İlgili yer Kastamonu Lahikası'nda şöyle geçmektedir:
Risâle-i Nûr bir dâire değil, mütedâhil dâireler gibi tabakātı var. Erkânlar ve sâhibler ve hâslar ve nâşirler ve talebeler ve tarafdârlar gibi tabakātları var. Erkân dâiresine liyâkati olmayan, Risâle-i Nûr’a muhâlif cereyâna tarafdâr olmamak şartıyla, dâire hâricine atılmaz. Hâsların hâsiyeti bulunmayan, zıd bir mesleğe girmemek şartıyla talebe olabilir. Bid‘a ile amel eden, kalben tarafdâr olmamak şartıyla dost olabilir. Onun için az bir kusur ile düşman sınıfına iltihâk etmemek için, dışarıya atmayınız. Fakat Risâle-i Nûr’un erkânlarında ve sâhiblerindeki esrâr ve nâzik tedbîrlere onları teşrîk etmemek gerektir. 1
Risâle-i Nûr hizmeti tek bir daire değildir; “mütedâhil dâireler gibi tabakātı var.”
Erkânlar, sâhibler, hâslar, nâşirler, talebeler ve tarafdârlar. Bu sıralama, hizmette herkesin aynı derecede olmadığını; iç içe daireler hâlinde farklı yakınlık ve vazife mertebeleri bulunduğunu gösterir. Bu çerçevede:
Erkânlar, en iç dairede bulunan, hizmetin dirâyet, ihlâs, sadâkat ve tesânüd cihetinde öne çıkan zâtlardır. Medresetü’z-Zehrâ erkânları olarak başta Husrev Efendi olmak üzere Hâfız Ali, Hâfız Mustafa, Küçük Ali, Tâhirî ve Rüşdü zikredilmiştir.
Sâhibler, Risâle-i Nûr hizmetini sahiplenen, mes’uliyet taşıyan hususî tabakadır.
Hâslar, umum talebeler içinde daha hususî sadâkat ve yakınlık gösterenlerdir.
Nâşirler ve talebeler, hizmet dairesinde bulunan, Risâle-i Nûr'un neşrine ve yayılmasına çalışan; fakat erkân ve sâhibler derecesinde olmayan kimselerdir.
Tarafdârlar ve dostlar, daha dış dairede olup Risâle-i Nûr’a muhâlif cereyâna girmeyen kimselerdir.
Risale-i Nur’da Haslar ve Erkânların Şahs-ı Maneviyi Temsil Etmeleri CEVAPLANDI EKLENECEK
Medresetü’z-Zehrâ Erkanları CEVAPLANDI EKLENECEK
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.320

