RİSALE-İ NUR

11.04.2026

2

Risale-i Nur’da Asrın En Büyük Hastalığı Neden İmansızlık Olarak Gösterilir?

Risale-i Nur’da “asrın hastalığı imansızlıktır” tespiti Hz. Üstad'ın hangi gözlemlerine dayanır?

23.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Hazretlerinin “asrın hastalığı imansızlıktır” tespiti, yalnız ferdî zayıflıklara değil; zamanın umumî cereyanlarına, fikir akımlarına ve toplum hayatında görülen neticelere dayanır. Evvela Van'da Tâhir Paşa'nın konağında kaldığı dönemlerde karşılaştığı bir haber ile ruhunda, iman üzere çalışmak için müthiş bir uyanış başlar. Şöyle ki:

Bir gün, Vâli Tâhir Paşa’nın gazeteden gösterdiği bir haber, onun hayatında dönüm noktası oldu. Habere göre; İngiltere Sömürgeler Bakanı, mecliste yaptığı bir konuşmasında, elinde tuttuğu Kur’ân’ı göstererek şöyle diyordu: “Bu Kur’ân Müslümanların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ya bu Kur’ân’ı onların elinden almalıyız yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız.” İşte bu müthiş haber, Bediüzzaman Hazretleri’nde tarifin üzerinde bir tesir uyandırmıştı. İstidadı şimşek gibi alevli, duyguları ve bütün letâifi uyanık ve ilim, irfan, ihlas, cesaret ve kahramanlık gibi harika inayet ve seciyelere mazhar olan Üstad Hazretleri’nin, bu haber üzerine: “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez mânevî bir güneş olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim” diye kuvvetli bir niyet ruhunda uyanır ve bu gayretle çalışır.1

Bediüzzaman Hazretleri zaten yaptığı toplumsal gözlem ve analizler ile Müslümanların içerisinde bulunduğu zayıf durumun, iman zaafiyetinden kaynaklandığına dair tefekkürlerde bulunuyordu. Bu haber ile bunu tescillemiş olacak ki artık bütün mesaisini Kur'ân ve iman davası üzerine sarf edecekti. Zira bu haber, iman hakikatlerine ve Müslümanların mukaddesatına yapılacak saldırıların habercisi idi.

Bununla birlikte, özellikle Fransız İhtilali ile birlikte sapkın ve taassuplu din adamlarının saltanatını sona erdiren Batı, artık bilimde ve fende inancı ve vahyi tamamen göz ardı ederek dinsiz bir bilim olan materyalizmin, yani maddeciliğin temellerini atmaya başladı. Bunun neticesinde ise eski zamanlarda dalâlet, daha çok cehaletten gelen dinsizlik iken; artık fen ve felsefe namıyla ortaya çıkmaya başladı. İmana itiraz eden fikir akımları artık fen ve felsefeye sığındı. Nitekim artık pozitif ilimler, dinsizliğe ve inançsızlığa hizmet eder hâle geldi. Bediüzzaman Hazretleri de bunu görmüş olacak ki risalelerinde "fen ve felsefeden gelen dinsizlik" ibaresini sıklıkla kullanmaktadır.

Ayrıca risalelerin farklı farklı yerlerinde Hz. Üstadın uyarı niteliğinde ifade ettiği;

  • Gafletin şahsî olmaktan çıkıp içtimâî hâle gelmesi;

  • Dünyanın cazibesi, sefahat ve hevesâtın kitleleri kuşatması,

  • İman esaslarının doğrudan hedef alınması; Allah’a îman, haşir, nübüvvet ve kader gibi hakikatlerde şüphelerin yayılması,

  • Siyaset, medeniyet telâkkisi ve dünyevî meşguliyetlerin, insanların ebedî hayatı unutturacak derecede nazarları âhiretten çevirmesi gibi temel bazı hususları fark eden Bediüzzaman Hazretleri, asrın hastalığının imansızlık olduğu kanaatine varmıştır. Bu sebeple Hz. Üstad, bu asırda en büyük hizmetin doğrudan îmanı kurtarmak ve tahkikî îmanı ders vermek olduğunu beyan eder.

Kaynakçalar
  1. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1 s 81


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız