Özür sahibi kimse Hanefî mezhebine göre her namaz vakti için abdest alır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) özür sahibi bir kadına böyle yapmasını bildirmiştir.1 Özür sahibi, özrü dışında abdesti bozan farklı bir durum meydana gelmedikçe, vakit içinde aldığı abdestle dilediği kadar farz, vâcip, sünnet, kaza namazı, cuma ve bayram namazı kılabilir, Kâbe’yi tavaf edebilir ve Mushaf’a dokunabilir. 2 Ancak özür sahibinin abdesti namaz vaktinin çıkmasıyla bozulur. Dolayısıyla yeni namaz vaktinde tekrar abdest alması gerekir.
İmam Şâfiî’ye göre özür sahibi kimsenin bir namaz vakti içinde kılacağı her farz namaz için ayrı ayrı abdest alması gerekir. Zira onun abdesti kıldığı namaz bitince son bulmuş olur. Bu abdest ile dilediği kadar nâfile namaz kılabilir. 3
Mâlikî mezhebine göre özür sahibinin abdesti, vaktin girmesi veya çıkması ile değil, özrün dışında abdesti bozan bir şeyin meydana gelmesi ile bozulur. 4
Anlaşıldığı üzere Şafii ve Hanedi mezhebine göre ezanın okunması ile kişinin abdestini yenilemesi gerekmektedir. Ancak bir kimsede bulunan özür hâlinin, kişiyi ileri derecede sıkıntıya sokması ve abdest almada ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakması durumunda Mâlikî mezhebinin bu görüşü ile amel edilebileceği söylenmiştir.5
Ancak günümüzde büyük çoğunlukla camilerde abdest ve lavabo imkanları son derece gelişmiş olduğundan Maliki mezhebini taklid etmeyi gerektirecek kadar zorluk soruda bahsedilen mazeretin kapsamayacaktır kanaatindeyiz.
Buhârî, Vudû’, 63 [228]
Merğînânî, el-Hidâye fî Şerhi Bidâyeti’l-mübtedî (Leknevî Şerhi ile birlikte), İdâretü’l-Kur’an ve’l-‘Ulûmi’l-İslamiyye, Karaçi/Pakistan 1417, c.1, s. 34.
Şirbînî, Muğnî’l-muhtâc, Dâru’l-Ma’rife, Beyrut 1418/1997, c. 1, s. 282
(İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 1/41; Desûkî,Hâşiyetü’d-Desûkî ‘aleş-Şerhi’l-Kebir, Dâru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabiyye, Mısır ts.,c.1, s. 114-118.
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2018, s. 86.

