RİSALE-İ NUR

20.07.2026

Yenilen Kadarının Gelmesi Ne Demektir? Bereket mi, Ta‘yin mi?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Kastamonu Lahikası'nda Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerine ikram ettiği miktarın aynısı kadar gelmiş. Neden 10 misli gelmediğini anlayamadım. O kısmı izah eder misiniz?

22.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Birkaç günden beri Üstadımızın ziyaretine gitmemiştik. Kardeşim Emin ile beraber Üstadımızın ziyaretine gittik. İkindi vakti beraber namaz kıldıktan sonra bize emretti ki: Size yemek yedireceğim. Burada ta‘yininiz var. Mükerreren dedi: Yemezseniz bana dokuz zarar olur. Çünkü yiyeceğinize karşı Cenab-ı Hak gönderecek. Yemek yemekten affımızı rica ettik. Emretti: Rızkınızı yiyin, bana gelir, dedi. Emrini kırmamak için lütuf buyurduğu tereyağı ve kabak tatlısını ekmek ile yemeye başladık. Daha sofrada iken, ümid edilmeyen bir vakitte, bir tarzda ve aynı mikdarda bir adam geldi; elinde yediğimiz kadar taze ekmek, aynı yediğimiz mikdarda fındık kadar tereyağı ve diğer elinde bize verilenin tam bir misli kabak tatlısı olarak kapıyı açtı. Artık taaccüb edilecek, hiçbir cihette tesadüfe mahal kalmadı. Risale-i Nur şakirdlerinin rızkındaki bereket-i Rabbaniyeyi gözümüzle gördük. Üstadımız buyurdular: İhsan on misli olacak. Halbuki bu ikram tam tamına mislidir. Demek ta‘yin ciheti galebe etti. Ta‘yin te’mini ise mizan ile olur.1

Bediüzzaman Hazretleri, kendilerine gönderilecek olan ikramın on misli olması gerektiğini söyler. Ancak gelen ikram, yenilen miktarla birebir aynıdır. Ne eksik ne de fazladır. Bediüzzaman Hazretleri bu hadise sebebiyle, gelen ikramın ihsan değil, ta'yin olduğunu belirtir.

Ta'yin kelimesinin sözlük anlamlarından biri, askere verilen erzak ve yiyecektir. Bu da belirli bir ölçü ile olur. O gün yemek listesinde ne varsa, her askere aynen o miktarda yiyecek verilir. Eksik veya fazla olmaz.

Paragrafın başına baktığımızda görüyoruz ki Bediüzzaman Hazretleri, Emin, Tahsin ve Hilmi ağabeylere "Burada ta'yininiz var." diyor. Adeta onları, manevi cihatta görevli bir asker gibi görüp ta'yinlerini yemelerini istiyor. Hadiseye bu şekilde baktığı için, gelen ikram da ta'yin olarak, yani asker adedi kadar geliyor. Yenilen kadar yerine konmuş oluyor.

Ayrıca ekmek, tereyağı ve kabak tatlısından sadece yenilen kadar gelmesi, bunun bir tesadüf olamayacağını, Cenab-ı Hakk tarafından gönderilen bir bereket olduğunu gösterir. Her şeyin, Allah'ın belirlediği bir ölçüyle gerçekleştiğini gözler önüne sermiştir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.56


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız