Meleklerin makamları Allah’ın takdiriyle verilmiştir; insanlar gibi imtihana tâbi olup sonradan terakki ederek birbirlerini geçmeleri şeklinde anlaşılmaz. Çünkü melekler imtihana tâbi değildir; Allah'ın itaatkâr memurlarıdır. Bizler gibi nefis taşımadıkları için şerre meyilleri yoktur. Allah tarafından kendilerine hangi vazife verilmişse onu yerine getirirler. Bu sebeple isyan etmeyen, emrolunduklarını yapan mükerrem ve şerefli varlıklar olarak makamları da vazifelerine göre belirlenmiştir. Bir ayette şöyle buyrulur:
(Melekler şöyle derler:) “Bizden bir kimse yoktur ki mutlaka onun için, bilinen bir makam olmasın!”1
Üstad Bediüzzaman Hazretleri de konuyla ilgili şu ifadeleri kullanır:
Melâikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkıyâtları yoktur. Makamları sâbittir, tebeddül etmez. Kezâ hayvanâtın dahi şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sâbittir, nâkıstır. 2
Meleklerin vazifeleri, dereceleri ve makamları yaratılıştan itibaren farklıdır. Cebrâil Aleyhisselâm’ın vahiyde, Mikâil Aleyhisselâm’ın tabiat olaylarında, İsrâfil Aleyhisselâm’ın sûra üflemede, Azrâil Aleyhisselâm’ın ruhları almada vazifelendirilmesi de bu farklılığın bir tezahürüdür.
Saffat, 37/164.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 32.

