Muhakkak ki, şüphesiz ki şeklinde mealleri verilen ifadeler genellikle “inne” “انًَ” edatlarıdır. Müfessirlerin, Kur’ân’da yer alan ‘inne’ edatına verdikleri anlamları te’kid, ta’lîl ve “نعم /evet” olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Bunlardan te’kid’in asıl anlam olduğu ve Kur’ân’da en fazla bu anlamı ile kullanıldığı görülmektedir.1 Te’kid yani vurgulama, pekiştirme manası ise Türkçeye “şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, gerçekten vb.” şekillerde çevrilmiştir. Bu Arapça ’da çok sık bir rastlanılan bir edat kullanımıdır.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri ise “inne” “انًَ” edatı için şöyle demektedir;
Tahkîkî ifade eden (اِنَّ) deki nükte, şöyle tasvîr edilebilir ki: (اِنَّ) herhangi bir cümlede bulunursa, o cümlenin damını deler, hakîkate nüfûz eder. Ve o da‘vâyı veya hükmü aşağıya indirir. Hakîkate yapıştırmakla, o hükmün hayâlî veya zannî veya mevzu‘ veya hurâfe hükümlerden olmadığını ve ancak hakāik-i sâbiteden olduğunu isbat eder.2
Diğer sorunuz için bakınız;
https://risale.online/soru-cevap/kuranda-gecen-biz-ifadesi-zamiri
Ahmed b. Muhammed en-Nehhas, Meʿâni’l-Ḳur’ân, thk. Muhmmed Ali Sabunî, (Riyâd: Camiʿatu Ümmü’lKurrâ, 1408/1988), c.3, s.239.
Bediüzzaman Said Nursî, İşaretü'l İcaz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 59

