İslam, Allah’tan başkasına ibadet etmeyi ya da bunu çağrıştıracak bütün tutum ve davranışları yasaklar. Belli vakitlerde namaz kılınmasının yasak veya mekruh olması da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Zira güneşin tam doğuş, tam tepe noktasında ve tam batış hâlinde olduğu zamanlar mecusilerin ibadet vakitleridir. Bu vakitlerde namaz kılmanın yasaklanması veya kısıtlanması, ateşperestlerin ibadet vakitleri ile çakışarak Müslümanların onlara benzememesi amacıyladır.
Konuyla ilgili Peygamber Efendimiz (sav) bazı hadislerinde şöyle buyurur:
Ukbe b. Âmir el-Cühenî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Üç vakit var ki Rasulullah (sav), o vakitlerde bizi namaz kılmaktan ve cenaze defnetmekten yasaklardı: 1- Güneş doğup biraz yükselinceye kadar, 2- Eşyaların gölgesiz hâlinden güneş batıya kayıncaya kadar, 3- Güneş batmaya yaklaşıp batacağı ana kadar.” 1
Enes b. Malik'ten rivayet edildiğine göre Rasullullah (s.a.v) şöyle buyurdu: ''Bu münafıkların namazıdır, bu münafıkların namazıdır, bu münafıkların namazıdır! Onların her biri Güneş, şeytanın iki boynuzu arasında ya da üzerinde olup sararıncaya kadar (yani Güneş batıncaya kadar) otururlar. Sonra kalkıp hızlıca dört rekat kılarlar. Burada da Allah'ı çok az zikrederler.” 2
Güneş doğdu mu artık namaz kılma, çünkü o şeytanın iki boynuzu arasında doğar. 3
Bu hadisi İmam Nevevî şu şekilde şerh eder:
Böyle bir vakitte güneşe secde eden kâfirlerin, kendisine secde eder gibi olmaları için başını güneşe oldukça yaklaştırır. O vakitte onun ve taraftarlarının, namaz kılan kimsenin namazını karıştırma imkânları ve güçleri bulunur. İşte bundan dolayı bu zamanda namaz mekruh görülmüştür. 4
Kerahet Vakitleri
Kerahet vakitleri ve bu vakitlerde namaz kılınıp kılınmayacağı ile ilgili Ömer Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihali'nde şu bilgileri verir:
Kerahet vakitleri beştir. Birincisi: Güneşin doğmasından bir mızrak boyu, yani beş derece (ki bizim memlekete göre kırk ile elli dakika arasında değişir) yükselmesine kadar olan vakittir.
İkincisi: Güneşin tam tepeye gelip tam zeval (doğudan batıya doğru kayma) anında bulunduğu vakittir.
Üçüncüsü: Güneşin sararmasından, gözleri kamaştırmaz bir hâle geldiği zamandan battığı zamana kadar olan vakittir.
Dördüncüsü: Fecr-i sadık (şafak)'ın doğmasından güneşin doğacağı zamana kadar olan vakittir.
Beşincisi: İkindi namazı kılındıktan sonra güneşin sararmasına, gözleri kamaştıramaz bir hâle gelmesine kadar olan vakittir.
Evvelki üç kerahet vaktinde ne kazaya kalmış farz namazlar, ne vitir gibi vacip namaz, ne de vaktiyle hazırlanmış olan bir cenaze namazı kılınabilir; ne de evvelce okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilavet secdesi yapılabilir. Aksi takdirde iadeleri lazım gelir. Bu üç vakitte nafile namaz da kılınmaz. Şu kadar var ki kılınacak olsa, mekruh olmakla beraber sahih olup iadesi lazım gelmez. Çünkü bu mekruhluk, nafile namazların sahih olmasına mâni olmaz.
Bununla beraber bu vakitlerden birine rastlayan bir nafile namazı bozup, kerahet vaktinden sonra kaza etmek daha faziletlidir. Bu üç vakit, ateşe tapanların ibadet zamanlarıdır. Onlara benzemekten kaçınmak, dinî bir hikmet icabıdır.
Diğer iki kerahet vaktinde ise yalnız nafile namaz mekruhtur. Farz ve vacip bir namaz mekruh değildir. Cenaze namazı ile tilavet secdesi de mekruh değildir. Bu iki vakitten birinde başlanılmış olan bir nafile namazı, kerahetten kurtulması için bozulursa, daha sonra kazası lazım gelir.
Güneşin batışı hâlinde yalnız o günün ikindi namazı kılınabilir. Fakat diğer bir günün kazaya kalmış olan ikindi namazı kılınamaz. Çünkü kâmil bir hâlde vacip olan bir ibadet, nâkıs olarak kaza edilemez. Kerahet vakti ise ibadetin nâkıs olmasına sebeptir.
Güneşin doğuşuna rastlayan herhangi bir namaz ise bozulur. Bu sebeple bir kimse, daha ikindi namazını eda etmekte iken güneş batsa, namazı bozulmaz. Fakat sabah namazını kılmakta iken güneş doğsa, namazı bozulur. Çünkü birinci takdirde yeni bir namaz vakti girmiş olur. İkinci takdirde ise namaz vakti çıkmış, yeni bir namaz vakti girmemiş olur.
Tam zeval (batıya kayma) anına rastlayan bir namaz, farz veya vacip ise bozulmuş, nafile ise mekruh olmuş olur. Yalnız İmam Ebu Yusuf'tan bir rivayete göre Cuma günü zeval vaktinde nafile namaz kılınması caiz, mekruh olmaktan beridir. Zeval vuku bulunca, yani güneş batı tarafına meyledince artık icma ile kerahet vakti çıkmış olur.
Mekruh olan bir vakitte okunan bir secde âyetinden dolayı o vakitte secde yapılabilir. Fakat bu secdeyi kerahet vaktinden sonraya bırakmak daha faziletlidir. Yine kerahet vakitlerinden birinde hazırlanmış olan bir cenaze namazı, o vakitte kılınabilir. Hatta daha faziletli olan da bu namazı tehir etmeyip hemen kılmaktır. Çünkü cenazelerde acele etmek gereklidir.
Güneş battıktan sonra da, daha akşam namazını kılmadan nafile namazı kılmak mekruhtur. Zira akşam namazı tehir edilmiş olur. Hâlbuki akşam namazında acele etmek, daha faziletlidir. 5
Ebû Dâvûd, Cenâiz, 55.
Ebu Davud, Salât, 5.
Nevevi, El-Minhac Şerhu Sahih-İ Müslm B. El-Haccac, Daru'l-Marife Lübnan, Beyrut 1428/2007, c. 3, s. 562.
Nevevi, El-Minhac Şerhu Sahih-İ Müslm B. El-Haccac, Daru'l-Marife Lübnan, Beyrut 1428/2007, c. 3, s. 566.
Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s. 226.

