ve: «Onlar müsavidirler.» buyurdu.1

Burada asıl olan, helal bir işle maişet temin etmektir. Laik bir devlette memur olmak veya adliyede görev yapmak, tek başına haram değildir. Bu meselede hüküm verirken memuriyetin adına değil, yapılan işin mahiyetine, kişinin görev ve yetkisine ve harama doğrudan katkı sağlayıp sağlamadığına bakmak gerekir.

Müslim’de geçen faiz hadisi, faizi yiyen, yediren, yazan ve şahitlik eden kimseleri ciddi şekilde uyarmaktadır. Buradaki tehdit, faiz akdinin kurulmasına ve yürütülmesine doğrudan iştirak eden fiillere yöneliktir. Nitekim Diyanet de faizli işlemlerde kişinin yaptığı işin niteliğini esas almaktadır.2

Zabıt kâtibinin ise hâkim gibi hüküm verme veya faizi uygulama yetkisi yoktur. Temel görevi, mahkeme işlemlerini ve verilen kararları usulüne uygun şekilde yazmak ve kayda geçirmektir. Dolayısıyla verilmiş bir mahkeme kararını teknik olarak yazmak ile faiz akdini yazmak veya faizin uygulanmasına doğrudan aracılık etmek aynı şey değildir. Bu sebeple, “Bir zabıt kâtibi faizli bir dosyayı yazdığı anda hadiste zikredilen kimselerden olur” şeklinde mutlak bir hüküm vermek isabetli olmaz.

Aynı şekilde, devletin bütün hükümlerinin İslam hukukuna göre düzenlenmemiş olması, o devletteki bütün memuriyetleri haram hâle getirmez. Memuriyet yemini de küfrü veya haramı tasdik etmek anlamına gelmediği, kişinin görevini kanunlar çerçevesinde dürüst ve adil şekilde yapacağına dair bir taahhüt olduğu sürece, tek başına haram kabul edilmez. Esas olan, kişinin batılı tasdik etmemesi, harama rıza göstermemesi ve bizzat haramın icrasına âlet olmamasıdır.

Bununla beraber, görev fiilen faiz işlemini işletmeye, teşvik etmeye, haramı meşrulaştırmaya veya açık bir zulmün icrasında doğrudan rol almaya dönüşürse, durum farklı değerlendirilir ve mesuliyet doğar. Bu nedenle mümkün olduğu ölçüde faiz, icra, kumar, içki veya açık haksızlıkların doğrudan merkezinde olmayan daha selametli bir birimde görev almak ihtiyat açısından daha uygun olur.

Geçim sıkıntısı da göz ardı edilmemelidir. Zaruret ve ihtiyaç, bazı şüpheli alanlarda ruhsat sebebi olabilir; ancak haramı helal hâle getirmez. Bu sebeple kişi mevcut şartlarda vazifesini harama rıza göstermeden, adalet ve dürüstlük içinde yerine getirmeli; imkân bulduğunda daha selametli bir alana geçmeyi tercih etmelidir.

Netice olarak: Zabıt kâtipliği, tek başına haram bir meslek olarak değerlendirilemez. Verilen bir kararı yazıya geçirmek, hüküm vermek veya haramı doğrudan icra etmekle aynı değildir. Bununla birlikte, mümkün olduğunca harama doğrudan temas etmeyen bir görev tercih etmek ve vazifeyi yerine getirirken harama rıza göstermemeye dikkat etmek daha ihtiyatlı bir yaklaşım olur.

Kaynakçalar
  1. Sahih-i Müslim, 1598.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız