Bağış Yap

SİYER VE HADİS-İ ŞERİF

04.11.2026

"Hikmet Müminin Yitik Malıdır" Hadisi Ne Anlatır, Hikmetli İnsan Nasıl Olunur?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

04.11.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Hikmet, en kısa ifadesiyle doğruyu bilmek, doğruyu yerli yerince söylemek ve faydalı olanı yapmaktır. Hikmet; ilim, basiret, isabet, ölçü, fayda ve hayır manalarını içine alır.

Seyyid Şerif el-Cürcani hikmeti, “İnsanın gücü ölçüsünde eşyanın mahiyet ve hakikatlerini bilmesi” şeklinde tarif eder. Bu tarifte hikmet, sadece bilgi sahibi olmak değil; eşyanın iç yüzünü, maksadını ve hakikatini kavramak manasına gelir. Elmalılı Hamdi Yazır ise hikmet kelimesinin kök manasında iyiliği elde etme ve kötülüğe engel olma bulunduğunu ifade eder. Bu cihetle hikmetin fayda kavramıyla yakın alakası vardır. Ona göre hikmet, bazen “sebebin sebebi” yahut “amacın sonucu” manasında da kullanılır. En geniş manasıyla hikmet, doğru bilgi ve faydalı iş demektir. 1 İlgili hadis şöyle geçmektedir:

Ebu Hüreyre (ra) şöyle rivayet etmektedir:

Resulullah Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurur: Hikmet, mü’minin yitik malıdır; onu nerede bulursa almaya en ziyade kendisi hak sahibidir. 2

Bu hadis-i şerifte geçen hikmet; faydalı ilim, hakikat, doğru bilgi, insanı hayra sevk eden isabetli söz ve derin kavrayış manalarına gelir. Hadisin verdiği ders ise şudur: Bir insan kıymetli bir malını kaybettiğinde onu nerede bulursa hemen sahiplenir. Mü’min de bunun gibi, nerede ve kimde doğru, hayırlı ve faydalı bir söz yahut bilgi bulursa onu alır, benimser ve istifade eder. Burada bizim için asıl ölçü, sözü söyleyen kişinin kimliği değil; sözün doğru, hak ve faydalı olmasıdır. Fakat bu, her duyulan sözü kabul etmek demek değildir. Hikmet, Kur’an ve Sünnet’e uygun olan hakikattir. Batıl, hurafe veya yanlış fikir hikmet sayılmaz. Bu cihetle mü’min, hakikati arar; fakat onu daima hak ölçüleriyle tartar. 3

Bu hadis aynı zamanda mü’minin ilme ve hakikate karşı daima açık olması gerektiğini de gösterir. Mü’min, “Ben biliyorum” diyerek gelişmesinin önünü tıkamaz. Doğruyu nerede bulsa alır. Çünkü hikmet, insanı hayra götüren bir nurdur. Kur’an-ı Kerim’de hikmet büyük bir nimet olarak şöyle zikredilir:

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. 4

Demek ki hikmet, yalnız bilgi çokluğu değil; bilginin hayra, isabete ve salih amele dönüşmesidir. Hikmetli konuşmak, sözü yerinde, zamanında, ölçülü ve faydalı söylemektir. Muhatabın halini gözetmek, doğru sözü uygun üslupla ifade etmek, kırmadan ve incitmeden hakkı anlatmak hikmetli konuşmanın esaslarındandır. Bununla beraber lüzumsuz, faydasız ve boş sözlerden kaçınmak da hikmetin bir şubesidir.

Hikmetli insan ise ilmiyle amel eden, hadiselerin yalnız dış yüzüne değil neticelerine ve manalarına da bakabilen, öfke ve heva ile değil aklıselim ve ölçü ile hareket eden kimsedir. Böyle bir insan, doğruyu kim söylerse söylesin alçak gönüllülükle kabul eder; bildiğini de hayra sarf eder.

Netice olarak hikmet; hakikati bilmek, hayrı tercih etmek, doğruyu güzel bir üslupla ifade etmek ve her şeyi yerli yerinde yapabilmektir. Mü’minin vazifesi de hikmeti aramak, bulduğu doğruyu almak ve onunla amel etmektir.

Kaynakçalar
  1. İlhan Kutluer Hikmet Tdv İslâm Ansiklopedisi, 1998, c.17, s.514-515

  2. İbn Mace, Zühd, 4169

  3. Sünen-i İbn-i Mâce Tercemesi ve Şerhi, Haydar Hatipoğlu, Kahraman Yayınları, c.10, s.443–444

  4. Bakara, 2/269

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız