RİSALE-İ NUR

18.04.2026

0

İşârâtü’l-İ’câz’da Hurûf-u Mukattaa Seçiminin İ‘câz Sırrı

"Hece harflerinin adedi, elif-i sâkine hariç kalmak şartıyla yirmi sekiz harftir. Kur’ân-ı Azîmüşşân, sûrelerin başında bu harflerin yarısını zikretmiş, yarısını da terk etmiştir." Bu paragrafta anlatılmak istenen nedir? Elif harfini mi terk ediyoruz?

20.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Birinci Mebhas: (الٓمٓ) ile, sûrelerin evvellerinde bulunan hurûf-u mukattaadan teneffüs eden i‘câz hakkındadır. İ‘câz, inci gibi incecik letâif-i belâgatin parıltılarının imtizâc ve ictimâından tecellî eden bir nûrdur. Bu mebhasda, bu nûru birkaç letâif zımnında îzâh etmekle parlatacağız. Fakat her bir latîfe ince ve ziyâsı az ise de, letâifin hey’et-i mecmûasından hâsıl olan tam bir ziyâ ile fecr-i sâdık çıkacaktır.
Hece harflerinin adedi -elif-i sâkine hâriç kalmak şartıyla- yirmi sekiz harftir. Kur’ân-ı Azîmüşşân, sûrelerin başında bu harflerin yarısını zikretmiş, yarısını da terk etmiştir. Kur’ân’ın almış olduğu nısıf, terk ettiği nısıftan daha ziyâde kesîrü’l-isti‘mâldir.1

Bu paragrafta anlatılmak istenen şey, Kur’an’ın başındaki “hurûf-u mukattaa” denilen kesik harflerin (örneğin Elif-Lâm-Mîm (الم) gibi) rastgele değil, son derece kasdi ve mucizevi (i‘câzlı) bir şekilde seçildiğidir. Bediüzzaman Hazretleri bu metinde öncelikle “i‘câz” kavramı açıklanıyor. İ‘câz, Kur’an’ın insanları benzerini getirmekten aciz bırakacak derecede üstün bir ifade gücüne sahip olmasıdır. Bu üstünlük, tek bir özelliğe değil birçok ince anlam ve anlatım güzelliğinin birleşmesine dayanmaktadır. Aynı küçük küçük ışıkların birleşip büyük bir aydınlık oluşturması gibi.

Bediüzzaman Hazretleri daha sonra harf meselesine geçiyor. Arap alfabesinde (elif-i sâkine yani harekesiz, özel durumdaki elif hariç tutulduğunda) toplam 28 harf vardır. Kur’an, sûrelerin başındaki bu kesik harflerde bu 28 harfin tamamını kullanmaz. Kur'an'da geçen hurûf-u mukattaa harfleri, toplam harflerin sadece yarısını yani 14 tanesini kullanır, diğer 14’ünü ise hiç kullanmaz. Kur’an’ın seçtiği bu 14 harf, Arapçada en çok kullanılan (kesîrü’l-isti‘mâl) harflerdir. Yani en yaygın ve dilin temelini oluşturan harfler tercih edilmiştir.

Soruda geçen “Elif harfini mi terk ediyoruz?” meselesine gelince: Hayır, burada elif tamamen terk edilmiyor. Metinde “elif-i sâkine hariç” denilerek özel bir kullanım durumu dışarıda bırakılıyor. Yani Arapçada “elif (ا)” bazen gerçek bir harf (ünsüz gibi), bazen de sadece uzatma işareti (ses uzatan bir unsur) olarak kullanılır. İşte “elif-i sâkine” denilen şey bu ikinci durumdur. Bu yüzden “elif terk edildi” denmiyor. Aksine, elifin bir kullanım türü (uzatma görevi) teknik olarak harf sayımına dahil edilmiyor.

Sonuç olarak bu paragrafın vermek istediği ana fikir şudur: Kur’an’ın başındaki bu gizemli harfler (hurûf-u mukattaa) bile rastgele değildir. Hangi harflerin seçildiği, hangilerinin seçilmediği ve seçilenlerin dildeki kullanım sıklığı bile Kur’an’ın kasdi, ölçülü ve mucizevi bir düzenle indiğini göstermektedir. Bu da Kur’an’ın insan sözü olamayacağına dair bir işaret eden binler delilden birisidir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 27.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız