Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

22.10.2026

"Her Şey İçin İki Suret ve Şekil Vardır. Biri Maddiyedir... Diğeri Ma‘kuledir..." Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

22.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:

...Arkadaş! Her şey için iki sûret ve şekil vardır. Biri maddiyedir ki, âdetâ bir gömlek gibi her şeyin vücûduna göre kaderin takdîriyle biçilmiş şu görünen suretlerdir. Diğeri ma‘kūledir ki, bir şeyin yaşadığı bir ömürde mürûr-u zamanla değiştirdiği muhtelif maddî sûretlerin ictimâından tasavvur edilen bir sûret-i vehmiyedir.1

Bu kısım,, Cenab-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini ispat eden yerlerden birisidir. Bediüzzaman Hazretleri ilgili yerde bir atom üzerinden örnek vermektedir. Havadaki veya topraktaki bir atom, herhangi bir bitkinin, çiçeğin, meyvenin içine girebilir. Hangi ortama girerse girsin, oraya dahil olduğu andan itibaren o ortamın içinde çalışmaya başlar. Ardından o bitkiyi veya meyveyi bir hayvan veya bir insan yese, o hayvanın veya insanın bir herhangi biri organında çalışmaya başlar.

Bitkiler, çiçekler, meyveler, hayvan ve insanların organları… Bunların herbirisi adeta birbirinden çok farklı fabrikalardır. Aynı atom bu fabrikaların hepsine girebiliyor. Hangisine girse, sanki senelerdir o fabrikanın işçisiymiş gibi çalışıyor.

Buna şöyle bir örnek verebiliriz. Bir insan hangi fabrikaya girse, birden bire büyük bir usta gibi çalışmaya başladığını farzedelim. Otomotiv, tekstil, gıda, kimya, demir-çelik, cam, elektronik, çimento, ayakkabı, vs. Hangi fabrikaya girse, o anda hiç acemilik göstermeden ustalığını konuşturuyor. Bu durumu gördüğümüzde, bu kişinin normal bir insan olmadığını, olağan üstü güçlere sahip olduğunu düşünürüz.

Atomların hâli, bu örnekten çok daha gariptir. Çünkü farklı fabrikalara girip çalışan insan akıl sahibidir. Fakat atomlar, akıl ve şuur sahibi olmamalarına rağmen, girdikleri her fabrikada en doğru bir şekilde vazifelerini yerine getirmektedirler. Bu durum, o atomların kendi kendilerine değil, sonsuz bir kudret tarafından idare edildiklerini ispatlamaktadır. Sadece atomlar dahi, bize Cenab-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini göstermek için yeterlidir.

Başka bir örnek ise, meyvelerin çekirdekleridir. Bir çekirdek toprağa düşünce ağaca dönüşür. Çünkü o ağacın nasıl şekilleneceğine dair olan kanunlar, mucizevi bir şekilde ağaçın meyvelerinin çekirdeklerine kaydedilir. Daha sonra da o çekirdeğe kayıtlı olan o kodlar, mucizevi bir şekilde toprak tarafından okunarak yeni bir ağaca dönüşür. Bu işleri ağaca, çekirdeğe, toprağa vermek mümkün değildir. Yine, bütün kâinatı içine alan sonsuz bir ilim ve kudrete ihtiyaç vardır.

İşte tam da burada Bediüzzaman Hazretlerinin “ma‘kūle” kavramıyla ifade ettiği hakikat ortaya çıkmaktadır. Çünkü bir varlığın şu anki hâli ve görüntüsü Cenab-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini ispat eder. Fakat zaman içerisinde o varlığın başına gelen olaylar, bunu çok daha güçlü bir şekilde ispatlar. Atomların varlıklar içine girip çalışması, ağaçların programlarının çekirdeklere kaydedilmesi, hayvanların programlarının yumurtalara kaydedilmesi, bitkilerin programlarının tohumlarına kaydedilmesi, tekrar o programlardan ağaçların, hayvanların, bitkilerin ortaya çıkması o kadar büyük icraatlardır ki, ancak sonsuz ilim ve kudret sahibi olan bir Zât bunları yapabilir.

Dolayısıyla bir varlığın şu anki hâline göre, hayatı boyunca geçirdiği bütün hâller, Cenab-ı Hakk’ı daha aşikar gösterir. Bediüzzaman Hazretleri bu önemli noktayı göz önüne koyarak bizlere çok farklı bir bakış açısı kazandırmıştır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.29-30.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız