Bu hadis-i daha iyi anlamak için şu iki âyeti öncelikle bilmek gerekmektedir:
(O,) size ancak ölüyü (usûlünce kesilmeden veya avlanmadan ölen hayvanı),(akan) kanı, domuz etini ve kendisi Allah'dan başkası için kesilen (hayvanın etin)i haram kılmıştır. Fakat (başkasının hakkına) tecavüz edici olmadan ve haddi (zarûret mikdârını) aşıcı olmadan kim (bunlardan ölmeyecek kadar yemeye) mecbur kalırsa, artık ona bir günah yoktur. Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir. 1
De ki: “Bana vahyolunanlar içinde bunu (bu haram dediklerinizi) yiyecek olan bir yiyici kimseye, haram kılınmış bir şey bulmuyorum; ancak (o şeyin) ölü (usûlünce kesilmeden veya avlanmadan ölen bir hayvan) veya akıtılmış kan veya domuz eti, ki o pistir, veya (kesilirken) üzerine Allah'dan başkasının adı zikredilmiş (olmakla açıkça işlenen) bir fısk olması müstesnâ. Fakat (başkasının hakkına) tecâvüz edici ve haddi (zarûret mikdârını) aşıcı olmadan, kim (ölmeyecek kadar bunlardan yemeye) mecbur kalırsa, artık (bilsin ki) şübhesiz Rabbin, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.”.2
Görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim’de normal yolla kesilmeden ölen hayvanların etinin ve kanının yenilmesi genel bir ilke olarak yasaklanmıştır. Ancak Peygamberimiz (asm) bu ayetleri tefsir ederken hadiste iki ölü ile iki kanın istisna olarak helal kılındığını şöyle ifade etmektedir:
Bize iki ölü (hayvan) ile iki kan helâl kılındı. İki ölü, balık ve çekirge; iki kan ise karaciğer ve dalaktır. 3
Karaciğer ve dalağın kan olarak bahsedilmesi hakikî anlamda tamamen kan demek değildir. Arap dilinde bu, içinde yoğun kan bulunan organlar için kullanılan bir teşbih, benzetme tarzıdır. Yani kanla çok ilişkili organlar, kanın yoğun bulunduğu dokular manasında kullanılmıştır. Karaciğer vücudun en fazla kanlanan organlarından biridir; dalak ise kanı süzen ve depolayan bir organdır.
Bakara 2/286.
En'âm, 6/145.
İbn Mâce, Et'ime, 31.

