Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) kınayı hususen kadınlara tavsiye ettiği görülmüştür. Şöyle ki:
Hz. Âişe’nin şöyle dediği belirtilmektedir: “Bir kadın perde gerisinden Resûllullah’a eliyle bir mektup uzattı. Resûlullah elini geri çekip, ‘Bu elin kadın eli mi erkek eli mi olduğunu bilemem’ dedi. Kadın, ‘Kadın elidir’ deyince Hz. Peygamber, ‘Sen kadın olsaydın tırnaklarının rengini değiştirirdin’ buyurdu. Bununla o kına yakmayı kastetmişti.1
Bu hadisten hareketle kına kadınlar için ayırt edici bir özellik durumundadır. Ulemâ, bu hadisten yola çıkarak kına yakmanın kadınlara ısrarla tavsiye edilmiş olduğu sonucunu çıkarmıştır. Erkekler için ise el ve ayakların boyanması tedavi amacı dışında câiz görülmemiştir.2
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) kınanın şifa yönüne dikkat çektiği rivayetler de karşımıza çıkmaktadır. Şöyle ki:
Ubeydullah b. Ali b. Ebû Râfi'in ninesi ve Rasûlullah (s.a.v.)'in hizmetçisi Selmâ'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), başındaki ağrıdan şikâyet eden bir kişi yoktur ki ona "Kan aldır" dememiş olsun. Ayaklarındaki ağrıdan sızlanan bir kişi de yoktur ki ona, "Onlara kına yak" dememiş olsun.3
Nesai, Ziyenet, 2412
TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019 Ankara, c EK-2, s 58-59
Ebu Davud, Tıb, 3858

