Üstad Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ Lahikası'nda1 bahsettiği bir tevafuku, Risale-i Nur hakikatlerinin çok kıymetli ve makbul olduğuna dair bir işaret olarak ifade etmektedir. Şöyle ki:
Hapishanedeyken hakikatlerin yazıldığı esnada Bülbül, Kuddüs (kumru) ve Güvercin kuşlarının alışılmışın dışında hareket ederek yanlarına gelmesi; yine başka bir memlekette bulunan Halîl İbrâhîm Ağabey'in, kuddûs kuşu bahsi bulunan mektûbu aldıkları zaman odanın içinde Kuddûs kuşunun olması ve uçmaya çalışması gibi bazı olayların aynı zaman dilimi içinde gerçekleşmesini, Bediüzzaman Hazretleri hakikatli bir tevafuk olarak mektubunda dile getirmektedir.
Bediüzzaman Hazretleri, kuşların lisan-ı hâl ile "Ben de o mektûbla alâkadârım, bizi alâkasız zannetmeyiniz." dediklerini belirterek bu hakikati latifeli bir üslupla şairane mektubunda yazmıştır. Bu hadisenin ardından, başka bir mektupta bu hakikatli tevafuka dair şöyle bir sual gelmektedir:
Sen bir mektûbunda, şâirâne bir latîfeyi yani kuşların, mektûbları yazmak ve okumak zamanında yanınıza ve şâkirdlerin yanına gelmelerini o latîfeyi ciddî bir tarzda kardeşlerine yazdın. Hâlbuki o kuşlar, hâl-i âlemi ve Risâle-i Nûr’un hâdisâta karşı fâidesini bilecek mâhiyetinden uzaktırlar.2
Sualden de anlaşılacağı üzere buradaki latife; hakikatlerin yazılması ve okunması zamanında kuşların da gelmesi, âdeta taraftar olduklarını göstermeleri ve lisan-ı hâlleriyle bildirmeleri, gönle hoş gelen bir latifedir.
Üstad Hazretlerinin ifadesiyle buradaki hakikat ise yeryüzünde kaos ve savaş çıkarmak isteyenlerin gökyüzünde yapay kuşlar gibi dolaşan ve insanlığı zulme ve merhametsizliğe maruz bırakan gökyüzünün yapay kuşlarına karşılık, o hakiki kuşların beşeriyeti nurlandıran huzur ve saadeti temin etmeye çalışan Risale-i Nur ve talebelerini manen alkışlamalarıdır.3
Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1 s. 119.
Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1 s. 127.
Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 1 s. 128.

