Bediüzzaman Hazretleri kâinattaki harika işleyişi anlatmak için sıkça bu kavramları kullanmaktadır. Bu kavramların manalarına değinecek olursak;
İntizam: Düzenli olma hâli, tertipli ve sistemli şekilde devam etme anlamına gelir. Düzenin uygulanması ve sürdürülmesi gibi düşünülebilir.1 Örneğin bir sınıfın sıralı ve temiz olması intizamı gösterir. Burada dikkat edilen nokta, düzenin aktif bir şekilde korunmasıdır. İntizam biraz daha “düzenli davranma” ve “düzene uygun hareket etme” anlamı taşır.
Tanzim: Dağınık olan şeyleri bir plana göre düzene koymak, sıralamak ve organize etmektir. İntizam bir durumsa, tanzim o durumu kurma eylemidir.2
Tavzif: Birine bir görev (vazife) vermek, onu bir iş için görevlendirmektir. Örneğin, güneşin dünyayı ısıtmakla görevlendirilmesi bir tavziftir.3
Tevzin: Bir şeyi ölçülü yapmak, tartmak ve dengede tutmaktır. Her şeye ihtiyacı kadar olanı tam ölçüsünde vermektir.4
Bu dört kavramın arasındaki farkı bir saat fabrikası örneğiyle anlatacak olursak;
Fabrikadaki çarkların her birinin kendi yerinde tıkır tıkır çalışması intizamdır. Bu çarkları oraya belirli bir planla yerleştiren mühendisin yaptığı iş ise tanzimdir. Çarkların her birine "sen akrebi döndüreceksin, sen yelkovanı" denilerek bir iş yüklenmesi tavziftir. Son olarak, bu çarkların ne çok hızlı ne de çok yavaş dönecek şekilde milimetrik bir hassasiyetle ayarlanması, yani sistemin dengelenmesi ise tevzin kavramıyla ifade edilmektedir. Bu kavramlar Risale-i Nur'da ise şöyle geçmektedir:
Meselâ her bir çiçekte, her bir meyvede bir mîzân var. Ve o mîzân, bir intizâm içinde; ve o intizâm, tazelenen bir tanzîm ve tevzîn içinde; ve o tevzîn ve tanzîm, bir ziynet ve san‘at içinde; ve o ziynet ve san‘at, ma‘nîdâr kokular ve hikmetli tatlar içinde bulunduğundan, her bir çiçek o ağacın çiçekleri adedince Hakîm-i Zülcelâl’e işaretler ediyor. Ve bu bir kelime olan bu ağaçta ve bir harf hükmünde olan bir meyvede bulunan bir çekirdek noktası, bütün o ağacın fihristini ve programını taşıyan küçük bir sandukçadır.5
Bir çiçeğe veya bir meyveye bakıldığında önce mizan, yani ölçü ve denge görülür. Bu ölçü tesadüfen oluşmamıştır. Her yaprak, her renk, her oran yerli yerindedir. İşte bu ölçünün sürekli ve uyumlu bir şekilde devam etmesine intizam denir. İntizam, varlıkların gelişi güzel değil, belirli bir düzen içinde yaratıldığını göstermektedir. Fakat bu düzen sabit ve donuk değildir. Her bahar yeniden kurulmakta, her mevsim yeniden ortaya çıkmaktadır. İşte tanzim, varlıkların belli bir plan ve programla yerleştirilmesi, düzenlenmesi ve tertip edilmesi demektir. Bir ağacın dallarının, yapraklarının ve çiçeklerinin belli bir sisteme göre ortaya çıkması bu tanzimin açık bir göstergesidir. Bununla beraber yalnızca düzenlemek yeterli değildir. Her şeyin miktarının da tam yerinde olması gerekir. İşte bu da tevzin, yani ölçerek dengeleme ve uygun miktarlarda taksim etme demektir. Bir çiçekteki renklerin ne fazla ne eksik oluşu, kokusunun tam gerektiği kadar verilmesi veya bir meyvedeki şeker oranının dengesi tevzinin bir sonucudur. Böylece intizam düzeni, tanzim o düzenin kurulmasını, tevzin ise o tertip içinde her şeyin ölçüyle dağıtılmasını ifade etmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 156.

